KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1809 - 2025/339
- Esas no
- 2024/1809
- Karar no
- 2025/339
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/07/2024
- Numarası
- 2019/270 Esas - 2024/406 Karar
- Başvuran davalı
- TASFİYE HALİNDE HÜR SİGORTA A.Ş.
- Vekili
- Av....
- Başvuran davalı
- **** ****
- Vekili
- Av....
- Davacılar
- 1-......
Karar Metni
1.558 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
2-...... 3-...... 4-...... VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 16.09.2024 - 26.08.2024
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 23.10.2024
KARAR TARİHİ : 19.02.2025
YAZIM TARİHİ : 19.02.2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
12.09.2009 tarihinde davacı ...'ın kullandığı diğer davacıların yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca, davalı bakanlığa ait ... plakalı araç sürücüsünün kusuru ile çarptığını, aracın pert olduğunu, davacı ...'in bir ay işinden geri kaldığını, davacı ...'ın sol ayağının kopma noktasına geldiğini ve malul kaldığını, davacı ...'ın sol ayağının diz altından, sağ ayağının kalçadan kırıldığını ve malul kaldığını, davacı ...'in ise kafa tasının çatladığını ve ameliyat geçirdiğini, uzun süre tedavi gördüklerini belirterek davacı ... için 25.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi, davacı ... için 80.000,00 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi,
davacı ... için 15.000,00 TL manevi ve ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın, sigorta şirketinin sorumluluğu maddi tazminat ile ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, faiz talebinin haksız olduğunu, SGK ödemelerinin sorgulanması gerektiğini, olayda hatır taşıması olduğunu, manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu, müşterek müteselsil tahsil hükmü kurulmaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İçişleri Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/307 esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığını, 2014/708 sayılı dosyada ise manevi tazminat talepli davalarının bulunduğu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulü ile, Maddi tazminat yönünden.
25.000,00 TL tazminatın davacı ...'a, 80.000,00 TL tazminatın davacı ...'a davalı İşçişleri Bakanlığı yönünden kaza tarihi olan 12.09.2009, davalı Hür Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihi olan 28.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, (davalı Hür Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) Manevi tazminat yönünden.
5.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 12.500,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 8.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 6.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'e kaza tarihi olan 12.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacılara verilmesine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı tasfiye halinde Hür Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının gerekçesinde "Davacılardan ..., 80.000,000 TL maddi tazminat talep etmiş, zararı ise 54.968,39 TL hesaplanmıştır.
Mahkememiz tarafından her ne kadar zarar 54.968,39 TL kabul edilmiş ise de kısa kararda sehven 80.000,00 TL yazılmış ve davacı ... lehine 80.000,000 TL'ye hükmedilmiş, bu yanlışlık kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmaması için gerekçeli kararda düzeltilmemiş sadece bu hususa değinilmek ile yetinilmiştir.“ dendiğini ancak hüküm kısmında davacı ... lehine 80.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, maddi tazminat yönünden açık bir şekilde hatalı hüküm kurulduğunu,
hükme esas Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1010 E. 2024/155 K. sayılı dosyasına sundukları beyan ve itirazlarının dikkate alınmadan ve gerekçeli kararda tartışılmadan hüküm kurulduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İçişleri Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davalı idare personelinin herhangi bir kusur ve ihmali bulunmadığını, kazaya ilişkin ceza dosyasında mevcut bulunan delil, tanık anlatımları ve kusur raporlarının mahkemece göz önünde bulundurulmadığını, kazaya ilişkin ceza yargılaması yapılmışsa dosya içerisindeki kusur tespiti dikkate alınarak kazanın oluşumunda kimin ne ölçüde kusurlu olduğu raporda ortaya konulması gerektiğini,
2918 Sayılı K.T.K.'nun 85/1.maddesine ve Yargıtay 4.HD’nin 2007/8458 E. 2007/13024 K. Sayılı kararında da KTK 86/1 uyarınca kurtuluş beyyinesi getirilebileceği yönündeki kararına göre davalı kurumun sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, dosyaya konu zarar sebebiyle zorunlu trafik sigortası kapsamında sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumundan alınmış/alınacak tazminat kalemi belirtilmediği,
SGK tarafından davacılara bağlanan bir aylığın olup olmadığı tespit edilmeksizin yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda güncel Yargıtay içtihatları incelenmeksizin hukuka aykırı olarak artık güncelliğini yitirmiş olan “1931 tarihli PMF” tablosu esas alınarak hesaplama yapıldığını, yapılan hesaplamada TRH 2010 tablosunun esas alınması gerektiğini, davacının tedavi ve iyileşme sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı;
nihai tedavi sürecinin tamamlanması sonrasında kalıcı olarak meslekten kazanma gücü oranının tespit edilmesi gerektiğini, davacı ...’a 19.04.2017 tarihinde SGK tarafından 4.468,80TL tutarında geçici işsizlik ödemesi yapıldığını, bilirkişi raporunda davacılara ödenen bedellerin toplam tazminattan mahsup edilmek sureti ile hesaplama yapılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, 12.09.2009 tarihinde, davacılardan ..., ..., ...'ın yolcu olarak bulunduğu davacı ...'ın sürücüsü olduğu araç ile davalı idarenin işleteni olduğu, davalı sigorta nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortalı aracın çarpması sonucu davacılar yaralanmıştır.
Dosya kapsamından davacılar tarafından davalılar aleyhine Kocaeli AHM'nin 2013/1010 E. 2024/155 K sayılı dosyası üzerinden aynı hukuki sebebe dayalı olarak maddi tazminat talep edildiği, mahkemece davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak davacılar lehine kesin nitelikte 3.000,00'er TL maddi tazminata hükmedildiği, iş bu davada ise davacılar tarafından aynı kazaya ilişkin yaralanma nedeniyle manevi tazminat ile ilk açılan davanın kısmi dava olması ve taleplerinin zamanaşımına uğrama ihtimali sebebiyle ek maddi tazminat talep edildiği , mahkemece Kocaeli AHM'nin 2013/1010 E. 2024/155 K sayılı dosyasında hükme esas alınan kusur, maluliyet ve 03.01.2024 tarihli ek aktüer raporu esas alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Kaza sonrası Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/17008 sayılı soruşturma dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda kazanın oluşumunda dava dışı araç sürücüsü ...'un 3/8 oranında, davacı sürücü ...'ın 5/8 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kazaya dair yürütülen ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 25.01.2010 tarihli raporda kazının oluşumundan davacı sürücü ...'ın asli, dava dışı sürücü ...'un tali kusurlu bulunduğu, dava dışı sürücünün tali kusuruna göre cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Kocaeli AHM'nin 2013/1010 E. 2024/155 K sayılı dosyasında kazanın oluşumunda davacı sürücünün % 65, dava dışı sürücünün %35 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, ilk derece mahkemesince bu kusur oranı esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Yine hükme esas alınan Kocaeli AHM'nin 2013/1010 E. 2024/155 K sayılı dosyasında Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan maluliyet raporlarına göre trafik kazası ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacı ...'ın ve ...'in dava konusu yaralanmalarının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı,...'ın iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 1 ay, ...'in 3 ay olduğu, davacı ...'un dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %4, iyileşme süresinin 9 ay, davacı ...'ın dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %2,3, iyileşme süresinin 6 ay olduğu olduğu tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, lehine maddi tazminata hükmedilen davacı ... ve ...'ın araçta yolcu olarak bulunduğu, davacı yolcuların kazaya neden olacak, trafik kuralı ve yasağı ihlal edecek davranışta bulunmadığı,
davacı yolculara kazanın oluşumunda kusur atfedilemeyeceği, her nekadar mahkemece hükme esas alınan 03.01.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda davacı yolcular bakımından davacı sürücü ...'ın % 65 oranında kusurlu olduğundan tazminat miktarından bu oranda indirim yapılarak davalıların sorumluluğuna gidilmesi hatalı ise de taleple bağlı kalınarak 80.000 TL üzerinden davacı ... bakımından davanın kabulüne karar verilmesi netice itibarile doğru bulunduğu, istinaf edeninin sıfatı dikkate alındığında dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki kusur oranının hükme esas alınmasının yerinde görüldüğü,
mahkemece alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlendiği ve kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği, mahkemece hükme esas alınan aktüer raporun PMF1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre düzenlendiği,
güncel Yargıtay içtihatlarına göre raporun TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlenmesi gerekmekte ise de, bu tabloda yaşam süreleri PMF 1931 tablosuna göre daha uzun olduğundan istinaf edenin konumuna göre aleyhe kaldırma yapılmayacağı dikkate alınarak davalılar vekilinin aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamalara yönelik istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı İçişleri Bakanlığı vekili ile davalı Hür Sigorta A.Ş vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1809, K. 2025/339, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama