KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna Katılma Yoluyla İstinafa
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1810 - 2025/1650
- Esas no
- 2024/1810
- Karar no
- 2025/1650
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/05/2024
- Numarası
- 2021/582 Esas - 2024/278 Karar
- Başvuran davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Başvuran davalı
- ....
- Vekili
- Av. ......
- Başvuran davalı
- **** ****
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ......
- Vekili
- Av. ....
- Davanın konusu
- Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle
- Başvuru tarihi
- 22.08.2024 - 30.08.2024 - 13.09.2024
- İstinafa geliş tarihi
- 23.10.2024
- Yazım tarihi
- 24.09.2025
Karar Metni
1.921 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
03.04.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaya olarak ilerlerken davalı ...'un maliki olduğunu, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki İtalya menşeli ... plakalı aracın çarpmasıyla yaralamalı kaza meydana geldiğini, davacının kaza neticesinde ağır maddi ve manevi mağduriyet yaşadığını, davalı sürücünün hız limitlerinin çok üzerinde drift yaparak aracın kontrolünü kaybetmesi neticesinde davacıya çarpmasında asli ve tam kusurlu olduğunu,
davacının kaza sonrasında Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinden alınan rapor ile %60 oranında maluliyet tespitinin yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500 TL maddi, 500 TL tedavi gideri tazminatının kaza tarihi olan 03.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde; kusur durumuna ve davacının maluliyet oranına itirazlarının bulunduğunu, dosyada trafik kazası tespit tutanağı dışında kusur durumunu bildirir rapor bulunmadığını, sadece trafik kazası tespit tutanağına dayanılarak kusur oranlarının takdir edilemeyeceğini, Güvence Hesabı ZMMS olmayan araçların 3. kişilere verdiği sadece bedensel zararlardan sorumlu olduğunu, bedensel zararlara ise sağlık giderlerinin dahi olmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500 TL tedavi giderinin,
500 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (güvence hesabı yönünden sorumluluk limitleri ile sınırlı olmak üzere) müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının kullandığı aracıyla kavşakta dönerken araçta teknik bir sorun yaşadığını, bu teknik sorun nedeniyle bir anda direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun kenarında bulunan davacıya çarptığını, davacının kaza anında aracın kontrolden çıktığını gördüğünü, bulunduğu yeri değiştirme imkanına ve kendisini koruyabilme imkanına sahip iken maalesef kendisini kazadan koruma konusunda hiçbir çaba ve gayret göstermediğini, kazanın meydana geldiği tarihte ve saatlerde korona nedeniyle sokağa çıkma yasağı olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin davacının evine de uzak olduğunu,
sokağa çıkma yasağının bulunduğu saatlerde davacının evde olması ve dışarı çıkmaması gerekirken dışarıda yaya olarak bulunduğunu, davacının çalıştığı iddialarının doğru olmadığını, bir kaza sebebiyle bu durumu haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak kullanmak için davacıyı hali hazırda çalışan bir işçi gibi göstermenin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davalının kendisinden haberi ve izni olmadan araç ile trafiğe çıktığını, sonrasında da davacı taraf ile aralarında trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada herhangi bir eylemi ve kusurunun bulunmadığını, kazada sadece araç sahibi olması sebebiyle sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile sürekli geçici iş göremezlik ve bakım giderine ilişkin olarak 1.024.277,03 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... için 03.04.2021, davalı Güvence Hesabı için 07.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (Güvence Hesabı teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) davacıya verilmesine, 15.000 TL tedavi giderinin davalılar ... ve ... için 03.04.2021, davalı Güvence Hesabı için 07.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (Güvence Hesabı teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı Güvence Hesabı vekili (katılma yoluyla) tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesince alınan aktüerya raporuna yaptıkları itiraz sonucu ek rapor aldırıldığını, ek rapor de iki 2 alternatifli bir hesaplama yapıldığını, Güvence hesabı yönünden %42,5 maluliyet yönünden diğer davalılar (araç sahibi ve şoför yönünden) Yargıtay 17. HD 2010/551 E 2010/4080 sayılı kararı gereği bu kişilerin BK sorumlulukları olduğu,
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı oranı olan %61 lik maluliyet oranı kapsamında tazminattan sorumlu olmasına karşın ilk derece mahkemesi bu konuda eksik ve hatalı yargılama yaptığını, dosya heyete tevdi edildikten sonra %61 lik oran yönünden bilirkişiden bir hesaplama alınmadığını, eksik hususlar ile ilgili yeniden rapor aldırılması taleplerinin karşılanmadığını, 14.11.2023 tarihli duruşmada 13.11.2023 tarihli yeniden rapor aldırılması taleplerinin reddedilerek ıslah için süre verildiğini,
14.11.2023 tarihli duruşmada yeni duruşma tarihinin 23.01.2024 olarak belirlenmesi sonucu güncellenen asgari ücrete göre hesaplama yapılması talep ettiklerini ve 14.02.2024 tarihli duruşmada kabul edilerek dosyanın ek rapora gönderildiğini, alınan ek raporda hesaplanan tazminat miktarı 1.471.286,97 TL olarak belirlenmesine ve tarafımızca ıslah edilen maddi tazminat miktarı 1.460.711,97 TL olmasına karşın ilk derece mahkemesi asgari ücret güncellemesi öncesinde alınan ek rapordaki 1.024.277,03 TL'lik miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, maddi tazminatın,
hüküm tarihine en yakın veriler üzerinden belirlenmesi gerektiğinden son asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmesi gerekirken mahkemenin bu konuda açık hukuk aykırı karar verdiğini, dosyaya sunulan masrafların, şu aşamada yapılacak olan masrafların belli olduğunu, tedavi giderleriyle ilgili taleplerini saklı tuttuklarını, bu talepleri yönünden tam kabul kararı verilmesi gerekirken kısmi kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin söz konusu kazadan davalıyı da sorumlu tutmasının tek sebebi araç sahibinin sorumluluğundan kaynaklandığını, ancak davaya konu olayda açıkça davalının sorumlu tutulamayacağı düzeyde illiyet bağı kesildiğinden söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hangi işlemin kısa süreli olup hangi işlemin illiyet bağını kesecek derecede uzun süreli olduğuna dair herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, davacı tarafın bu ifadelerinin asılsız olduğunu, davalı ...'un yaşanan bu olaydan dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığını,
davalı ...'un, ...'a aracını temizlik , bakım ve onarım bakım vermesi bununla birlikte verdiği an trafiğe çıkmaması gerektiği söylemesi fakat davalı ...'in davalı ...'in ifadelerine hiç bir şekilde aldırış etmeden davalının aracı ile trafik kazasına karışması,
öte yandan söz konusu trafik kazasının pandemi döneminde COVİD-19 kapsamında tedbir kararı verilerek sokağa çıkma yasağı olan bir dönemde yaşanması ve son olarak Yargıtay ilamında da bahsettiğimiz üzere araç maliki olan davalının davaya konu araç üzerindeki fiili hakimiyetinin kesin bir biçimde davalı ...'e geçtiğini ve tamire bırakıldığı zaman trafik kazasının gerçekleştiği anlaşıldığından davalı ...'in bu davada davalı olarak hiçbir kusurunun bulunmadığı ve illiyet bağının son bulduğunu, mahkeme tarafından davaya konu araçtaki işlemin kısa süreli ve illiyet bağını kesmeyecek nitelikte olduğuna dair bir kanaate varılmışsa,
bu kanaate hangi gerekçeler ile varıldığı açıklanmalı ve mahkeme heyetinin araç onarım ve bakım alanında uzman olmadığı düşünüldüğünde bu hususta da bilirkişi raporu alınmalı ve aracın hangi amaçla işletmeye bırakıldığına dair araştırmada bulunularak gerekirse tanık dinlenmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Katılma yoluyla istinaf yoluna başvuran davalı Güvence Hesabı vekili istinaf dilekçesinde.
Yerel mahkeme kararında, davacının maluliyet oranı netleştirilmemiş çelişkili raporların olmasına rağmen ATK'dan maluliyet oranı alınmadığını, dosya kapsamında davacıya ait bir çok maluliyet raporu olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde raporlar arasında çelişki olduğunu belirtip ATK'dan çelişkileri giderecek rapor alınması taleplerinin mahkemece dikkate alınmayarak reddedildiğini, maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı kurumun tedavi gideri ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmamasına rağmen geçici iş göremezlik,
bakıcı gideri ve tedavi giderinden davalı kurumun sorumlu tutulduğunu, kararın bu yönüyle hatalı olup hukuka aykırı olduğunu, tedavi giderinden davalının sorumlu olduğu düşünülse bile Tedavi giderlerinin afaki olarak hesaplandığını, bilirkişi'nin herhangi bir somut parametreye yer vermeksizin davacının geçici iş göremezlik süresi içinde 15.000,00 TL tedavi gideri yapacağına karar vermesinin abesti iştigal olduğunu, denetime elverişli olmayan takdiri bedeller üzerinden hesaplamalara yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında,
davalı kamu kurumu olan Güvence Hesabının alacak kalemlerinden, hangi kanun maddelerine dayandırılarak sorumlu olduğunun belirtilmediğini, kararın bu bakımdan eksik ve hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat ile tedavi gideri istemine ilişkindir. Somut olayda, 03.04.2021 tarihinde, davalıların sürücüsü ve maliki oldukları aracın çarpması sonucu davacı yaya yaralanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 104/I. maddesinde, " Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım – satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
Bu düzenlemeye göre aracın gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacıyla motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslere bırakılması halinde, teşebbüsün sahibi işleten gibi (farazi işleten) sorumlu tutulurken, aracın gerçek işleteni (trafikte aracın adına kayıtlı olduğu kişi) ise zarardan sorumlu tutulmamaktadır.
Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu tutulabilmeleri için, araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçmiş olması gerekir. Bu durum, her somut olayın özelliğine göre ayrı değerlendirilmelidir. Kısa süreli basit onarımlar gibi kesinlikten uzak, duraksamalı durumlarda, hâkimiyetin geçtiği kabul edilmemelidir. Zira motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmalarının nedeni, bunların motorlu araç üzerindeki fiili hâkimiyetin kesin olarak sahibi bulunmalarından kaynaklanmaktadır.
Somut olayda, davalı araç maliki ... aracını temizlik ve bakım amacıyla davalı ...'a bıraktığını bu KTK'nın 104.maddesine işletenlik sıfatının son bulduğu ileri sürmüş, mahkemece gerekçede kısa süreli basit onarım nedeniyle aracın fiili hakimiyetinin davalı ...'a geçmediği belirtilerek davalı araç maliki de zarardan sorumlu tutulmuştur. Ancak, dosyada davalı sürücünün kolluk ifadesi dışında bu hususta araştırma yapılmadan karar verildiği anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 104. madde hükmü uyarınca tamircinin gerçek işleten (malik) yerine sorumlu tutulabilmesi için, araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin bir biçimde bu yere, yani tamirhaneye/teşebbüse geçtiğinin ortaya konulması ve davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece sigortalı aracın kaza tarihinde tamirhaneye bırakılıp bırakılmadığı, bırakıldı ise hangi tamirhaneye/teşebbüse bırakıldığı, uzun süreli bakım/tamir için bırakılıp bırakılmadığı, tamirhane/teşebbüs sahibi ile sürücünün aynı kişi olup olmadığı, bu suretle 2918 sayılı KTK'nın 104.maddesi kapsamında araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçip geçmediği yönünde araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davalı ... vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece, dosyada ıslah dilekçesi verildikten sonra Yargıtay güncel içtihatlarına uygun ve güncel asgari ücrete göre 14.04.2024 tarihli ek aktüer rapor alınmış, gerekçeden bu rapora itibar edildiği anlaşılmıştır. Ancak, ek raporda belirlenen tazminat miktarı (1.471.286,97 TL) davacı tarafın ıslah ettiği (1.460.711,97 TL) miktardan fazla olmasına karşın bu talep yönünden davanın kısmen kabulü ile 1.024.277,03 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur. Davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince eksik araştırma ile karar verilmesi dairemizce H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden, sair istinaf istemleri incelenmeksizin, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve anılan eksiklik ve hatalar giderilerek yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1810, K. 2025/1650, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama