KÜNYE
Bölgeadliyemahkemesikarar I" T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1830 - 2025/1741
- Dosya no
- 2024/1830
- Karar no
- 2025/1741
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18.10.2023
- Numarası
- 2021/543 Esas - 2023/568 Karar
- Başvuran davacı
- TÜRKİYE RADYO TELEVİZYON KURUMU
- Vekili
- Av. .....
- Davalı
- SAKARYA ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ [25999-95220-26541] UETS
- Vekili
- Av. ......
- İhbar olunan
- SAKARYA ELEKTRİK PERAKENDE SATIŞ ANONİM ŞİRKETİ [25959-95278-66865] UETS
- Vekili
- Av. .....
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Başvuru tarihi
- 01.07.2024
- İstinafa geliş tarihi
- 05.11.2024
- İlam yazım tarihi
- 07.10.2025
Karar Metni
1.403 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Müvekkili kurumun enerji gelirleri mükellefi davalıdan müvekkili kurumun talebi üzerine gönderilen 2011-2012 bilanço dönemleri mutabakat evrakının (Bilanço, gelir tablosu, aylık mizan ve tahakkuk tablosu) müvekkili kurum Muhasebe ve Finansman Dairesi Başkanlığı Mali Denetçisi tarafından yapılan incelemesi sonucunda, davalı tarafından 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin olarak vadesinde ödenmeyen TRT payları olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda davalıdan talep edildiğini,
davalının faturalandırılan enerji bedelinin dikkate alınması gerektiğinden bahisle 565.469,17 TL eksik ödeme yaptığını ancak 3093 sayılı yasa gereğince nihai tüketiciye yapılan fiili satışlara ilişkin satış hasılatının esas alınarak hesaplama yapılamasının gerektiğini, davalı tarafından ödenmeyen kısma ilişkin olarak faiziyle birlikte Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2021/2835 Esas sayılı dosyasında takibe geçildiğini ancak davalının takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 1 yıllık süre içerisinde açılmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, faturalandırılmamış tüketimlerin TRT payına masraf olarak esas alınmayacağını, 3'er aylık mutabakat yazılarında faturalandırılmamış tüketimin matraha dahil edilmemesi gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, temerrütün gerçekleşmediğini, davacının faiz hesaplamasının da hatalı olduğunu davacı tarafından yapılan mahsup işleminin de yasaya uygun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; üçer aylık dönemlerde mutabakat ve tasfiyenin varlığı ile hareket edildiği için hatalı karar verildiğini, mutabakat ve tasfiyenin zannıyla geçmişten gelen temerrüdün de olamayacağı düşüncesiyle faiz talebimizde reddedildiğini, kararda yer alan, TRT enerji payının nihai tüketiciye satılan elektrik enerjisinin faturalandırılmış bedeli üzerinden hesaplanacağının hükmü hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının incelemeye elverişli olmadığı gibi mahkemece verilen kararda bilirkişi incelemesi dahi dikkate alınmadığını, yeni bir bilirkişi heyeti alınarak inceleme yapılması gerekirken somut yasal dayaaktan uzak kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, 5784 sayılı Kanunla değişik 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanu-nu'nun 4/c maddesine göre süresi içerisinde ödenmediği iddia edilen TRT payına işlemiş faizden kaynaklı takip nedeniyle açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda. Davacı tarafından, 3093 sayılı Yasa'nın (21/12/2021 tarihli 7346 SY 6 ve7 md.ile mülga) 4/c ve 5/c maddeleri uyarınca 2011-2012 yıllarına ilişkin 4.240.755,02 TL TRT payı alacağını 29/12/2016 ve E.332666 sayılı yazı ile davalıdan talep edilmiş olduğu,
davalı 27.02.2017 tarihinde talep edilen tutardan eksik olarak 3.743.801,58-TL ödeme yapılmış olduğu sonrasında davalının, faturalandırılan enerji bedelinin dikkate alınması gerektiğinden bahisle 565.469,17 TL eksik ödeme yapıldığı ancak 3093 sayılı yasa gereğince nihai tüketiciye yapılan fiili satışlara ilişkin satış hasılatının esas alınarak hesaplama yapılamasının gerektiğinden bahisle eksik ödenen TRT payı sebebiyle davalı hakkında Sakarya 3.İcra Müdürlüğünün 2017/10050 Esas sayılı takip dosyası bakiye faiz alacağı iddiası ile davalı aleyhine icra takibi başlatmış olduğu görülmektedir.
Taraflar arasında uyuşmazlık, 2011 ve 2012 dönemine ilişkin olarak; davalının davacıya ödemesi gereken TRT paylarını eksiksiz ve temerrüte düşmeden ödeyip ödemediği bu rakamın hesaplanmasında, faturalandırılmamış tüketimlerin esas alınıp alınamayacağı ve buna göre davacının icra takibine konu yaptığı miktar kadar faiz alacağının olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Bu anlamda taraflar arasındaki alacak iddiası ve uyuşmazlığa konu TRT payında, nihai tüketiciye yansıtılan perakende satış faturasının mı tahakkuka esas alınacağı yoksa davalının Elektrik Üretim şirketinden satın aldığı elektrikten nihai tüketiciye elektrik enerjisinin teslimi ile tahakkukun gerçekleşmiş olacağı kabul edilerek elektrik enerjisinin verildiği tarihin mi tahakkuk tarihi olarak benimsenmesi gerektiği yönündeki uyuşmazlığın aşağıdaki esaslar çerçevesinde ele alınarak sonuca gitmek gerekmiştir.
Mahkemece, taraf delilleri toplanarak birisi heyet olmak üzere iki ayrı rapor alınmış ve hukuki nitelendirmeyi kendinde saklı tutarak talep koşullarının olmadığı gerekçesiyle davanın davanın reddine karar verilmiştir.
Konu ile ilgili yasal mevzuat hükümleri şöyledir:
5784 sayılı Kanunla değişik 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanu-nu'nun 4/c bendinde “Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin (sanayi sicil belgesine sahip sanayi işletmelerine yapılan elektrik enerjisi satışı hariç) yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler.” düzenlemesi mevcuttur.
3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu'nun 5.maddesinin (c) fıkrasında "Nihai tüketiciye elektrik ener-jisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerce, bu Kanunun 4 üncü maddesinin (c) bendine göre hesap-lanacak bedeller en geç tahakkuku takip eden ikinci ayın yirmibeşinde Türkiye Radyo-Televizyon Ku-rumunun göstereceği banka hesabına ödenir ve tahakkuk cetvelleri aynı süre içinde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna gönderilir.
Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler üçer aylık dönem bilânçoları kesinleştiğinde, o dönemin ödemeleri ile bilançoya göre ortaya çıkacak farklar müteakip ayın sonuna kadar taraflarca mutabakatı yapılarak tasfiye edilir.
Ödemelerin geciktirilmesi halinde, her geçen ay ve kesri için, nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Ka-nunda öngörülen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Kurum alacağı 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerince takip ve tahsil olunur." hükmü yer almaktadır.
Şu halde her ne kadar yasadaki "tahakkuk" kavramı vergide kanunilik ilkesi gereğince belirsizlik içerdiği, vergide kanunilik ilkesi gereğince bu belirsizlik ve ihtilafın giderilmesi için kanun 5/c maddesine getirilecek bir ekleme ve yasal düzenlemeye ile giderilebileceği düşünülse de mevcut haliyle 5784 sayılı Kanunla değişik 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanu-nu'nun 4/c bendini “Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere,
elektrik enerjisi satış bedelinin (sanayi sicil belgesine sahip sanayi işletmelerine yapılan elektrik enerjisi satışı hariç) yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler.” şeklindeki düzenlemesine göre yasada bu anlamda faturalandırmanın esas alınmış olduğunun kabulü gerekecektir.
Henüz perakende satışa ilişkin faturalandırılmamış enerji bedellerinin tahakkuk hesabına katılması şeklindeki mükellef aleyhine olabilecek bir yorum ve tahakkuk yöntemi için açık kanuni düzenleme bulunmadığından; davacı vekilinin anılan yönlere değinen istinaf gerekçelerine itibar edilememiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince davalı şirketin yaptığı satış bedeli üzerinden davacı kuruma %2 pay ödemesi gerektiğinin dosya kapsamı ile sabit olması, davalı şirketin tüketicilerden alacağının tahakkuku diğer bir ifadeyle tahsil edilebilir hale gelmesi için fatura düzenlenmesi gerektiği, mal tesliminin önceden gerçekleştirilmesinin tek başına mal bedelinin tahakkuk ettiği anlamına gelmeyeceği,
davalı şirketin düzenlediği faturada TRT payını ayrıca göstermesi gerektiği ve ay sonu itibariyle henüz faturulanmamış tutar üzerinden TRT payı alacağı tahakkuk ettirilmesi mümkün olmadığınına göre mahkemece benzer gerekçelerle verilen davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.
(Nitekim benzer uyuşmazlıkla ilgili Dairemiz tarafından istinaf incelemesinden geçen dava dosyası ile ilgili olarak Yargıtay 3.Hukuk Dairesi tarafından verilen 09.11.2023 tarih, 2023/914 Esas ve 2023/3190 Karar sayılı karar da bu yöndedir.)
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1830, K. 2025/1741, 3 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama