KÜNYE
Bölgeadliyemahkemesikarar I" T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1843 - 2025/1740
- Dosya no
- 2024/1843
- Karar no
- 2025/1740
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16.04.2024
- Numarası
- 2023/148 Esas - 2024/308 Karar
- Başvuran davacılar
- 1- ....
Karar Metni
2.298 kelime·11 dk okuma·7 bölüm
2- .... 3- ... VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALILAR : 1- ... 2-.... VEKİLİ : Av. ... VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ : 06.06.2024 -14.06.2024
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 05.11.2024
KARAR TARİHİ : 03.10.2025
İLAM YAZIM TARİHİ : 09.10.2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılardan ... ve ... 'in müteveffa ... 'in çocukları, ... ise müteveffanın eşi olduğunu, dava konusu ölümlü trafik kazasına ilişkin Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/30 Esas, 2022/36 Karar sayılı dosyasıyla yargılamaya başlandığını, dosyanın karara çıktığını, davacıların işbu dosyada katılan sıfatıyla hareket ettiklerini, ...in 18.11.2021 tarihinde, Gebze Medikal Park Hastanesi'nin ön kapısından çıktığını, hastane önünde yoldan karşıya yaya geçidi üzerinden geçerken, şeridin bitim kısmında araç sürücüsü ... sigortalısı ... 'a ait 34... plaka sayılı aracın ön kısmı ile muris ve oğlu ...'e çarptığını,
...'in yaralandığını, ...'in vefat ettiğini, Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/30 Esas, 2022/36 Karar sayılı dosyasında davalı ...'ın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu kabul edilerek 3 yil 4 ay hapis cefası ile cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek, davacılardan ... için fazlaya dair tüm talep ve dava haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve yine Hadice,Tevfik ve Muammer için ayrı ayrı 100.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacılara ödenmesine,
karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 23.03.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, her ne kadar davacı tarafından, destekten yoksun kalma tazminatı talep eden, müteveffanın mirasçılarına ödeme yapılmış ise de müteveffanın “”destek” olduğunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, Nitekim Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2003/7075 E., 2003/6974 K. sayılı ve 16.09.2003 tarihli kararında.
“Dava, maddi tazminat yönünden nitelikçe SSK tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine ilişkindir. İstek mahkemece kısmen kabul edilmiş Dairemizce karar, hak sahiplerine bağlanan gelirin saptanması, gelir bağlanmaması halinde hak sahiplerine gelir bağlanması için Kuruma başvurmaları giderek dava açmaları yönünden önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş hak sahiplerine Kuruma başvurmaları için mehil verilmiş, SSK'ca kazalının anne ve babasına bakımlı olmadığı sonucuna varılarak gelir bağlanmadığı bildirilmiştir. Davacı anne ve baba ise 28.2.2003 tarihli celsede SSK aleyhine gelir bağlanması yönünden dava açmak istemediklerine bildirmişlerdir.
Mevcut deliller uyarınca davacılar ölen çocuklarının kendilerine destek olduklarını kanıtlayamadıkları için destekten yoksunluk tazminatı alamazlar, maddi tazminat yönünden davanın reddi gerekirken kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” şeklinde görüş bildirilerek,
destekten yoksun kalma tazminatı talep edenlerin, müteveffanın kendilerine “destek” olduğu hususunu kanıtlamaları gerektiği açıkça ortaya koymaları gerektiğini, kusur yönünden itirazlarımız ve Atk Trafik İhtisas Dairesi nezdinde inceleme talep ettiklerini, davalı şirketin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün işbu dava konusu kazanın oluşumunda bir kusuru bulunmadığını, aktüerya hesabı yapılması gerekirse, kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplama yapılacaksa %1,8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini,
hesaplamanın TRH-2010 Hayat Tablosu ve Progressif Rant yöntemine göre ve 941,8 Teknik Faiz Yönteminin kullanılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı sigorta şirketine sunulması zorunlu evraklar ile başvuru tarihi itibariyle 8 günlük sürenin sonunda temerrüde düşmüş olacağından faiz sorumluluğu da bu tarihten itibaren başlamış olacağını ve trafik kazası sonucu hak edilen destek tazminatının, ticari bir işten kaynaklı olmadığından yasal faiz uygulanması gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davacı ... tarafından, davalı .... Sigorta aleyhine açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davalılar ..., ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne, 467.489,75 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 18/11/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
davacılar tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18/11/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararında maddi tazminat talebimizin tam kabulüne karar verilmesinin yerinde ve hukuka uygun olduğunu ancak manevi tazminat yönünden tüm davacılar yönünden kısmı kabul kısmi ret kararının verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat yönünden tam kabul verilmemesi nedeniyle davacıların aldıkları manevi tazminat miktarını karşı tarafa vekalet ücreti olarak ödemek durumunda kalacaklarını ve bunun hakkaniyetli olmadığını belirterek manevi tazminat yönünden davanın tam kabulüne karar verilmesini aksi kanaatte olunması halinde hükmedilen manevi tazminat miktarının yükseltilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; davalılardan birinin sigorta şirketi olması nedeniyle Ticaret Mahkemesinde açılmışsada hiç duruşma yapılmadan sigorta şirketine yönelik davadan feragat edildiğini ve dosyanın görev yönünden ihtisas mahkemesi konumundaki Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiği halde talepleri dikkate alınmadan ve davalı tarafın objektif delilleri toplanmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu tür davalar için oluşa ve toplanan delillere aykırı eko.sos. raporda emekli aylığı aldığı gibi çelişkili ve resmi kayıtlara aykırı hususlar giderilmeden olayın gece oluşu,
belediyenin ışıklandırmasının yetersizliği, sosyal medyada yer aldığı ve buradaki görüşe dayalı tanıklar dinlenilmeden, hastanenin giriş çıkış kapılarının bir kısmının kapalı olduğu bir kısım kamera görüntülerinden görülebilen kapılar olduğu halde, oluşa ilişkin çelişik ve çekişmeli hususlar mahkemece aydınlatılmadan ve müteveffanın 71 yaşında bir çok sağlık sorunu olan biri olduğu dikkate alınmadan,
somut olayda müterafik kusur ve sair tüm eksik inceleme ve değerlendirmeler ile davadaki çelişki ve bu tür davalarda uygulanan usule aykırılıklar gözetilmeden karar verildiğini bu nedenlerle istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; haksız fiil (trafik kazası) nedeniyle maddi ve manevi tazminat tazminat istemlerine ilişkindir.
Davaya konu, 18.11.2021 tarihinde meydana gelen olayda, hastane önündeki yaya geçidinden geçmekte olan davacılardan ... ve ...'e, davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki, davalılardan ...'ın işleteni ve maliki olduğu ve diğer davalı .... Sigorta A.Ş.
Tarafından zorunlu trafik poliçesi ile sigortalanan 34... plakalı aracın çarpması nedeniyle davacılardan ...'in yaralandığı davacıların eş ve babaları olan ...'in ise vefat ettiği ve eldeki davanın davacılardan ... tarafından ölen eşi nedeniyle uğramış olduğu destek yoksunluğu nedeniyle belirsiz alacak davası yoluyla işleten , sürücü ve sigortacıya karşı birlikte maddi tazminat talepli, işleten ve sürücü yönünden manevi tazminat talepli, ölenin çocukları Tevfik ve ... tarafından işleten ve sürücüye karşı manevi tazminat talepli olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı ... vekilinin Maddi tazminata İlişkin İstinaf gerekçelerinin incelenmesinde;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; oluşa ve dosya kapsamına olay anına ilişkin kamera görüntülerine uygun olarak düzenlenen ve Trafik Kolluğu tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu anlaşılan kovuşturma aşamasında alınan kusur tespitinin benimsenmesinde isabetsizlik bulunmadığı,
desteğin ve destekten yararlanan davacının bakiye yaşam sürelerinde ve gelir hesabında hata edilmesinden karar verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, Mahkemece Yüksek Mahkemenin güncel ve değişen içtihadı doğrultusunda Teknik Faiz Uygulanmadan TRH Yaşam Tablosuna Göre iskontolu Hesap Yöntemine göre alınan aktüerya raporuna dayalı olarak karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına ve haksız fiilden kaynaklanan eldeki davada tazminatın tümüne olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir hata bulunmamasına göre; davalı vekilinin anılan yönlere değinen istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
Ancak dosya içerisindeki araç ruhsat kayıtlarına göre, ticari maksatla işletilmediği anlaşılan hususi nitelikteki binek otomobilin karışmış olduğu kaza nedeniyle yasal faize hükmedilmesi gerekirken ; gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki de meydana getirilerek avans faizine hükmedilmesi doğru görülmediğinden; davalı vekilinin faizin türü yönündeki istinaf talebinin ise kabulü gerekmiştir.
Davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf gerekçelerinin incelenmesinde;
6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca haksız eylem nedeniyle bedensel bütünlüğü zedelenen yahut yakınlarını kaybeden kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi zararın belirlenmesinde Borçlar Kanunun 56. maddesi ana ve ölçü kaideleri belirleyerek bu çerçevede takdir yetkisini somut olaya özgü olarak hakimin takdirine bırakmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 56 - "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." düzenlemesine haizdir.
Buna göre temel ölçütler "olayın özellikleri" olarak izâh edilen somut olaya ve tarafların sosyo ekonomik durumuna göre değerlendirme yapmak gereğidir. Denge unsur ise mülga 816 sayılı Borçlar Yasasının 48. maddesinin "adalete muvafık" lafzıyla izâh olunan ve yeni yasa da "uygun bir miktar paranın" da şeklinde yer bulan hakkimin durum ve koşulların gereklerine ve hakkaniyete uygun bireysel tatmin kadar toplumsal tatmini de göz önünden bulunduran bir karar vermesi gerekliliğidir. Öyle ki verilecek tazminat aynı zamanda en son kabul gören doktrin ve yargısal içtihatlarda olduğu gibi caydırıcılık etkisini de doğurmalıdır.
Toplumsal hayatın bir parçası olarak hakim, manevi tazminat talepleriyle ilgili karar verirken; kendi yaşantısını ve gözlemlediği sosyolojik vakaları da birlikte değerlendirerek; nesnel bakış açısını da kaybetmeden hakkaniyete uygun bir kar vermelidir. Bu esaslar çerçevesinde, dosyaya kazandırılan soruşturma kayıtları ile tıbbi belgelere göre, davalının tam kusurlu eylemi nedeniyle davaya konu trafik kazasında eş ve babalarını kaybeden davacıların duyacağı üzüntü açık ve anlaşılırdır. Bu nedenle davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Buna karşın, manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmak olduğundan; hükmedilen tazminatın da bir tarafı zenginleştirmemesi gerektiği gibi diğer tarafı da fakirleştirmemesi gerekmektedir. Bu açıdan ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli ve yeterli olmadığı değerlendirilmiştir.
Somut olayda; olay tarihi ve oluş şekli, davalının kusurlu eylemi, olayın meydana geliş biçimi ve tazminat isteminin dayanağı ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, davacılar yararına talep gibi ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin olaya ve hakkaniyete uygun düşeceği kanaatine ulaşılmış; davacılar vekilinin manevi tazminat tutarına ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. Ancak maddi tazminat başlığı altında ele alındığı üzere davacılar vekilinin ticari faize yönelik istinaf gerekçelerine ise itibar edilememiştir.
Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek; maddi tazminat talebi yönünden yasal faize hükmedilmesi ve manevi tazminat talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı ve çelişki gerekçe ile yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi hatalı bulunmuş ise de; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davalı ... vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... vekilinin maddi tazminata, davacılar vekilinin ise manevi tazminat ilişkin istinaf taleplerinin kabulüne ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden esas hakkında hüküm kurmak gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1843, K. 2025/1740, 3 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama