KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2026
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/681 - 2026/176
- Dosya no
- 2025/681
- Karar no
- 2026/176
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18.03.2025
- Numarası
- 2022/325 Esas - 2025/162 Karar
- Başvuran davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- SARAL VİNÇ AĞIR NAKLİYE OTEL İNŞAAT VE ÖZEL EĞİTİM SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
- Vekili
- Av. ...
- İhbar olunan
- 1-AKSAL ÇELİK KONSTRÜKSİYON SANAYİ İNŞAAT TURİZM TİCARET NAKLİYAT LİMİTED ŞİRKETİ
- Vekili
- Av. ...
- İhbar olunan
- 2-TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan
- Başvuru tarihi
- 30.03.2025
- İstinafa geliş tarihi
- 17.04.2025
- İlam yazım tarihi
- 23.01.2026
Karar Metni
996 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait Volvo marka çekici (tır) aracın nakliye işinde kullanıldığını, davalı şirketin maliki ve işleteni olduğu 41 ... plakalı aracın %100 kusurlu olarak karıştığı kaza sebebiyle müvekkiline ait 34 ... plakalı aracın ağır şekilde hasarlandığını ve perte ayrıldığını, müvekkilinin bu kaza nedeniyle aracı 62 gün kullanamadığı ve 62 günlük kazanç ve gelir kaybına uğradığını,Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/21995 esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete ait 41 ... plakalı aracın Mapfre Sigorta A.Ş.
Tarafından sigortalandığını, davacı tarafın iddia ettiği zararlara ilişkin dava açmak için öncelikle sigorta şirketine başvuruda bulunması gerektiğini, kaza tarihi ile aracın pert işlemi için devir tarihleri arasındaki sürenin müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, müvekkili şirkete yöneltilen husumeti kabul etmediklerini, husumet itizarları ile davanın reddini, müvekkili şirketin yahut işleteni olduğu araç sürücüsünün kazada kusurunun bulunmadığını, davacının zarar iddialarının farazi ve soyu olduğunu, davacının sunmuş olduğu faturaların hiç bir şekilde davacının zararlarını göstermediğini, faturaların tek başına delil olamayacağını,
hukuka ve yasaya aykırı olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine, karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince 2 defa verilmiş Bam kararı olmasına rağmen hatalı karar verildiğini, hem bu kararlara uyulduğunu hem de direnme mahiyetinde karar verildiğini, yerel mahkemenin bozma kararına uyduktan sonra bozma ilamına uygun işlem yapmasının zorunlu olduğunu ve bozma ilamına uyulduktan sonra direnme kararı verilemeyeceğini, mahkemenin HMK.nun 297 vd. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar vermesi gerektiğini, davalının uzun süreli araç kiralama işi yaptığını, hukuken işleten olmadığını ve husumet yöneltilemeyeceğini,
aracın 36 aylık kira sözleşmesi ile kiralandığını iddia ettiğini ve kira sözleşmesi ile kaza tarihininin de kapsayan kira bedellerine karşılık kesilen faturalarının dosyaya sunulduğunu, mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verdiğini bu durumda mahkemece taraflar arasında uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği,
gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, davanın usulden reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, kazanç kaybı istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıya ait araçla davalıya ait aracın karıştığı çift taraflı kaza sonucunda, davacının aracı perte ayrıldığından kazanç kaybı talep edilerek başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmiş, takip durmuştur.
Dairemizin 26.02.2020 tarihli kaldırma kararı öncesinde davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş, eksik inceleme yapılması nedeniyle ilk kararın kaldırılmasına karar verilmiş, davalı vekilince kaldırma kararı sonrası cevap dilekçesi ıslah edilerek işleten olmadıkları ileri sürülmüş, mahkemece de husumetin dava şartı olması nedeniyle her aşamada araştırılabileceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş;
taraflarca itinaf yoluna başvurulmuş, Dairemizce karar ikinci kez kaldırılmış, mahkemece 25.05.2022 tarihli kaldırma kararı gereği yerine getirilmiş, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde davalı şirket tarafından sunulan kira sözleşmesinin uzun süreli olduğu, davalı şirket tarafından cevap dilekçesi ıslah edilerek işleten olmadıkları savunmasında bulunulduğu, her ne kadar 25.05.2022 tarihli kaldırma kararımızda cevap dilekçesi süresinde verilmediği için ıslahın geçerli olmadığı belirtilmiş ise de, davalı şirketin süre uzatım kararı üzerine verdiği cevap dilekçesinin süresinde olduğunun anlaşıldığı, maddi hataya dayalı kaldırma kararının usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, dosya kapsamına göre davalı şirketin 2918 sayılı KTK kapsamında işleten sayılamayacağı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunmuş ve davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/681, K. 2026/176, 23 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama