KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/770 - 2025/2360
- Esas no
- 2025/770
- Karar no
- 2025/2360
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/12/2024
- Numarası
- 2022/121 Esas - 2024/727 Karar
- Başvuran davalı
- ... - ...
- Başvuran davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekilleri
- Av....
Karar Metni
1.623 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 04.02.2025 - 07.02.2025
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 02.05.2025
KARAR TARİHİ : 24.12.2025
YAZIM TARİHİ : 26.12.2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 10.01.2019 tarihinde davalı ...'un sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketi tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile teminat altına alınan 41 ...
392 plakalı aracın yaya olan davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağında davacının kusursuz olduğunu, davalı ...'un asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacının maluliyeti ile ilgili hazırlanan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı 04.11.2019 tarih ve ... sayılı raporu ile özür oranının %18 olduğunun tespit edildiğini, maddi tazminatın temini için dava şartı olan arabulucuya yaptıkları başvuruda anlaşma sağlanamadığını belirterek ederek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 200,00 TL Sürekli İş Göremezlik Tazminatı,
200,00 TL Geçici İş Göremezlik Tazminatı, 20.000,00 TL Manevi Tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 13.11.2024 tarihli dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatını 1.155,100,39 TL'ye arttırmıştır.
Davalı Türk Nippon Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karıştığı iddia edilen 41 ... 392 plakalı aracın davalı şirket tarafından 11.05.2018-11.05.2019 vadeli ... poliçe numaralı Zmms sigorta poliçesi ile sigortalandığını, kaza ile meydana gelen yaralanma arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, davacının istemiş olduğu geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, hesaplanacak tazminattan davacının araç yolunda yürümesi ve kazada asli kusurlu olması sebebiyle müterafik kusurun tenzili gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulü ile, 1.155.100,39 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ... için kazanın meydana geldiği tarih olan 10.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Türkiye Sigorta A.Ş. için temerüt tarihi olan 10.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ve davalı sigorta şirketinin poliçede yazılı limitle sınırlı olmak üzere (360.000,00 TL) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Geçici iş göremezlik talebinin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı ... istinaf dilekçesinde; kazada kusurunun olmadığını, daha sonradan öğrendiği kadarıyla yaralanan çocuğun emanet bırakılan bir çocuk olduğunu öğrendiğini, hatta kadının kendi çocuğunu olarak olay yerini terk ettiğini, asli kusurun kadın olduğunu, aracını sigortalattığı sigorta şirketinin hatasının büyük olduğunu, sigorta şirketinin ödemeleri zamanında yapmış olsaydı davanın açılmayacağını, olay yerini gösterir kamera kayıtlarının bulunamadığını, olay yerinin fotoğrafları olduğunu, bunların incelenmesini talep ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; sigortalısı 41 ...
392 plakalı aracın ZMSS poliçesi kapsamında teminat altına alındığını, kaza tarihi itibariyle sakatlanma ve ölüm kişi başı teminat limitinin 360.000 TL ile sınırlı olduğunu, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada bulunan 11.01.2024 tarihli ATK raporunun davacının olaydan 10 ay sonra Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesinden aldığı sağlık kurulu raporu doğrultusunda hesaplandığını, ancak sağlık kurulu raporunun yönetmeliğe aykırı olduğunu,
kaza tarihi itibariyle kalıcı araz bildirimi yapılması için esas olan bir yıllık stabilizasyon süresi henüz tamamlanmamış olduğundan rapor maluliyeti göstermek için yeterli ve elverişli olmayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemenin sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, mahkemenin davalı şirketi teminat limiti ile sınırlı tutmasına katıldıklarını, ferilerin poliçe limitinde ayrıştırılmamasına itiraz ettiklerini, davacının sigorta şirketine usulüne uygun yapılmış başvurusu bulunmadığını,
Yargıtay içtihatları gereğince sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini ve faiz hesaplamasının yapılmaması gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte ise davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmemiş olması sebebiyle faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabul edilmesi ve yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, 10.01.2019 tarihinde, olay tarihinde 8 yaşlarında olan davacıya, davalıların sürücüsü aynı zamanda maliki ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu davacı yaralanmıştır.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı sürücüye kural ihlali verilmiştir. Soruşturma dosyasında şikayet yokluğundan takipsizlik (KYYO) kararı verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda davalı sürücünün kazada %90, davacı çocuğun gözetiminden sorumlu olduğu kişilerin %10, davacı çocuğun kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Yine hükme esas alınan Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu ile Adli Tıp ikinci Üst Kurulundan alınan maluliyet raporuna göre trafik kazası ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %10, iyileşme süresinin 18 ay olduğu, 3 ay süreyle başkasının yardımına gereksinim duyacağı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, kaza tespit tutanağı ile uyumlu dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki kusur oranının karara esas alınmasının yerinde görüldüğü,
mahkemece alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlendiğini, kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği,2918 sayılı KTK'nun 99/1.maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğu,
bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalı sigorta şirketinin temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi esas alınarak faize hükmedildiği ,haksız fiil niteliğindeki eylemin gerçekleştiği yer ve zaman, gerçekleşme biçimi ve sonuçları, yaralanmanın mahiyeti, kusur durumu, olayların gelişimi,
tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile manevi tazminat takdirine ilişkin diğer ilkeler de nazara alındığında dairemizce yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının da olaya uygun olduğu değerlendirildiğinden davalıların istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ayrıca Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. kazaya neden olan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olup poliçedeki limiti oranında yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, kararda poliçe limitini aşar şekilde hükmün ferilerinin tamamından diğer davalı ile birlikte müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi hatalı ise de bu yanlışlığın tahsis şerhi ile düzeltildiği anlaşılmıştır.
Ancak kabule göre kazaya sebep olan aracın kullanım amacı ticari olmadığından davalı sigorta şirketi bakımından yasal faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalı sigorta şirketi bakımından avans faize hükmedilmesi doğru değil ise de, anılan yanılgının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından davalı ...'un istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun faiz türü yönünden kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/770, K. 2025/2360, 24 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama