KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
- T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1704 - 2025/180
- Dosya no
- 2023/1704
- Karar no
- 2025/180
- Başkan
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/04/2023
- Numarası
- 2022/171 Esas - 2023/248 Karar
- Davacı
- PROJECTCROPS GAYRİMENKUL OTOMOTİV TURİZM ÖZEL EĞİTİM DANIŞMANLIK İTHALAT İHRACAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. -...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ŞÜKRÜ TÜREDİ TANK İMALİ VE TİC. LTD. ŞTİ. - ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/03/2022
- Kr. yazım tarihi
- 30/01/2025
Karar Metni
1.995 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Kocaeli 2. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2020/104 esas sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan cezalandırılması için dava açıldığını, söz konusu davaya dayanak çek üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle müvekkilin borçlu bulunmadığının tespiti için bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, bu husus da bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, davalı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı gibi çekte cirosu olan firmalar ile de müvekkilinin herhangi bir ilişkisi bulunmadığını,
çekte cirosu bulunan firmalar ile müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde bu durum ortaya çıkacağını, '' 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. Maddesinde. "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir.
Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.15) "yüzde yirmisinden" aşağı olamaz." denildiğini, yargılama neticesinde de müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalının alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili Şükrü Türedi Tank Ltd.Şti., dava dışı ... ile olan ticari ilişkisi sebebi ile alacağına karşılık olarak davacı şirket tarafından keşide edilen Kuveyttürk Bankası Diyarbakır Karacadağ Şubesine ait ... seri numaralı, 25.04.2020 keşide tarihli çeki, ...'dan ciro yoluyla teslim alındığını,
söz konusu çekin ilgili bankaya süresi içinde ibraz edilmesine rağmen ödenmemesi sebebi ile Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2020/71824 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve ayrıca dava konusu Kocaeli 2. İcra Ceza Mahkemesinin 2020/104 esas sayılı dosyası üzerinden de davacı şirket yetkilisi hakkında karşılıksız çek şikayetinde bulunulduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine müvekkili şirketin davacı şirkete ait çeki, ticari ilişki sebebi ile ...'ın cirosuyla ve çekin ait olduğu bankadan da teyit almak suretiyle teslim alındığını,
davacı tarafından hukuki dayanaktan yoksun şekilde ve usul ve yasaya aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Davanın KABULÜ İLE; Kuveyttürk Diyarbakır Karacadağ Şubesi, ... çek seri numaralı, 25/04/2020 keşide tarihli, 112.900,00-TL bedelli çekten dolayı davacının BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının, bir dava dosyasından ve hatta bir icra ceza dosyasından kaynaklı açılmış olduğunu, öncelikle bu sebeple reddinin gerektiğini, mahkeme tarafından bu husus dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, dava konusu çekte bulunan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasında bulunan davacı şirketin, çekin ne şekilde elinden çıktığı ve ne şekilde başkası tarafından imzalandığı hususlarında hiçbir açıklama yapmadığı gibi, bu hususa ilişkin olarak herhangi bir cezai süreç de başlatmadığını, davalı tarafın çekin ne şekilde elden çıktığına ilişkin herhangi bir açıklaması olmadığından;
sadece dava konusu çekteki imzanın değil, çek üzerindeki yazıların da mutlak suretle inceleme konusu yapılması ve ayrıca davacı şirketin ticari defterlerinin de incelenerek dava konusu çekin kayıtlarında yer alıp almadığının ve çek lehtarı ... ile ticari ilişkisinin olup olmadığının da tespitinin gerektiğini, davacının lehtara karşı ileri sürebileceği hususları, çeki iyi niyetli bir şekilde iktisap eden davalı şirkete karşı ileri sürmesinin mümkün olmadığını, limited şirket olarak faaliyet gösteren davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğunu,
davacı şirket tarafından icra takibi yapıldığı zaman açılmayan işbu davanın, BAM kararından sonra cezadan kurtulmak adına kötü niyetle ikame edildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarih, 2022/171 Esas - 2023/248 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. Diyarbakır Karacadağ Şubesi’ne ait, ... çek seri numaralı, 25.04.2020 keşide tarihli, davacının keşidecisi olduğu, dava dışı ...’ın lehtarı, davalının hamili olduğu 112.900,00-TL bedelli çekteki keşideci imzasının davacı yetkilisine ait olmadığından bahisle menfi tespit istemli olarak eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
2004 sayılı İİK’nın 72.maddesine göre; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz İİK.nın 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.
İİK.nın 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2. 3. ve 4. fıkraları ve 310. 311. ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2.maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanunun 211.maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir.
Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.
Anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı)
Öte yandan, her hangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafoloji ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması;
sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Dairemizin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. ( Hukuk Genel Kurulu'nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararı).
Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 780-(1)-f) maddesi uyarınca düzenleyenin imzasının bulunması çekin zorunlu unsurlarındandır. Kanun'un 781-(1) maddesine göre; "780 inci maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı haller dışında çek sayılmaz".
Diğer yandan 6102 sayılı TTK'nın 818/1-c atfıyla çeklere uygulanması gereken aynı yasanın 677-(1) maddesine göre. "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez" ve Kanun'un 678. maddesi uyarınca.
"Temsile yetkili olmadığı halde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir." Yine yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, imza inkarı senet metninden anlaşılan def'ilerden olduğundan herkese karşı ileri sürülebilir.
Somut olayda; Dava ve 20.04.2022 tarihli beyan dilekçesi içeriği dikkate alındığında, davacı; Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. Diyarbakır Karacadağ Şubesi’ne ait, ... çek seri numaralı, 25.04.2020 keşide tarihli, davacının keşidecisi olduğu, dava dışı ...’ın lehtarı, davalının hamili olduğu 112.900,00-TL bedelli çekteki keşideci imzasının davacı yetkilisine ait olmadığı iddiasında bulunmuştur.
Az yukarıda açıklandığı üzere; imza inkarı senet metninden anlaşılan def'ilerden olduğundan herkese karşı ileri sürülebilir. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5995 esas 2021/3833 karar sayılı ilamı) Bu nedenle davacının çekteki imzasına ilişkin imza inkarını aralarında doğrudan bir ilişki bulunmayan davalı hamile karşı ileri sürebilecektir.
Mahkemece davacı şirketin çek tanzim tarihindeki yetkilisi araştırılmış, çek tanzim tarihinde davacının tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu tespit edilmiştir. Davacı yetkilisine ait çek tanzim tarihinden önceki imzaları toplanmış ve imza incelemesi için çek Adli Tıp Kurumu’na gönderilmiştir.
Adli Tıp Kurumu’nun dosyaya sunulan 09.01.2023 tarihli raporunda; inceleme konusu çekteki keşideci imzası ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nın eli ürünü olmadığı tespit edilmiş, anılan tespitin Kocaeli 2. İcra Ceza Mahkemesinin 2020/104 esas 2021/246 karar sayılı dosyasından alınan İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvarı’ndan alınan rapor ile de uyumlu olduğu,
incelemede kullanılan yöntemlerin yukarıda açıklanan Hukuk Genel Kurulu'nun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararındaki tespitleri de içerdiği anlaşılarak çekteki imzanın davacı yetkiline ait olmadığı anlaşıldığından, ayrıca çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmaması ve davacı ile davalı arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması nedeniyle hamil olan davalının lehtar ile davacı arasındaki ilişkiye de dayanamayacağı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.
Gerekçeli karar başlığında; davacı ve taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 7.712,19-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.928,05-TL'nin mahsubu ile kalan 5.784,14-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/01/2025
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1704, K. 2025/180, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama