İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/187 K.2025/1095

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden…

Esas2024/187Karar2025/1095Tarih30 Mayıs 2025Okuma15 dk · 2.981 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
30 Mayıs 2025
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2024/187 - 2025/1095
Dosya no
2024/187
Karar no
2025/1095
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
22/06/2023
Numarası
2023/51 Esas - 2023/711 Karar
Davacı
...
Vekili
Av...
Davalı
... TURİZM VE OTOMOTİV TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Sultanorhan Mahallesi Hükümet Caddesi No:127 Gebze / KOCAELİ
Vekili
Av...
Dava
Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan
Dava tarihi
11/10/2021
Kr. yazım tarihi
23/06/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.981 kelime·15 dk okuma·7 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, temelde bir aile şirketi olmakla, müvekkilinin söz konusu şirketteki hisselerini (üvey) kardeşleri olan ... ve ... ... ile ... ...'ın çocukları olan ... ve ... ...'a devrettiğini ve şirket ortaklığından ayrıldığını, davacının, davalı şirketten ayrılması sürecinde müvekkili ile diğer şirket ortakları olan ... ve ... ... arasında sözleşme (Davacının itirazi kaydıyla) akdedildiğini, (ve akdedildiği süreçte şirketi temsil ve ilzamla yetkili ortaklar olan ... ve ... ... tarafından imza edilen) sözleşmeye göre,

müvekkili lehine tescil (ve anahtar teslim suretiyle devir) edilmesi gereken Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazda kâin 1 (bir) adet dubleks bağımsız bölüm ile iki adet (2+1 niteliğindeki) bağımsız bölümün aradan geçen uzunca süreye rağmen müvekkiline devredilmediğini, aynı konuya ilişkin olarak hâlihazırda mahkememizin 2022/205 Esas sayılı dosyası ile derdest olacak şekilde,

davalı şirketin büyük hissedarları ve sözleşmenin akdedildiği süreçte şirketi temsil ve ilzama yetkili olan ... ... ve ... ... aleyhine dava açmış iseler de yargılama sürecinde dava konusu edilen bağımsız bölümlerin davalı şirket adına tescilli olduğu (esasen kaldığı) müşahede edilmiş olmakla, huzurdaki davanın açılması ve talebin malik olan davalı şirkete hasredilmesinin zorunluluk olduğunu, hâlihazırda davalı şirket adına tescilli bulunan ve Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazda kâin (3), (4) ve (7) numaralı bağımsız bölümlerin müvekkiline devrine matuf olmak üzere,

protokolün yapıldığı süreçte şirketi temsil ve ilzama yetkili olan ... ... ve ... ... aleyhine açtıkları davanın Mahkememizin 2022/205 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, nitekim mezkür yargılamada delillerinin önemli ölçüde toplanmış olmakla tarafları aynı olmasa dahi, aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlığın birlikte görülmesi gerektiğini, bu nedenle huzurdaki davanın Mahkememizin 2022/205 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesinin yerinde olacağını, dosyaların birleştirilmesinden bağımsız olarak huzurdaki dosyanın, mahkememizin 2022/205 Esas sayılı dosyası bağlamında bekletici mesele sayılması gerektiğini,

işbu talebin gerçekte mahkememizin 2022/205 Esas sayılı dosyasına yapılması gerektiğinin kanaatinde olduklarını, bununla birlikte uyuşmazlığın daha sağlıklı değerlendirilebilmesi adına işbu dilekçede paylaşılmasının yerinde olacağı kanaatinde olduklarını, buna göre birleştirme taleplerinin kabul edilip edilmemesinden bağımsız olarak,

işbu davanın, Mahkememizin 2022/205 Esas sayılı dosyası açısından bekletici mesele yapılması gerektiği kanaatinde olduklarını, zira huzurdaki davanın kabul (eş deyişle talep konusu edilen 3 farklı bağımsız bölümün müvekkili davacı adına tescil) edilmesi varsayımında Mahkememizin 2022/205 Esas sayılı dosyasının konusuz kalacağını, diğer açıdan huzurdaki davanın (ayni hakka yönelik talebin) reddedilmesi varsayımında ise protokolün yapıldığı süreçte şirketi temsil ve ilzama yetkili olan ... ... ve ... ...'ın imza, daha doğru bir ifade ile tazminat sorumlulukları doğacağını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak,

huzurdaki davanın mahkememizin 2022/205 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, hisse devir protokolünün gereği olarak davacıya tescil edilmesi gereken Kocaeli İli, Gebze İlçesi, ... Mah., ... Ada, ...

Parsel sayılı taşınmazda kain (3), (4) ve (7) nolu bağımsız bölümlerin davalı şirket lehine olan tescilinin iptali ile bu bağımsız bölümlerin davacı adına tesciline, karşı vekalet ücreti de dahil olmak üzere her türlü yargılama giderinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. TBK'nın 147 maddesi uyarınca bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar yönünden zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu,

dava dilekçesi tarihinin 15.11.2022 olup, davacının en kötü ihtimal ile protokol içeriğini 31.08.2016 tarihinde öğrendiği kabul edilirse, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan hisse devir protokolünün bir devir sözleşmesi olarak adlandırmakta ise de kendi dilekçelerinde belirttikleri ve muris muvaası olarak açılan davalarda ortaya konan duruma göre bu durumun, tarafların murisi ... ...'ın mirasının paylaşılması olduğunu,

davacının 31.08.2016 tarihli sözleşmeye kendi edimini yerine getirmesine rağmen davalıların uymadığını, edimi yerine getirmediklerini, sözleşmenin 8. maddesinin e bendinde yazılı 1 adet dubleks 2 adet (2+1) dairenin kendisine verilmediğini iddia etmekte olduğunu, ancak bu hususun doğru olmadığını, sözleşmenin 4 no'lu bendinde "Davacı ... tarafından kendisine ait hisselerini davalılara devir ettiği ... Turizm ve Otomotiv Tic. Ltd.

Şti.'nin piyasadan olan alacaklarının 2017 yılı sonuna kadar tahsilatının %80 oranında tahsil edilmesi halinde taraflar arasındaki bu 2 şirkete ait devir hesaplarının karşılıklı olarak kapanmış sayılacağını,belirlenen tahsilat oranı gerçekleşmemesi durumunda Altınlas Otomotiv İnş. Nak. Ve Pet. Ürün.San.ve Tic.

Ltd.Şti (Davacı ...'a devir edilen şirket) fark kadar borçlandırılacaktır." şeklinde yazılı olduğunu ancak söz konusu tahsilatın %40 oranındaki kısmının yapılıp, kalan kısmının tahsil edilemediğini, protokolün 8-e maddesinde yazılı olan, "... olarak ifade edilen inşaat/bina bir (1) adet dubleks daire, iki adet (2+1) daire"nin verilmediğinin iddia edildiği, protokol tarihinin 31.08.2016 olduğu,

ancak söz konusu gayrimenkuldeki 8 adet bağımsız bölümün 12.04.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı tapu işlemi ile davacı Davut tarafından davalı ... ...'a satılarak devir edildiğini, davacının almadığını iddia ettiği daireleri protokolden 6 ay sonra kendisinin bizzat davalı şirket ortağı ... ...'a devir ettiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, netice itibarıyla davacının iddialarını dayandırdığı protokolün imzalandığı tarihte,

davacının işbu dava kapsamındaki taleplerinin konusunu oluşturan gayrimenkullerin maliki olup 12/04/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı tapu devir işlemi ile bu gayrimenkulü müvekkili şirketin ortağı olan ... ...'a devrettiği, bu anlamda da davacı tarafın davasına hukuki sebep olarak ileri sürdüğü protokole dair an itibarıyla herhangi bir hak ve alacağının bulunmamasına ve protokol imza tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra dava konusu gayrimenkulleri devretmiş olmasına rağmen bu devirden 5 yıl sonra "protokole göre bana hakkım olan daireler verilmedi" mantığı ile hareket etmesinin TMK 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiği,

kötü niyetli olduğu ve iddia ve taleplerinin mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu, davacının üzerine düşen edimleri ifa etmediğini ve protokolün 8. maddesinde belirlenen dükkanların da devrini gerçekleştirmediğini, TBK'nın 106 maddesi uyarınca: "yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur." Bu bağlamda da alacaklı temerrütünün devam ettiği süre boyunca ise borçlu temerrüdünden bahsetmenin mümkün olmayacağını, dolayısıyla davacının,

davalıların temerrüde düşmüş olmasından bahisle hak talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının davasına dayanak protokolde kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, aksine davalılardan edimlerini yerine getirmediği iddiası ile alacak talep ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının beyanlarına göre müvekkili şirketin eski sahibi ve şirket ortakları ile davacı tarafın muris babaları olan ... ... tarafından kendisinin şirketten uzaklaştırıldığını,

işbu davasına hukuki dayanak olarak ileri sürdüğü protokolü de baskı altında imzaladığını iddia etmiş ise de tüm bu iddiaların davacı tarafça kendi lehine hak yaratma saikinin bir tezahürü olduğunu, davacının hem protokolü baskı ile imzaladığını beyan ettiğini, hem protokolü imzalamadan evvel noter huzurunda bu yönde beyanda bulunduğunu, hem de işbu davaya konu edilen malvarlıklarını protokol imza tarihinden yaklaşık 1 sene sonra şirket ortağı ... ...'a devrettiğini, bu durumun başlı başına tezat olduğunu ve davacının asıl niyetini gösterdiğini, 2016 yılından bu güne kadar geçen zaman içinde bu iddialarda bulunmayıp,

5-6 sene sonra babası ... ...'ın ölümünün hemen arkasından 4 tane "muris muvaaası davası" açmasından sonra yapmasının tamamı ile kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, davacının kardeşlerinden daha fazlasını elde etmek için çabaladığını, dava dayanağı olarak ileri sürdüğü protokolden doğan edimlerini yerine de getirmediğini, netice itibarıyla protokole uygun biçimde, davacı ... harici diğer tüm protokol taraflarının üzerilerine düşen edimleri ifa ettiklerini, bu nedenle söz konusu protokole dair davacı ...'ın herhangi bir hak yahut talepte bulunmasının hukuka ve hakkaniyete uygun düşmediğini,

her ne kadar davacının açmış olduğu davasının Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/205 Esas sayılı dosyası ile birleştirilip aynı zamanda bekletici mesele olarak belirlenmesi talebinde bulunulmuş ise söz konusu 2022/205 Esas sayılı dosyasına ilişkin 19/01/2023 tarihli duruşmada davanın reddine karar verildiğini, açıklanan nedenlerden dolayı davanın usul ve esastan reddine, nisbi avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delilleri toplansa ve özellikle tanıkları dinlenseydi, sürecin ne şekilde cereyan ettiği anlaşılacak ve böylece davadaki haklılıklarının anlaşılacağını, tanıklarının dinlenilmediğini, tarafların gerçek ve müşterek iradesi (TBK m.19) hatalı yorumlandığını, taraflar arasındaki protokol kardeşler arasında akdedilmiş olup, davalı şirket bahsi geçen protokolde taraf olmadığını, mahkemenin kabülü hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil ettiğini, protokolün akdedilmesinden sonraki süreç de değerlendirilmediğini,

ilk derece mahkemesi'nin önce birleştirme ve sonra ise tefrik kararı verdiği 2022/205 Esas sayılı dava yine müvekkil davacı tarafından açılmış ise de husumet tevcih edilen kişiler, ezcümle davalılar, kardeşleri olan ... ve ... ... olup söz konusu davada da, huzurdaki davaya da konu olan ve fakat davalı şirket uhdesinde bulunan 3 (üç) adet bağımsız bölümün müvekkil davacı adına tescil edilmesi istenmiş, bu talep (taşınmazların farklı bir tüzel kişilik adına tescilli olması nedeniyle husumetten) reddedilmesi varsayımında, tazminat talep edilmiş,

bu sonuçla hukuki ihtilafın aynı protokolden kaynaklandığı ve davalardan herhangi verilecek kararın diğerini etkileyeceği açık ve ortada olup hâl böyleyken, davaların tefrik edilmesi yönlü karar da hatalı olup, karar bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini beyan ederek, davanın kabulüne karar verilesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

DELİLLER

Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih, 2023/51 Esas - 2023/711 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; taraflar arasında düzenlenen hisse devir protokolü gereğince tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde rayiç değerlerinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davacı, Davalı şirketin, temelde bir aile şirketi olmakla, müvekkilinin söz konusu şirketteki hisselerini (üvey) kardeşleri olan ... ve ... ... ile ... ...'ın çocukları olan ... ve ... ...'a devrettiğini ve şirket ortaklığından ayrıldığını, davacının, davalı şirketten ayrılması sürecinde kendisi ile diğer şirket ortakları olan ... ve ... ... arasında sözleşme (Davacının itirazi kaydıyla) akdedildiğini, bu sözleşmeye göre lehine tescil ve anahtar teslim suretiyle devir edilmesi gereken Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... mahallesi,

... ada ... parsel sayılı taşınmazda kâin 1 (bir) adet dubleks bağımsız bölüm ile iki adet (2+1 niteliğindeki) bağımsız bölümün aradan geçen uzunca süreye rağmen devredilmediğini, aynı konuya ilişkin olarak 2022/205 Esas sayılı dosyası ile ... ... ve ... ... aleyhine dava açmış iseler de yargılama sürecinde dava konusu edilen bağımsız bölümlerin davalı şirket adına tescilli olduğu öğrenildiğinden huzurdaki davanın açıldığını, bağımsız bölümlerin davalı şirket lehine olan tescilinin iptali ile bu bağımsız bölümlerin davacı adına tesciline,

karşı vekalet ücreti de dahil olmak üzere her türlü yargılama giderinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı ile dava dışı ... ... ve ... ... arasında 31.08.2016 tarihli Hisse ve Varlık Devir Protokolü imzalandığı, taraflar arasında Kocaeli/Gebze ... mah. ... ada ... parseldeki apartmanda yer alan 3, 4 ve 7 nolu bağımsız bölümlerin sözleşme kapsamında devredileceği konusunda bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmıştır.

Taşınmazların davacı tarafından, davalı şirkete devredildiği, taşınmazların edinme tarihinin 12.04.2017 olup, davanın tarafları arasında imzalanan 31.08.2016 tarihli sözleşmeden sonra ve bizzat davacı tarafından devredildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece Protokol tarihinde davaya konu edilen bağımsız bölümlere davacının malik olması, Protokol gereğince davacıda kalan davaya konu gayrimenkuller, protokolden yaklaşık 9 ay sonra davacı tarafından davalıya satılması nedeniyle protokol şartları oluştuğundan davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı ise, taşınmazların hile ile elinden alındığına, taşınmazların tamamlanması için gereken resmi işlemlerin rahat tamamlanması için taşınmazların şirket üzerine aktarıldığına, tekrar kendisine devredilmesi gerektiğine dayanmaktadır. Davacı tarafından bu hususta 01.09.2016 tarihli Noterde beyan evrakı düzenlendiği de ifade edilmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun; ''Yanılma'' üst ve ''1. Yanılmanın hükümleri'' kenar başlıklı 30 uncu maddesi; ''Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz'' ,sınırlı sayıda olmamak üzere esaslı yanılma hâllerine yer verilen ''2. Yanılma hâlleri'' kenar ve ''a.

Açıklamada yanılma'' alt başlıklı 31 inci maddesinin ikinci fıkrası; ''Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa'', ''İrade bozukluğunun giderilmesi'' başlıklı 39 uncu maddesi ise; ''Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz'' şeklindedir.

6098 sayılı TBK'nın 36. maddesine göre; "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.

Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir".

Bilindiği üzere, "hile"(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. (818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu'nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir.

Eldeki davada, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dışı diğer kardeşleri tarafından aldatıldığı ileri sürülmektedir.

Bu yönde Beykoz 1.Noterliğinin 01.09.2016 tarihli 17049 Yevmiye numaralı, aldatıldığını bildiğine dair beyanı bulunduğunu, sözleşmede taşınmazların davalı şirkete devredilmesinin resmi işlemlerin kolay ilerlemesi için yapıldığını, bir nevi inançlı işleme dayandığını, ancak dava dışı kardeşleri tarafından aldatıldığını ifade etmektedir. Protokol 02.09.2016 tarihinde imzalanmış, taşınmazlar davalı şirkete 12.04.2017 tarihinde devredilmiştir.

Davacının inançlı işleme ilişkin herhangi bir yazılı delili bulunmamaktadır.

Davacı davasını yukarıda açıklandığı üzere diğer delillerle ispat edebilir ise de, davacının Beykoz 1.Noterliğinin 01.09.2016 tarihli 17049 Yevmiye numaralı, aldatıldığını bildiğine dair beyanı bulunduğu dikkate alındığında, aldatma fiilinden haberdar olduğu, bunun yanında taşınmazların üzerine kayıtlı olması göz önüne alındığında, en azından devir tarihi itibariyle bu durumu bildiğinin kabul edilmesinin gerektiği, bu durumda hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki davanın açılmadığının kabulü ve davanın bu nedenle reddi gerekir.

Bunun yanında davacı tarafından tanık delili ve dayanmış olması nedeniyle yemin delili ile de davasını ispat edebileceği akla gelebilir. Bir hukuki işlemin ve bu kapsamda bir sözleşmenin kuruluşunda ortaya konulan iradelerin bozulmamış, bir diğer ifade ile fesada uğramamış olması gerekir. İradedeki bozulmanın, sözleşmenin diğer tarafının ya da üçüncü bir kimsenin aldatması sonucu ortaya çıkması hâlinde beyan sahibi, sözleşmeyle bağlı tutulamaz (TBK m.36).

Aldatma fiili maddi bir vakıa niteliğindedir ve kanun koyucu, bu vakıanın senede bağlanmasının mümkün olmadığını öngörerek, ispat vasıtası olarak senet dışındaki delillere başvurulmasına cevaz vermiştir ( 6100 sayılı HMK m.203/ç). Bu düzenleme, özellikle yazılı sözleşmeler bakımından, senede karşı senetle ispat kuralının (HMK m.201) önemli istisnalarından birisini oluşturmaktadır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, 6.b., İstanbul 2001, s.2297.

Postacıoğlu, İ.E.: Şehadetle İspat Memnuiyeti ve Hudutları, İstanbul 1952, s.208 vd.. Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku, C.II, 15.b., s.).

Dava dilekçesi incelendiğinde; davacının söz konusu aldatma eylemine, taşınmazların davalı şirketin üzerine inançlı işlem ile devredildiği şeklinde dayanmadığı, tanıkların taraflarca usulüne uygun şekilde dayanılmış vakalara ilişkin olarak dinlenebilecek olması, tanıklarca dayanılmayan vakaya ilişkin beyanda bulunulması halinde dayanılmayan vakaya ilişkin beyanların hükme esas alınamayacağı, davacı tarafından usulüne göre yapılmış bir ıslah ile veya davalının açık muvafakati ile vaka olarak bu hususların sunulmadığı, HMK.'nın 25. maddesi gereğince hukuk yargılamasının taraflarca getirilme ilkesinin bulunduğu,

dayanılmayan vakanın hükme esas alınamayacağı, bunun yanında HMK. 357 maddesi gereğince, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceğinden ve yeni delillere dayanılamayacağından, Mahkemece tanık dinlenmemesi esasa etkili görülmemiştir.

Bu nedenle her ne kadar davacı tarafından yemin deliline dayanılması nedeniyle Mahkemece resen yemin delilinin hatırlatılması gerekmekte ise de, davacı tarafından inançlı işleme vaka olarak dayanılmadığından, bu husus da eleştirilmekle yetinilmiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜ M

Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;

1-Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/06/2023 tarih, 2023/51 Esas ve 2023/711 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,

YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,

a-Davanın REDDİNE,

b-Alınması gerekli 615,40.-TL harcın peşin alınan 3.415,50.-TL harç ve 100.757,25.-TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 103.557,35.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

c-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanun gereğince davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,

ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,

d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesi gereği reddedilen kısım üzerinden hesap ve takdir edilen 299.000,00.-TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

e-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,

2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;

a-Bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,

c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,

ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,

d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,

İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/05/2025

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/187, K. 2025/1095, 30 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı Özeti
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. Deliller
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Hükü M

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/187
Karar No
2025/1095
Tarih
30 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/188 K.2025/533
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/188 K.2025/472
  • İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/188 K.2025/162
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/189 K.2025/407
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/189 K.2025/490
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/190 K.2025/599

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.