KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/469 - 2025/1024
- Dosya no
- 2025/469
- Karar no
- 2025/1024
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/10/2024 tarihli ara karar
- Numarası
- 2024/673 Esas (derdest dosya
- Davacı
- ......
- Vekili
- ......
- Davalı
- ......
Karar Metni
1.601 kelime·8 dk okuma·13 bölüm
:......
DAVA
Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :15/10/2024
TALEP
İhtiyati Tedbir
TALEP TARİHİ :15/10/2024
KARAR TARİHİ :28/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :26/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında her iki şirketinde ticari işletmesi ile ilgili anlaşma yapıldığını, bu anlaşma gereği olarak davalı şirketin söz konusu malları (kömürleri) davacı şirkete teslim etmesi hususunda mutabakata varıldığını, lakin vaad edilen malların davacı şirkete teslim edilmediğini, davalıya, anlaşmaya konu mal karşılığı olarak davacı şirketin keşidecisi olduğu. Ziraat Bankası'na ait ...
Seri Nolu ... emrine kesilmiş 500.000-TL bedelli 10.03.2025 keşide tarihli çek, ... seri nolu ... emrine kesilmiş 500.000-TL bedelli 15.03.2025 keşide tarihli çek, ... seri nolu ... emrine kesilmiş 500.000-TL bedelli 20.03.2025 keşide tarihli çek olmak üzere 3 adet toplamda 1.500,00-TL tutarındaki avans çeklerin verildiğini, söz konusu malların davacıya teslim edilmediğini, malların teslim edilmemesi nedeniyle davacının mağdur olduğu gibi aynı zamanda vermiş olduğu çekin vadesinin yaklaşmasından dolayı zor durumda kalabileceğini,
anlaşmayla ilgili olarak tüm vecibelerin davacı şirketçe yerine getirildiği halde davalı taraf edimlerini yerine getirmediğini, ayrıca davacının malların teslim edilmemesinden dolayı üçüncü kişilere vermiş olduğu taahhütleri de yerine getiremediğinden dolayı mağdur olduğunu ve zarara uğradığını, bu sebeple davalı şahıs tarafından bahsedilen çeklerin icraya konulup takibe başlanması söz konusu olabileceğinden teminatlı veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararlı menfi tespit davası açılması zorunlu hale geldiğini, tüm bu nedenlerle; dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla;
davanın kabulüne, borçlu olmadıklarını tespitine, davanın Ziraat Bankasına ait; ... seri nolu ... ... emrine kesilmiş 500.000-TL bedelli 10.03.2025 keşide tarihli çek, ... seri nolu ... emrine kesilmiş 500.000-TL bedelli 15.03.2025 keşide tarihli çek,
... seri nolu ... ... emrine kesilmiş 500.000-TL bedelli 20.03.2025 keşide tarihli çek olmak üzere toplam 1.500,00-TL avans çeklerinin icra takibine konulmasını önlemek amacıyla teminatlı veya teminatsız olarak icra takibine konulmaması ve ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı koyularak ödenmemesine ve bu konuda ilgili bankaya müzekkere yazılmasına ve neticede dava konusu çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, %15 teminat (225.000,00-TL nakit yada banka teminat mektubu) karşılığında dava konusu Ziraat Bankası Geyve/Sakarya ait; keşidecisinin ... olan ... Seri Nolu 500.000 TL bedelli 10.03.2025 keşide tarihli çekin, keşidecisinin ... olan ... Seri Nolu 500.000 TL bedelli 15.03.2025 keşide tarihli çek, keşidecisinin ... olan ... Seri Nolu 500.000 TL bedelli 20.03.2025 keşide tarihli çekin davalı lehtar ... tarafından bankaya ibrazı halinde ÖDENMEMESİNE, bu çeklerin ... tarafından İCRA TAKİBİNE KONULMAMASINA,
-İhtiyati tedbir kararının üçüncü kişilere sirayet etmemesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tedbir kararının esasen davacıya herhangi bir katkısı bulunmadığını, bu hali ile davalının şayet kötü niyetli ise çekleri ciro edip bir başkasına verebileceğini, bu durumun da tedbir kararının ruhuna aykırı olduğunu, her ne kadar tedbir kararı kabul görse de; "İhtiyati tedbir kararının üçüncü kişilere sirayet etmemesine," hükmüne itiraz ettiklerini, teminatın yatırılması ile tedbirin herkes için dava sonucuna kadar geçerli olmasını talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/10/2024 tarih, 2024/673 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince talebin kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, avans çeki olarak verildiği iddia edilen çeklerin karşılığı malların teslim edilmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığı iddia edilen çekler nedeniyle açılan menfî tespit davasında, çeklerin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi yönünde ihtiyatî tedbir kararının üçüncü kişileri de kapsayıp kapsamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346).
Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfî tespit davasında amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Keşideci temel ilişkide borçlu olmadığını, örneğin satılan malın teslim edilmediğini ya da aldatıldığını öne sürerek muhatap bankanın lehtara çek bedelini ödemesini engelleyemez. Muhatap banka keşideci ile lehtar arasındaki temel borç ilişkisini araştırmak zorunda olmadığı gibi, çekin bedelsiz olduğunu bilse bile kendiliğinden ödemeyi durdurma yetkisini haiz değildir.
Keşideci de çekle işleyen hesabındaki parasını çekerek hukuken kendisini koruma olanağına sahip bulunmamaktadır. Çünkü, bu durumda kendisi karşılıksız çek çekmenin bütün sonuçlarına maruz kalır.
Keşidecinin yapacağı yegane şey, çekin bankaya ibrazından önce mahkemeye başvurarak muhatap banka tarafından çek bedelinin lehtara ödenmesini önleme hususunda ihtiyatî tedbir kararı verilmesini istemek ve bu taleple birlikte, ya da tedbir kararından sonra ihtiyatî tedbiri tamamlayan merasime ilişkin süre içinde menfî tespit davası açmaktır (Bkz.
Türk, Ahmet: Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 7 Özel Sayı, 2005, s. 327). Aksi takdirde bedelsiz olduğu iddia edilen çek banka tarafından lehtara ödenecek ve keşideci bundan zarar görecektir.
Başka bir koruma yolu da bulunmadığına göre, bu hususta ihtiyatî tedbir kararı verilebileceği kuşkusuzdur (Reisoğlu, Seza: Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, 2. Bası, Ankara 1998, s. 97).
Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın m. 389 vd. hükümlerinde geçici hukukî himayenin bir türü olan ihtiyatî tedbirlere ilişkin düzenleme genel nitelikte olup; 2004 sayılı İİK'nın m. 72 hükmünde menfî tespit davaları hakkındaki tedbirlerin özel olarak düzenlenmiş olması, bu davada, 6100 sayılı HMK'nın m. 389 vd. hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri, ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Oysa, 6100 sayılı HMK'nın madde 390(3) hükmünde, ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür. Madde gerekçesinde ise, HMK'nın madde 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.
Somut olayda; Mahkemece de yaklaşık ispat sağlanmış olduğundan %15 teminat (225.000,00-TL nakit yada banka teminat mektubu) karşılığında dava konusu Ziraat Bankası Geyve/Sakarya Şubesine ait; keşidecisi ... olan ... seri nolu 500.000-TL bedelli 10.03.2025 keşide tarihli çekin, keşidecisi ... olan ... seri nolu 500.000-TL bedelli 15.03.2025 keşide tarihli çekin, keşidecisi ... olan ... seri nolu 500.000-TL bedelli 20.03.2025 keşide tarihli çekin davalı lehtar ... tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmemesine, bu çeklerin ... tarafından icra takibine konulmamasına, ihtiyati tedbir kararının üçüncü kişilere sirayet etmemesine karar verilmiştir.
Davacı yanın da istinaf itirazı ihtiyati tedbir kararının üçüncü kişilere sirayet etmemesine ilişkin hükme olup, herkes açısından geçerli olmasını talep etmiş ise de davanın sadece lehtara karşı açıldığı, geçici hukukî koruma tedbiri niteliğinde olan ihtiyati tedbir kararlarının davanın tarafı olmayan üçüncü kişiler hakkında uygulanabilmesinin mümkün olmadığı gibi, dava konusu çeklerin kambiyo senedi niteliğinde olması,
ticari hayattaki tedavül kabiliyeti ve ticari senetlere güven ilkesi çerçevesinde iyi niyetli üçüncü kişilerin hak kaybına sebebiyet vermemek maksadıyla, dava konusu çeklerin iyi niyetli üçüncü kişilere ciro edilmesi sonucu bu kişilerin senette mündemiç hak sahipliğinin korunması bakımından çeklerin davalı lehtar dışında üçüncü kişiler tarafından icra takibine konu edilmesinin önlenmesinin usul ve yasaya uygun olmayacağı anlaşıldığından, icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararı münhasıran davalı lehtar yönünden verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle heyete sunulur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/05/2025
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/469, K. 2025/1024, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama