KÜNYE
T.C. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2024
- Dosya no
- 2023/1471
- Karar no
- 2024/83
- Başkan
- ....
- Üye
- ....
- Üye
- ....
- Katip
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/05/2023
- Numarası
- 2023/343 Esas, 2023/585 Karar
- Davacı
- ....
- Vekili
- ....
- Davalı
- ....
- Vekili
- ....
- Davanın konusu
- Ticari Şirket
- Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
- —
Karar Metni
878 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ....'de %3 hisse ile ortak olduğunu, 13.05.2019 tarihinden itibaren ....nde sermaye hak ve hisse payı verildiğini, müvekkilinin yıllarca şirketin kar elde eldebilmesi için çalıştığını, müvekkiline herhangi bir bilgilendirme yapılmadan ve usulsuz tebligat yapılmak suretiyle 05.10.2022 tarihli 10675 sayılı Türk Ticaret Gazetesinde yayınlanan sermaye artırımı yapıldığını, müvekkilinin şirketle ilgili bilgi alma ve inceleme haklarının engellediğini belgelerin gizlendiğini, şirkete zarara uğratacak eylem ve işlemlerin ısrarla devam ettirildiğini,
şirketin kamu ve kuruluşlarına olan borçlarında ortakların şahsi sorumlu olmasına rağmen bilgi verilmediğini, kar payımı dağıtılmayarak sermaye arttırımı yoluna gidildiğini, bu şekilde müvekkilinin hisse payının azaltıldığını, kasıtlı olarak karın düşük maliyetlerin gösterildiğine dair şaibeler bulunduğunu, açıklanan haklı sebeplerle şirketin TTK 531 maddesi uyarınca feshini, aksi kanaat halinde müvekkilinin payının gerçek değerinin tespit edilerek ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, bir kısım tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kendi bünyesinde çalışanı olan davacının daha sonralarda tamamen iyiniyetli olarak şirkete ortak yapıldığını, aynı zamanda davacının işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının bilgi verilmediğine ilişkin iddiasının tamamen asılsız ve oldukça kötüniyetli olduğunu, öyle ki kendisi ile birlikte 10 işçiyi de aynı anda konsolide edip aynı içerikli istifa dilekçeleri ile istifa ettirip müvekkiline ait ticari sırları alıp başka bir şirkete geçip orada aynı iş kolunda çalışacak kadar işleyişi bilip, müvekkiline zarar vermeyi amaçladığını,
davacının ne genel kurul öncesi ne de genel kurul sonrası yasanın aradığı şartlarda bilgi edinme hakkını kullanmadığını, davalının hissesinin %3 olduğunu, müvekkilinin ticari sır niteliğinde bilgilerini yasa gereğini vermekle yükümlü olmadığını, her ne kadar davacının 03/10/2022 tarihinde yapılacak genel kurul ile ilgili kendisine bir tebligat yapılmadığını iddia etmiş ise de iş bu davada gösterdiği adrese iadeli taahhütlü tebligat yapıldığını, davacının genel kurul ile ilgili davetiye ve gündem maddelerini gösterir belgeyi tebliğ aldığını ancak genel kurula katılmadığını,
davacının ortaklıktan çıkmak istediğini beyan ederek hisse bedelini talep eden ihtarı üzerine davacıya 282 paya karşılık hissesinin ödemeye hazır olduklarını içerir ihtarın gönderildiğini beyanla davanın zamanaşımı gözetilerek reddini, akabinde esastan reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle, mahkemece verilen kararın müvekkilin mağduriyetine sebep olduğunu, müvekkilin şirketle ilgili bilgi alma ve inceleme haklarının engellendiğini, şirkette yapılan usulsüzlüklere karşı müvekkilinin hak ettiği bedelini alabilmesi için şirketin feshinin gerektiğinden bahisle, mahkemece verilen kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, TTK 531. Maddesine dayalı anonim şirketin haklı nedenlerle feshi ve ortaklıktan çıkma talebine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davacının davalı şirkette %3 hisse ile ortak olduğunu, davacıya bilgi verilmeden sermaye artırımı yapıldığını, davacının şirketle ilgili bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini, hisse payının azaltığını ileri sürerek, haklı sebeplerle şirketin feshini aksi halde ortaklıktan çıkma talebinde bulunmuştur.
Yerel mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531. Maddesinde: 'Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı yasanın 636/3. Maddesinde: 'Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.' hükmü düzenlenmiştir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, yukarıda anılan yasa maddeleri uyarınca şirketin haklı nedenlerle feshini veya fesih yerine davacı pay sahibinin pay değerini ödenerek pay sahibinin şirket ortaklığından çıkarılması için davacının sermayenin en az %10'nu temsil eden paya sahip olması gerektiği, öte yandan davacı payının %3 olması karşısında yasada aranılan pay oranına haiz olmaması nedeni ile yerel mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği,
ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 11/01/2024
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1471, K. 2024/83, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama