KÜNYE
T.C. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2025
- Dosya no
- 2024/835
- Karar no
- 2025/286
- Başkan
- ....
- Üye
- ....
- Üye
- ....
- Katip
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/03/2024
- Numarası
- 2023/728 2024/336
- Davacı
- ....
- Vekili
- ....
- Davalı
- ....
- Vekili
- ....
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
- —
Karar Metni
1.496 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
27/01/2023 tarihinde müvekkili ....'ın sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından Trafik Sigorta Poliçesi ile koruma örtüsü altına alınan .... plakalı araçlar ile .... plakalı araçların maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, meydana gelen kazada davalı şirket tarafından koruma örtüsü altına alınan .... plakalı araç sürücülerinin asli kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağının kazaya karışan sürücülerin beyanları alınmaksızın farazi olarak tutulduğunu, kaza sebebiyle müvekkilinin aracının zarar gördüğünü, maddi hasar ve değer kaybı oluştuğunu,
kazaya sebebiyet veren davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ....plakalı araçlar yönünden de ayrı ayrı başvuru yapıldığını, ancak müvekkilinin zararının tam olarak giderilmediğini, kaza sonrasında hasarlı hale gelen aracın müvekkili tarafından tamir ettirildiğini belirterek,
davalı tarafça sigortalı ....plakalı araçların kusurlu eylemleriyle sebebiyet verdiği kaza sonucunda müvekkiline ait araçta oluşan hasarların onarım bedeli zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 100,00TL araçta oluşan değer kaybı tazminatı, 100,00TL onarım bedeli, 100,00TL araç mahrumiyet bedeli, 1.000,00TL çekici ücreti, Bafra Sulh Hukuk Mahkemesinin ....sayılı dosyasından delil tespiti için harcanan 2.732,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının aracının müvekkili şirket tarafından anlaşmalı serviste onarıldığını, değişmesi gereken tüm parçaların bizzat tedarik edilerek zarar giderilmiş olduğundan taleplerin reddi gerektiğini, hasar gören araç için müvekkili şirket tarafından 09/05/2023 tarihinde 13.039TL davacıya, 09/05/2023 tarihinde 30.791,36TL tedarikçi firmaya ödeme yapıldığını,
müvekkili şirketin dava konusu edilen kaza nedeniyle tüm borçlarından kayıtsız ve şartsız ibra edildiğinden ve başvuranın tüm haklarından feragat ettiğinden müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, davacı tarafça haricen ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, değer kaybı bedeli belirlenirken aracın somut özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini, kazanç kaybı talebinin poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını,
müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kusur oranlarının belirlenmesi için bilirkişiden rapor aldırılması gerektiğini belirterek, davanın reddi ile müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf başvuru talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle, kusur değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, adı geçen sürücünün yol yapım çalışmaları sebebiyle durduğundan bahisle kusursuz olduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, .... plakalı araç sürücüsünün kazanın oluşmasında kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında da belirtildiğini, bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiğini, tanık sunma taleplerinin reddedilmesi ve taraflarına tanık dinletme imkanı verilmemesinin açıkça iddia ve savunmada bulunma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İstinaf başvuru talebinde bulunan davalı vekili dilekçesinde özetle, yargılama aşamasında belirttikleri savunmaların yok sayıldığını, bilirkişi raporunda davacı araç sürücüsüne de kusur atfedilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda tazminat miktarından kusur indirimi yapılmadan hüküm kurulduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, müvekkiline bakiye tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu edilen kaza nedeniyle tüm borçlarından kayıtsız ve şartsız ibra edildiğinden ve davacının tüm haklarından feragat ettiğinden müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini,
müvekkilinin sorumluluğunun genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olup, her halükarda tazminat miktarının iskonto uygulanmak suretiyle belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin KDV'den sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kazan kaybı bedeline ilişkin taleplerin ZMMS poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığını ileri sürerek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazası nedeniyle araçta oluşan değer kaybı, bakiye hasar bedeli ve araç mahrumiyet bedeli, delil tespit gideri, çekici ücretinin karşı aracın trafik sigortacısından tahsili istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir
HMK'nın 266 ncı madde hükmüne göre ise kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Adil yargılama ilkesinin gereği olarak tarafların tüm iddia ve savunmalarının usulünce değerlendirilmesindeki zorunluluk gözetildiğinde; kaza tespit tutanağının, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge oluşu ve her zaman aksini ispatın mümkün olması nedeniyle, olayın oluş şekline ilişkin kaza tespit tutanağının aksi iddia edildiğinde, taraf iddiası, kaza tespit tutanağı ve trafik bilirkişi raporu arasında olayın oluş şekli veya kusur dağılımına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, tanık delili veya başka delillere dayanan tarafın bu delilleri toplanıp, gerekirse olay mahalinde keşif yapılarak, tanıklar dinlenerek,
tarafların kazadaki kusur durumlarının (oranlarının) ne olduğu konusunda ayrıntılı, denetime elverişli, gerekçeli rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin .... esas, .... karar sayılı ilamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin .... esas, .... karar sayılı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin.... esas, .... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere)
Somut olayda.
Mahkemece aldırılan trafik bilirkişi ve makine mühendisinden oluşan 2 kişilik bilirkişi heyetinin 05/12/2023 tarihli raporunun 6. Sayfasında " kazanın oluşumunda davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı en öndeki .... plakalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davacıya ait .... plakalı araç ile yine davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı .... plakalı aracın da içinde bulunduğu 3 aracın ASLİ (TAM) kusurlu" olduklarının belirtildiği, bu araçların kusur oranlarının belirtilmediği, dolayısı ile davacının kazanın oluşumundaki kusur oranının tespit edilmediği,
kaza tespit tutanağında ise davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı en öndeki ....plakalı araç sürücüsü dahil, kazaya karışan 4 araca da kusur verildiği görülmüştür. Bilirkişi raporunda kusur oranı belirtilmese de, davacının da kusuru olduğu belirtilmesine rağmen, Mahkeme kararından , davacının kusurlu mu, yoksa kusursuz mu değerlendirilerek karar verildiği anlaşılamamaktadır.
Ayrıca kaza tespit tutanağındaki kusur durumu ile bilirkişi raporundaki kusur durumunun farklı olmasına, davacının da kazanın oluş şekline ilişkin itirazları bulunmasına ve tanık deliline dayanmasına rağmen, tanık dahil diğer delillerini sunma imkanı verilmeden karar verilmesi de isabetsizdir.
Makine mühendisi bilirkişisi tarafından Araç değer kaybı hesaplanırken de , aracın kaza tarihi ocak 2023 tarihindeki kasko değerinin 273.290,00 TL olduğu, yaklaşık 11 ay sonraki aralık 2023 tarihindeki güncel kasko değerinin 440.354,00 TL olarak belirtildiği, güncel hasarsız kasko bedeli de 543.000,00 TL olarak belirlenerek, 440.354,00 TL ye oranlama yapılarak, değer kaybı hesaplandığı görülmüştür.
Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere , değer kaybının belirlenmesinde aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2.el piyasa değeri arasındaki fark kriterine göre değer kaybı hesaplanması yapılması gerektiğinden, TUIK verileri veya kasko oranlaması şeklinde hesaplama yapılması da isabetsizdir. (benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin .... esas, .... karar,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin .... esas, .... karar sayılı ilamı)
Bu itibarla; mahkemece , kazaya karışan tüm araçların hasar dosyası getirilerek, taraflara kazanın oluş şekline ilişkin tanık ve varsa diğer delilleri sunma imkanı verilerek, keşfin gerekli olup olmadığı değerlendirilerek, tanıkları dinlendikten sonra , kazaya karışan araçların aldıkları hasar , darbenin şiddeti, kaza tespit tutanağı, trafik bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime el verişli 3 kişilik trafik bilirkişi heyetinden rapor alınması,
sonrasında davacının aracının ön kısmındaki hasar bedeli ve bunun meydana getirebileceği değer kaybı noktasında davalı tarafın sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi, yukarıda da belirtildiği üzere Yargıtay uygulamasına uygun aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2.el piyasa değeri arasındaki fark kriterine göre değer kaybı hesaplanması yapılması için makine mühendisi bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 17/02/2025
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/835, K. 2025/286, 17 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama