KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi İhtiyati Tedbir Talep Eden Karşı Taraf
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/124
- Karar no
- 2024/142
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/10/2024
- Numarası
- ..... Esas(DERDEST
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 09/10/2024
- Karar yazım tarihi
- 25/12/2024
Karar Metni
1.930 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen 'ihtiyati tedbir talebinin reddi'ne dair ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A) TALEP
Davacı vekili, Müvekkili davacı ....'nin eczacı olduğunu ve .......Mahallesi'nde bulunan ..... Eczanesi'nin sahibi olduğunu, ..... isimli ilaç firmasının çalışanı olan ..... isimli şahsın firmalardan daha uygun fiyatla ürün temin etme vaadiyle , davacıyı
dolandırdığını, davalı Firma ile birlikte hareket eden bu şahsın davacıdan .... bank A.Ş. ne ait ..... Tarih ... çek numaralı ve ..... TL bedelli çek aldığını, ancak karşılığında teslim etmeyi vaad ettiği ürünleri teslim etmediğini, vaad edilen ürünlerin
tesliminin ne davalı ne de ... tarafından gerçekleştirilmediğini, davalı Firmanın ürün teslimatını gösterir herhangi bir irsaliye bulunmadığı gibi, taraflar arasında ürün teslimine ilişkin herhangi bir ticari kayıt da bulunmadığını, bu süreçte ....'ın müvekkilinin
telefonlarına cevap vermediğini, müvekkilinin ne bu şahsa ne de davalı firmaya ulaşamadığını, söz konusu çekil kullanıldığından haberdar olması üzerine müvekkilinin .... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...... Soruşturma Numaralı dosyası kapsamında .... Tarihinde ....... isimli şahıs aleyhine suç duyurusunda bulunduğunu, adı geçen şahsın çeki bedelsiz ele geçirerek kötüniyetle hareket ettiğini, temel borç ilişkisi mevcut olmadığından müvekkili davacının bu çekten sorumlu olmayacağını, her ne
kadar çek üzerinde vade tarihi ..... olarak yazılmış ise de, çekin henüz yazılmadığını, ....... tarihine ertelendiğini, davalı firmanın çekin ibrazı ve tahsili tehdidiyle çeki erteleyerek elden para almaya çalıştığını ileri sürerek, davacı Müvekkilinin .... bank A.Ş.- ..... Şubesi'nin ... Tarih .... çek numaralı ve .....TL bedelli çekin bedelsiz kaldığının ve müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş ettiği dava kapsamında; dava konusu çekin dava sonuna kadar ödenmemesi hususunda öncelikle teminatsız aksi halde İİK ‘nun 72.maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda %15 teminat mukabilinde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
B) İNCELEME KONUSU İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/10/2024 tarih ve..... Esas sayılı kararı ile;
"Aynı dosyada mahkememizin 09/10/2024 tarihli ara kararı ile davacının ilk ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK'nın 72/2 maddesi "borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir." hükmünü içermektedir
Bunun yanında menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir koşulları
değerlendirilirken İİK 72 maddesi yanında, HMK 389 vd. maddelerinin de göz önünde bulundurulması gerekir.
HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.
Davacı vekili; karşı taraf icra takibine geçmeden önce ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ve soruşturma dosyasından bahsetmiş ise de; hakkında şikayetçi olunan şahsın dava dışı .... olduğu, çek lehdarının ise davalı şirket olduğu gibi yine üçüncü kişiler aleyhine tedbir kararı verilemeyeceğinden yasal şartları oluşmadığı değerlendirilmiştir.
Öte yandan davalı şirket hakkında şikayette bulunulduğu belirtilen ..... Cumhuriyet Başsavcılığı ..... soruşturma numaralı dosyaya ilişkin 15/10/2024 tarihli (davacı tarafça sunulan) davacıya ait ifade tutanağında; davalı şirkete ürün siparişi sebebiyle ....TL bedelli çeki verdiğini ancak çekin karşılığını alamadığını, davalı şirket tarafından kesilen faturanın sahte şekilde düzenlendiğini iddia ve beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Çek bir borcun ödenmesi aracı olup, avans olarak verildiğine ve/veya bedelsizlik iddialarına ilişkin yazılı belge sunulmadığı, çek karşılığında mal alınmadığından bedelsiz kaldığı yolundaki iddialar kapsamında yargılama yapılmasını gerektirdiği ve bu kapsamda sunulu yazışma suretleri ve ifade tutanaklarının da HMK 390/3 maddesi gereği haklılığın yaklaşık olarak ispatına yeterli olmadığının değerlendirilmesi karşısında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir." gerekçesi ile "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
C) İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, İhtiyati tedbir talebini reddeden 23/10/2024 tarihli ara karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuş, istinafında; müvekkil ile davalı şirket ..... arasında ürün alımı için daha evvel de aracılık eden ve ticari faaliyet yürütülen ..... isimli şahıs müvekkile önceki yapmış oldukları işten dolayı güven telkin ederek davaya konu .....TL bedelli çeki teslim aldığını, çekin .... adına kesildiğine ve .....'a 09/09/2024 tarihinde teslim edildiğine ilişkin yazışma görüntüsünü dosyaya
sunduklarını, yine tedbir talepli dilekçe ekinde sundukları sipariş tablosunda ve devamındaki ..... ile olan yazışmalardan da anlaşılacağı üzere Eylül ayı sipariş listesinde davalı şirketin ürünlerinin olmadığı ve eylül ayında bu şirkete ödeme yapılmayacağı ..... tarafından müvekkiline söylendiğini müvekkil bunun üzerine çekin vadesinden dolayı endişe ederek çeki geri getirmesini istediğini, ancak bu süreçte ....'ın bir süre müvekkili oyaladıktan sonra telefonlarına da çıkmamaya başladığını, bu şekilde müvekkili davacıyı dolandırma kastıyla hareket ettiğinin ortaya çıktıpını, ortaya çıkmıştır.
Mahkemenin ret kararının gerekçesinin aksine davalı şirketin bu davada üçüncü kişi konumunda olmadığını, .... ile birlikte hareket ettiklerini, Mahkemece delilleri değerlendirilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bu süreçte
müvekkilinin çekin bankaca sorgulandığını öğrenmesi üzerine .... şirketi yetkilisi .... ile görüşmeye başladığını, çekin kendisine iade edilmesi hususunda geri dönüş alamayınca çeki almak üzere ..... ile görüşmeye davalı şirket merkezine gittiğini ancak şirket yetkilisinin çeki iade etmeyeceğini, bu çek bedeli tutarında eczaneden kendisine ürün vermesini istediğini beyan etmesi üzerine yine görüşmelerden sonuç alamayınca, .... ile davalı şirket yetkilisinin birlikte hareket ederek kendisini dolandırdıklarını anladığını ve ..... hakkında ....
Cumhuriyet Başsavcılığında 07/10/2024 tarihinde şikâyetçi olmasının ardından davalı şirket yetkilileri için .... Cumhuriyet Başsavcılığının ....
Soruşturma nolu dosyası kapsamında şikayette bulunduklarını, Davalı ..... şirket yetkilisi ..... ile bu süreçteki yazışmalarınının tedbir talebi dilekçeleri ekinde dosyaya sunulduğunu, bu kapsamda yazılı deliller ile çekin lehdarı olan şirket ile müvekkil arasındaki ticari ilişkinin de ortaya koyulduğunu, mahkemece davalı şirketin üçüncü kişi olarak kabul edilerek tedbir talebimizin reddedilmesinin hatalı olduğunu, zira ...... ile davalı şirketin birlikte hareket ettiklerinin dosya kapsamında sunmuş oldukları deliller ile sabit olduğunu, davalı şirketin eldeki menfi tespit talepli davadan sonra .....
ASTM'nin ..... D.iş sayılı dosyasında ihtiyati haciz talep etmesi ile, tedbir taleplerinin reddinin hatalı olduğunun ortaya çıktığını, her ne kadar Mahkemece 09/10/2024 tarihli ara kararı ile müvekkilin ilk ihtiyati tedbir talebi yazılı delil olmadığı gerekçesi ile reddedilmiş ise de 17/10/2024 tarihli ikinci tedbir talepli dilekçelerinin delillerle desteklendiğini, ihtiyati haciz kararı ile icra takibine
geçilerek mesleki faaliyeti eczacılık olan ve sürekli teminat mektupları ve pos cihazları kullanmak suretiyle bankalarla ticaretini sürdüren müvekkilinin bütün ticari faaliyetlerinin hacizler neticesinde durduğunu, eğer Mahkemece tedbir talepleri ekinde sunulan deliller süresinde ve hukuka uygun olarak incelenmiş olsa ihtiyati haciz kararı nedeni ile mağdur olmayacaklarını belirterek, 17/10/2024 tarihli tedbir talepli dilekçeleri ve ekindeki yazılı delilleri detaylı olarak incelenmek suretiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair 23/10/2024 tarihli ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
D) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE
Talep, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında, dava konusu çekin icra takibine konu edilmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine yöneliktir.
Davacı vekili, müvekkili davacının eczanesine ürün alımı siparişi için verdiği 01/10/2024 tarih ve 1.950.000 TL bedelli ... .... şubesi çeki nedeniyle davalıya borçlu olmadığını, zira sipariş ettiği ürünlerin kendisine teslim edilmediğini, siparişin oluşturulması ve çek için aracılık eden ....... ile davalının birlikte hareket ederek kendisini dolandırdıkları iddiası ile, dava konusu bu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemi ile açtığı menfi tespit davası kapsamında sunduğu 17/10/2024 tarihli dilekçesinde;
dava konusu çekin İİK 72. Maddesi uyarınca icra takibine konu edilmemesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş. Mahkemece, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı yine davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, Dairemizce 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; ara karar başlığında; davacının T.C. Kimlik numarası, davacı vekillerinin adreslerinin, davalının vergi numarasının yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebileceğini değerlendiren Dairemiz anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir.
Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usûle yer verilmiştir. HMK’nun 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı ve HMK'nin 394/5. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında verilen karar karşı kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir.
HMK'nin "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389. maddesinde “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddede ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve
ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. HMK'nin ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte,
zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
2004 sayılı icra iflas kanununun "Menfi tesbit ve istirdat davaları" kenar başlıklı 72. maddesine göre; "(1) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. (2) İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
(3) İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. ..."
Tüm bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde; dosya mevcudunda, davacı tarafça sunulan belgelerin yaklaşık ispata elverişli olmadığı, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kanısına Dairemizce ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davacı vekilinin inceleme konusu ilk derece mahkemesi ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/124, K. 2024/142, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama