KÜNYE
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/38
- Karar no
- 2024/46
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- —
- İhtiyati tedbir talep eden
- —
- Vekili
- —
- Karşı taraf
- —
- Vekili
- —
- Karşı taraf
- —
- Dava
- İhtiyati Tedbir
- Dava tarihi
- 19/08/2024
- Karar yazım tarihi
- 21/11/2024
Karar Metni
1.887 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nce, talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin kararının, karşı taraf (alacaklı) ....... vekilince yapılan itiraz üzerine, mahkemece kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılması kararına karşı, talep eden vekilince istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize tevzi edilmekle yapılan ön inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Talep. İhtiyati Tedbir Talep Eden Şirket Vekili Dilekçesinde. Karşı taraf alacaklı ......'nin, diğer karşı taraf ......'ne karşı, ...... İcra Müdürlüğü'nün ......
E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, icra dosyasından talep eden şirkete gönderilen İİK 89/1-2-3 haciz ihbarnamelerinin sehven kesinleştiğini, kesinleşme ile borçlu ile hiçbir rabıtası olmamasına rağmen icra dosyasında borçlu hale gelen talep edenin, İİK 89/3 vd. yer alan özel nitelikteki menfi tespit davası açma süresini kaçırdığını, bu sebeple İİK 72 vd. uyarınca genel mahiyette menfi tespit davası ikame edilmesi gerektiğini, dava şartı arabuluculuk nedeni ile süreç uzayacağından ve halihazırda icra dosyasında borçlu sıfatı olan talep edenin tüm malvarlığına haciz işlendiğinden,
İİK 72/3 hükmü uyarınca takip dosyasında talep eden adına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi, yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 22/08/2024 tarihli ara karar ile "...İİK'nın 72/3 maddesinin açık hükmü dikkate alınarak davacı vekilinin .... İcra Müdürlüğü'nün .....E. sayılı dosyasında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki talebinin kabulüne, icra takip miktarı olan (493.947,29- TL)'nin % 15'i oranında teminat (74.092,10-TL) yatırıldığı veya o miktarda kesin süresiz teminat mektubu sunulduğu takdirde icra veznesindeki paranın alacaklıya ÖDENMEMESİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
Cevap;Karşı Taraf ....... vekili cevap dilekçesinde.
Karşı taraf (alacaklı) ...... vekili 09/09/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde; davaya cevap ve delillerinin dosyaya sunulmasının beklenmediğini, mahkemelerce esasa dair tedbir kararı verilemeyeceğini, davacının, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık ispat zorunluluğuna rağmen dosyada bu ispatı sağlayan delil olmadığını, icra takip dosyasında ....... tarafından ....... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip başlatıldığını, ........'nin İİK 89. maddesi kapsamında 1. - 2. - ve 3. haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun biçimde talep eden tarafa tebliğ edilerek borçlu olarak dosyaya eklendiğini,
.......'nin ünvan değiştirmek suretiyle .........'ne dönüştüğünü, Şirket merkezi adresinin ''........'' olduğu, kanuni temsilcisinin ....... olduğu, talimat haciz tutanağı içeriği, ........ isimli kişinin gidilen adresin ......... olduğuna ilişkin beyanı, ....... adına kartvizitinin bulunması,
....... adına Acentelik yetki belgesi yazılı çerçevelerin duvarlara asılı olması sebebiyle söz konusu işlemde herhangi bir usule aykırılık bulunmadığını, üçüncü kişinin, menfi tespit davasını üçüncü haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren on beş günlük hak düşürücü sürede açmak zorunda olduğunu, ihtiyati tedbir talebinde bulunan tarafın haklılığı söz konusu değilken; mahkemece bu konuda esasa etkileyecek nitelikteki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar talep dilekçesinde.
İİK’nın 72. maddesi kapsamında genel hükümlere göre açılacak menfi tespit talebine dayandırılarak ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olsa da; hukuki nitelendirmenin hâkime ait olup talebin İİK’nın 89.maddesi kapsamında açıldığını, talep eden tarafın İİK 89/3 hükmündeki menfi tespit dava süresini kaçırdığını açıkça beyan ettiğinden, İİK 72. maddesindeki menfi tespit davasının, takip borçlusunun takip alacaklısına karşı açacağı bir dava türü olup, somut olayda talep edenin takip borçlusu olmadığından belirtilen kanun hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle tedbirin kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece 13/09/2024 tarihli (istinaf edilen) ara karar ile "...Her ne kadar ihtiyati tedbir kararı İİK md.72 kapsamında değerlendirilmiş ise de İİK md.72'de düzenlenen menfi tespit davası takip borçlusunun takip alacaklısına karşı açacağı bir menfi tespit davası olmakla dosya kapsamında ilgili .... İcra Müdürlüğü'nün .....
E. sayılı takip dosyası incelendiğinde takip borçlusu ....... olup ihtiyati tedbir talep eden takip borçlusu olmadığından bu nedenle İİK md.72 uygulama alanı bulamayacağından İİK md.72'e dayanarak tedbir kararı da verilemeyeceğinden, ayrıca İİK 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkemeler olduğundan ihtiyati kararı mahkememiz görev alanına girmediğinden, ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz edenin itirazının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının tüm sonuçlarıyla birlikte kaldırılmasına..." karar verilmiştir.
Talep Eden Vekili 09/10/2024 tarihli istinaf dilekçesinde; yapılan yargılamanın usulüne uygun olmadığını, süresinde olmayan itirazlar baz alınarak tedbir kararının kaldırılmasının HMK'ya aykırı olduğunu, İİK'da iki çeşit menfi tespit davası olduğunu, bunlardan ilkinin İİK 72'deki menfi tespit davası olup, bu davayı açabilecek olanın açıkça 'borçlu' olduğunun ifade edildiğini, diğer menfi tespit davasının ise özel bir dava olup İİK 89/3 haciz ihbarnamesinin tebliği üzerine açılacak menfi tespit davası olduğunu, bu davada yasakoyucunun kolay borçlanabilme ihtimaline karşı,
davayı açacak olana daha kolay şartlar tanıdığını ancak süreyi daha kısıtlı tuttuğunu, mevcut davada müvekkili Şirketin İİK 89.maddesindeki süreleri kaçırdığı için dosyada borçlu hale geldiğini, nitekim icra dosyasında borçlu sıfatına haiz olduğundan tüm malvarlığına haciz konulduğunu, dolayısı ile 72 maddesindeki dava açabilen borçlu sıfatına haiz olduğunu, zaten ilk takip borçlusuna bir yıl içerisinde dava açma hakkı tanıyan kanunun, daha kolay bir şekilde borçlandırılan ve borçluya göre daha mağdur durumda sonradan dosyaya borçlu olarak eklenen yana bu hakkı vermemesinin düşünülemeyeceğini,
bu hususta doktrin görüşü ve içtihatlar bulunduğunu, hatalı hukuki yorum ile verilen kararın kaldırılarak İİK'nın 72/3 hükmü uyarınca ... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı icra dosyasında davacı adına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2024 T. .... D.İş - ... D.İş K. sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olup, uyuşmazlık, somut olayda sözü edilen geçici hukuki koruma tedbirinin verilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
HMK'nın 389. maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi ile 390/3 maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyatî tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile İlgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki koruma şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbîr, diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni bir takım uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
6100 sayılı HMK'nın 389.maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili olarak yukarıda açıklanan hükümde ihtiyati tedbirin şartları belirtildikten sonra, takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir.
İhtiyati tedbir kararının kapsamı belirlenirken iki tarafın hak ve yarar dengesinin gözetilmesi gerekir. HMK'nın 392.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir isteyen haksız çıktığı takdirde, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacakları olası zararları karşılayacak bir teminat göstermek zorundadır. Ancak talebin resmi belgeye veya başkaca bir kesin delile dayanması veya durum ve koşulların gerektirdiği hallerde, hakim teminat alınmamasına da karar verebilir.
2004 sayılı İİK'nın 72/3 maddesinde "...İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
" hükmü mevcuttur.
İİK'nın 89.maddesinde ise "Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.
Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir.
Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir.
İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir." şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Anılan Kanun maddesinin uygulanması için ön koşul haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye usule uygun olarak tebliğ edilmiş olması ve haciz ihbarnamesinin usulüne uygun olarak düzenlenmesidir.
3.kişi tarafından açılan menfi tespit davalarında; İİK 89 hükmü gereği alacaklı, hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacaklar için üçüncü kişilere (borçlunun alacaklı olduğunu düşündüğü) ve bankalara haciz ihbarnamesi göndermektedir. Diğer bir ifade ile borçlunun üçüncü kişideki alacağı kıymetli evraka bağlı ise bu halde üçüncü kişiye İİK 89 haciz ihbarnamesi gönderilemeyecektir. Borcu kıymetli evraka bağlı olan üçüncü kişi, kendisine haciz ihbarnamesi gönderilmesi halinde süresinde İİK 16/son kapsamında icra mahkemesinde her zaman şikâyet yoluna başvurabilecektir.
Üçüncü kişi, menfi tespit davasını takip alacaklısına karşı açmalıdır. Bu davanın yanında takip borçlusuna karşı İİK 72’ye dayalı menfi tespit davası açmasında yasal bir engel bulunmamaktadır.
Tüm bu kanun hükümleri ile yapılan açıklamalara göre; talep eden vekilince açılacağı belirtilen davanın hangi İİK hükmüne dayalı olduğu, görevli mahkeme, alacağın niteliği, davanın süresinde açılıp açılmadığı, haciz ihbarnamelerinin üçüncü kişiye usule uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, haciz ihbarnamelerinin usulünce düzenlenip düzenlenmediği noktaları esasa ilişkin dava açıldığında yargılamada incelenecek hususlardır.
İİK 72.maddesindeki menfi tespit davası, ancak borçlu tarafından alacaklıya karşı açılabilecek olup, talep eden kendisine İİK 89. hükmünce gönderilen üç ayrı haciz ihbarnamesinin hiçbirine itiraz etmemiş, usulünce düzenlenmediği yada tebliğ edilmediği iddiası ile şikayet yoluna da gitmemiştir.
Bu durumda İİK'nın 89.maddesine göre takip alacaklısı bakımından, 3.kişiden olan alacak kesinleşmiş olup, icra takibinden sonra açılacak İİK 72.maddesindeki menfi tespit davasındaki ihtiyati tedbir artık 3.kişi tarafından talep edilemeyecektir. Bu yönlü verilecek bir ihtiyati tedbir kararı, icra takibi alacaklısının durumunu ağırlaştıracağı gibi, kanuni itiraz ve şikayet haklarını kullanmayan 3.kişiler bakımından da haksız bir koruma sağlayacaktır.
Elbette esasa ilişkin açılacak davada, mahkemece sunulan delillere göre ihtiyati tedbirin değerlendirmesi ayrıca yapılabilecektir.
Bu itibarla, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Karar başlığında; tarafların ve vekillerinin adresinin yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Başkan · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Katip · e-imzalıdır
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/38, K. 2024/46, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama