KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ............. İcra Dairesi İflas İdare
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/497
- Karar no
- 2025/470
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/11/2024
- Numarası
- .......... Esas - ........... Karar
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Memurları
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)
- Dava tarihi
- 15/01/2024
- Karar yazım tarihi
- 15/05/2025
Karar Metni
2.159 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ........... İcra Müdürlüğü'nün .......... İflas sayılı dosyasında İflas İdaresine ait 13/11/2023 tarihli sıra cetveli ve ikinci alacaklılar toplantısı ilanının 02/01/2024'de tebliğ edildiğini, .......... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (ASTCM Sıf.) .......... E. sayılı dosyasından 15/11/2018'de ...........'nin iflasına karar verildiğini, davacıların işçilik alacaklarına istinaden ...........
İş Mahkemelerince verilen kararlar sebebiyle müflis .......... ...A.Ş.'den alacaklarının bulunduğunu, bu alacakların tahsili için ......... Anadolu 1.İcra Dairesi'nin ............
Muh. dosya numarasıyla 11 adet iflas masasına kayıt dilekçesi sunulduğunu, fiziki olarak İflas dosyasında işçilik alacaklarının tutanakla kabul edildiğini, İflas İdaresi Memurlarınca hazırlanan sıra cetvelinde davacı/alacaklının listeye alınmadığını, bunun maddi hatadan kaynaklandığını belirterek, davacı .............'nın 55.519,65 TL tutarında işçilik alacağının iflas masasına kaydı ile kabulüne, 2004 sayılı İİK'nin 206'ncı maddesi gereği 1.sıradan sıra cetveline dahil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Müflis ..............A.Ş. yönüyle davacının ............. İcra Dairesi'nin ............ İflas sayılı dosyasına yaptığı alacak başvurusuna dayanak icra takibine ilişkin dayanak belgeler ibraz edilmediğinden, İflas idaresince düzenlenen 13/11/2023 tarihli sıra cetvelinde alacak kayıt başvurusunun reddine karar verildiğini, davacının alacağını ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini savunmuştur.
B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: davacı ...........'nın 04/08/2019 tarihinde vefat ettiği, dava tarihinin 15/01/2024 olduğu, yargılama sırasında .......... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 25/09/2019 tarihli ............ E. ........... K. sayılı dosyasından verilen veraset ilamı doğrultusunda mirasçıları ........... ile ...........'nın dosyaya davacı olarak kaydının yapıldığı ve de aynı vekil ile yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
Yani, davacının dava tarihinden yaklaşık 4-5 sene önce öldüğü, dolayısıyla ortada geçerli bir vekaletname de olamayacağı, bu durumun giderilebilir bir dava şartı olarak kabulünün mümkün olmadığı ve dolayısıyla 6100 sayılı HMK'nın 115/3 maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, davacının ölü olduğu işbu
dava dosyasında HMK'nın 124.maddesinin de uygulama imkanı bulunmadığından, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verildiğini,
Ayrıca verilen kararın niteliği gereği davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmediğini, Zira 6100 sayılı HMK'nın 326.maddesi uyarınca yargılama giderlerinin aleyhine hüküm kurulan taraftan alınması gerekmektedir. Ancak davacının taraf ehliyeti bulunmadığı ve de mirasçılarının da davaya dahil olamayacakları kabulü karşısında ve de yargılama giderlerinin sadece taraflara teşmil edilebileceği dikkate alınarak; davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, davalı lehine vekalet ücretine yer olmadığına, karar verildiği görülmüştür.
C-)İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerin huzurdaki davayı takip etme yetkisi bulunduğunu, davanın açıldığı tarihte müteveffanın davanın tarafının olmamasının mirasçı davacıların alacak hakkını bertaraf etmediğini, mirasçı davacıların davayı takip yetkisi bulunmasına rağmen Mahkemece davanın usulden reddedilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu,
İlk derece mahkemesince tanzim edilen bilirkişi raporu ile davanın haklılığı delillendirildiğini, bilirkişi raporunda saptanan sırayı kabul etmemekle birlikte, davadaki haklılığın ispat edildiğini, İflas İdare Memurlarının sıra cetvelini oluştururken sadece UYAP'taki belgeleri esas alarak birçok alacaklıyı mağdur ettiğini, iflas tarihinden önce kesinleşmiş mahkeme kararları bulunmasına rağmen sulh olmaya yanaşmayarak kötü niyetli bir şekilde ek sıra cetveli düzenlemediğini belirterek, hükmün kaldırılarak müteveffa .............'nın 55.519,65-TL tutarında işçilik alacağı ve ferilerinin.
1/4 payı olan 13.879,91 TL'nin ...........'ya, 3/4 payı olan 41.639,73 TL'nin .............'ya ait olmak üzere iflas masasına kaydı ile kabulüne, işçilik alacaklarına ve fer'ilerine iflasın açıldığı 15/11/2018'den sonra işlemiş faizin de İİK'nin 196'ncı maddesi gereği sıra cetveline dahil edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; taraf ehliyetinin dava şartlarından olması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddedilmesinin yasaya ve usule uygun olduğunu, ancak dava şartı yokluğundan davanın reddinde lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddi halinde AAÜT'de açıkça yazdığı üzere davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden hükmün bu yönüyle düzeltilmesini talep etmiştir. D-)DELİLLER; .............. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ............Esas, ............ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; sıra cetveline itiraz ile işçilik alacağının iflas masasına kaydının kabulü talebine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yer almaması 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı muris .............. vekili (sonrasında mirasçıları ........... ve ...........) muris .............'in, davalı müflis şirketten işçilik alacakları bulunduğunu, ancak iflas idaresince sıra cetveline kaydedilmediğinden sıra cetveline 1.sıradan kaydedilmesini talep etmiş, davalı alacağın ispatı gerektiğinden davanın reddini savunmuş, Mahkemece davacı ...........'in davadan önce ölmesi nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Eldeki davada, muris davacı ............'nın 04/08/2019 tarihinde vefat ettiği, dava tarihinin ise 15/01/2024 olduğunun; dosyada mevcut .......... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 25/09/2019 tarihli ............ E. ............ K. sayılı veraset ilamından anlaşıldığı, davanın muris ........... adına açılıp, mirasçıları .........ile ...........'in dosyaya davacı olarak kaydedilerek yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta öncelikle, davadan önce ölen davacı .......... için açılan davada, mirasçıları adına yargılamaya devam edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi gerekir.
Bilindiği üzere ve kural olarak. TMK'nın 28.maddesi hükmüne göre kişilik ölümle sona erer. Ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. 4.5.1978 tarih ve 4/5 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme kararı uyarınca ölü kişi aleyhine dava açılamaz ve mirasçıları davaya dahil edilemez. Aynı şekilde ölmüş kişi adına da dava açılamaz.
Bir davada taraf ehliyeti dava şartlarından (HMK m. 114/1-d) olup taraf ehliyeti ise medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür (HMK m. 50). Gerçek kişilerin kişiliği ve dolayısıyla hak ve bu arada taraf ehliyeti ölümle sona erer. Bu nedenle davadan önce ölmüş kişi adına dava açılamaz, açılmışsa davanın reddi gerekir. Bu husus atlanarak mahkemece ölü kişi adına açılan dava karara bağlanmış ise verilen hüküm geçersiz, yok hükmünde bir hükümdür.
(Baki KURU, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C1, Ssayfa 297 vs). Öte yandan vekalet verenin ölümü ile davaya vekalet de son bulur, vekalet verenin sağlığında verdiği vekaletname ile yetkili kıldığı vekili, vekalet verenin ölümünden sonra onun adına dava açamaz, zira ölüm ile vekalet akdi sona erer (TBK 397'nci maddesi). Tarafların dava ve taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartıdır (HMK 114/1-d maddesi).
Somut olayda davacı ........... davadan önce ölmüş olup, dosyaya dahil olan davacılar da eldeki davada muris adına alacağın sıra cetveline kaydını istemişlerdir. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı (YİBK) uyarınca ölü kişinin mirasçıları da dahili dava yoluyla davada taraf sıfatını alamazlar. Bilindiği üzere miras ortaklığının da taraf ehliyeti yoktur. Yine davanın en başta ölü kişi adına düzenlenen ve ölümle sona ermiş vekalete dayalı olarak açıldığı görülmekle, bu bakımdan da dava şartı sağlanamamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın aktif husumet yokluğundan (dava şartı eksikliğinden) usulden ret kararı usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalının istinaf talebi bakımından ise; .........'de yayımlanarak aynı tarihte yürülüğe giren AAÜT'nin 7.maddesi "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlığını taşımakta; maddenin 2. fıkrasında ise.
"Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur" hükmü bulunmaktadır.
Şu hale göre Tarifenin açıklanan 7/2 maddesi hükmü gereğince; konusu para veya para ile değerlendirilmesi mümkün bulunan bir şey olan davanın dava şartlarından birinin bulunmaması (noksan olması) nedeniyle usulden reddine ilişkin kararda, vekalet ücreti nispi tarifeye göre takdir edilir; ancak, bu nispi vekalet ücretinin miktarı, maktu vekalet ücretini geçemez.
Kendisine intikal eden bir uyuşmazlıkta Yargıtay 3. H.D. 28/02/2008 T. 2008/1155 E. 2008/3090 K. sayılı ilamında "...Davacı vekili dilekçesinde, 5.300-YTL.kira alacağı için girişilen icra takibine itirazın iptali istenilmiştir.
Mahkemece, davacının icra takibinden sonra bu davadan önce vefat ettiği, davanın ölü kişi adına açıldığı belirtilerek reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmektedir.
Müvekkilin ölümü ile vekalet sona erer. (BK.m.35/1, BK.m.397/1) Bu nedenle, dava konusu olayda vekaletnamenin varlığından söz etmek mümkün değildir. Ayrıca, olayda HUMK.67.md.belirtilen gecikmesinde zarar umulan haller de sözkonusu değildir. Müvekkilin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı vekil (avukat), müvekkilin ölümünden sonra onun adına dava açamaz.
Mahkemece, yargılama giderleri ve davalı vekili için vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Davacı vekili, dava tarihinden önce ölen davacı mirasçılarının icazeti ve onlardan alınmış bir vekaletname bulunmaksızın, temsil yetkisi olmaksızın dava açmıştır. HUMK'nun 67.md.göre; bu durumda vekil, oturum harcı ile diğer yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkum edilir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan..." denilmiştir.
Yargıtay'ın ilamında bahsedilen HUMK'un 67.maddesinin HMK'daki karşılığı olan "Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması" başlıklı 77.maddesinde "...(1) Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.
(2) Vekâletnamesiz işlem yapmasına izin verilen ancak haklı bir sebep olmaksızın süresi içinde vekâletname ibraz etmeyen avukat, celse harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkûm edilir. Bunu kötüniyetle yapan avukat aleyhine, ceza ve disiplin soruşturması açılmasını sağlamak üzere, Cumhuriyet başsavcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına durum yazıyla bildirilir." hükmü mevcuttur.
Buna göre ölüm ile vekaletin sona erdiği, avukatın bu vekaletnameye dayanarak dava açılamayacağı, temsil yetkisi olmadan dava açılması halinde vekilin yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği anlaşılmaktadır.
Yukarıda değinilen ilke ve olgular birlikte değerlendirildiğinde; davanın usule ilişkin nedenle reddedildiği eldeki davada, davacı vekilinin 5 yıl önce gerçekleşen ölümle sona ermiş vekaletname ile dava açtığı, davalı vekilinin ise bu davayı takip ettiği, onun adına savunma hakkını kullandığı ve hukuki yardımda bulunduğu gözönüne alınarak, mahkemece davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, bundan sorumlu olanın ise yukarıda belirtilen Yargıtay ilamında da açıklandığı üzere yetkisiz temsil ile dava açan avukat olduğu açıktır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; dosya kapsamına göre yukarıda izah olunan gerekçe ile davacının tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olup istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353.maddesinin 1.fıkrasının (b-1) bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Davalının istinaf kanun yoluna başvurusu ise, ilk derece mahkemesi tarafından yararına vekalet ücretine hükmedilmesi
gerektiği yönünden yerinde görülmüş, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353.maddesinin 1.fıkrasının b-2 bendi gereğince kararın düzeltilerek yeniden davanın esası hakkında karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/497, K. 2025/470, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama