KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Dosya no
- 2025/72
- Karar no
- 2025/83
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/10/2024
- Numarası
- ....... Esas - ..... Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/01/2024
- Karar yazım tarihi
- 06/02/2025
Karar Metni
1.401 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davalı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ
Davacı vekili 19/01/2024 tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat malzemeleri satışı yapan bir şirket olduğunu, davalının da tacir olduğunu ve müteahhitlik yaptığını ve devlet ihalelerine girerek inşaat, boya vs işleri yapmakta ve bu işleri yaparken de müvekkili şirketten malzeme satın almakta olduğunu, müvekkili şirletin davalıya satıp teslim ettiği mallara ait faturaları E fatura olarak kesmekte ve sistem üzerinden kendisine göndermekte olduğunu, davalının bu faturaları kendi kayıtlarına, ticari defterlerine işlemesi gerektiğini, davalının söz konusu faturalara herhangi bir itirazı olmadığını, davalının yaptığı işlerden hak ediş aldıkça peyderpey kısmî ödemeler yapmakta ve yapılan ödemeler ve kesilen faturaların müvekkili şirketin kayıtlarına
işlendiğini, bu kayıtlara göre davalının 29/04/2023 tarihi itibarıyla müvekkili şirkete 62.015,83 TL ödenmemiş bakiye borcu bulunduğunu, davalının müteaddid defalar kendisine hatırlatılması ve istenmesine rağmen hak edişlerini alamadığını, aldığı zaman getireceğini söyleyerek borcunu ödememesi nedeniyle aleyhinde ....... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı itirazı neticesinde takibin durduğunu, arabuluculuk başvurusundan da sonuç alınamadığını ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
B) DAVALININ SAVUNMASI
Davalı cevabında; karşı taraf alacaklı şirketten yaptığı alışverişler için bizzat firma adına düzenlenmiş olan ........ Şubesinin ....... tarihli ...... TL bedelli ve ....... tarihli ve ..........TL bedelli çeklerinin verildiğini, bu çeklerin de gününde ödendiğini, davacı firmaya herhangi bir borcu kalmadığını, davacıdan yapılan alışverişler nedeniyle düzenlenen irsaliye fişleri incelendiğinde tarafından teslim alınan malların bedellerinin verilen bu çeklerle karşılanmış olduğunun anlaşılacağını, çekler borcun doğumundan evvel firmaya verilip sonradan mal alışı yapıldığından, teslim edilen ve alınan mallar neticesinde ekli defter kayıtlarından da görüleceği üzere 40.693 TL kendisinin alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
C)
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
...... Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/10/2024 tarih ve E......., K....... sayılı kararı ile; "Davalı tarafından .......... İcra Müdürlüğü'nün .......... İcra sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin 62.015,83 TL asıl alacak üzerinden devamına; Fazlaya ilişkin istemin reddine; İtirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen hükmolunan alacağın %20'si oranında 12.403,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
D) İSTİNAF NEDENLERİ
Hükme karşı davalı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı istinafında; gerek cevap dilekçesinde gerekse delilleri arasında ve de bilirkişi raporuna karşı beyanlarında defalarca belirttiği üzere, davacı alacaklı şirketim tarafına teslim edilen ve fatura edilen mallara ilişkin sevk irsaliyesi ve teslim ve tesellüm fişlerinin dosyaya ibraz edilmediğini, davacı şirketim yapı malzemeleri satışı yapan bir firma olduğunu, ve tarafınca inşaatlarında kullanmak üzere alınan malların bedelinin davacıya ödendiğini, davacının dava konusu ettiği 62.015,83 TL karşılığı mal ve hizmetin tarafınca alınmadığını, mahkemece bu iddialarının göz ardı edildiğini,
sevk irsaliyeleri ve teslim tesellüm fişleri olmadan alınan bilirkişi raporunun hüküm tesis etmek için elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna yaptığı itiraz da dikkate alınmayarak verilen kararın usûl ve yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın gerekçe kısmında alacağın likit olmadığından bahisle "icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilerek hüküm oluşturulmuştur" denildiği hâlde, kararın hüküm kısmının 3. Bendinde icra inkar tazminatına hükmolunduğunu, kararın gerekçesi ile hüküm kısmında çelişki söz konusu olduğunu, icra inkar tazminatı taktir edilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
E) DELİLLER
....... Asliye Ticaret Mahkemesinin E......., K........ sayılı dosyası kapsamı.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının davacıdan satın aldığı inşaat malzemeleri nedeniyle bakiye 62.015,83 TL borcu ödememesi üzerine, ........İcra Müdürlüğünün .......... Esas sayılı dosyası ile hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak takibin davalının haksız ve kötü niyetli itirazı neticesinde durduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacıdan alınan tüm malların bedellerinin ödendiğini, davacıya herhangi bir borcu kalmadığını belirterek, davanın reddini dilemiş; Mahkemece; "Davacının davasının kısmen kabulü ile, 1-) Davalı tarafından ........ İcra Müdürlüğü'nün ......... İcra sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin 62.015,83 TL asıl alacak üzerinden devamına, 2-) Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-) İtirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen hükmolunan alacağın %20'si oranında 12.403,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiş; karara karşı davalı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılması gerekmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; gerekçeli karar başlığında, hükmü veren Mahkemenin (........ Asliye Ticaret Mahkemesi) adının yazıldığı kısma "3 nolu kalem" ifadesinin yazılması ve yine karar başlığında davacı vekilinin adresinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliklerin mahallinde her zaman düzeltilebileceğini değerlendiren Dairemiz anılan hususları eleştirmekle yetinmiştir.
Mahkemenin 30/10/2024 tarihli kısa kararının (3) nolu bendinde "İtirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen hükmolunan alacağın %20'si oranında 12.403,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm bendi oluşturulmuşken, gerekçeli kararın,
gerekçe kısmında "..ticari defter incelemesi sonucu kabul edilen miktara varıldığından bu nedenle alacağın likit olmadığına kanaat edilerek icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilerek aşağıda belirtilen şekilde hüküm oluşturulmuştur." dendikten sonra yine hüküm bendinin (3) nolu bendinde kısa kararda olduğu gibi "itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen hükmolunan alacağın %20'si oranında 12.403,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2009/19-109, K.2009/123 sayılı ilamında değinildiği üzere, 10/04/1992 tarih, E.1991-7, K.1992-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli karar uyum içinde olmalıdır. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca HMK'nin 294 ve 297 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış.
HMK'nin 297/son maddesi gereğince; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt
uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu belirtilmiş yine anılan kanunun 298/2. maddesi gereğince de; gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Mahkemece, verilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm bendinde davalı aleyhine icra inkâr tazmnatına hükmedilmiş iken, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde, 'alacak likit olmadığından, icra inkâr tazminatının reddi gerektiği' şeklinde dayanılması ile gerekçe ile hüküm çelişik bir hâl almıştır. Mahkemenin inceleme konusu kararı bu nedenle usûl ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmadan kanun yolu denetimine elverişli hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu itibarla, davalının sair istinaf itirazlarına ilişkin olarak bu aşamada başkaca bir inceleme yapılmaksızın, kararın kamu düzenine ilişkin açıklanan nedenle kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/72, K. 2025/83, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama