KÜNYE
- Mercii
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1050
- Karar No
- 2021/1337
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2021
Karar Metni
2.317 kelime·12 dk okuma·23 bölüm
T.C. TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ BAM TRABZON 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1050 - 2021/1337 T.C.
TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1050
KARAR NO : 2021/1337
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/03/2021
NUMARASI
2020/584 Esas 2021/162 Karar
DAVACI : **** ****
VEKİLİ : Av.
DAVALI
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU
Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ : 08/10/2021
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2021
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili kurumun .......
Şirketi aleyhine İlamlı İcra Takibi başlattıklarında, ilgili şirket ile ilgili Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğünün vermiş olduğu müzekkere cevabında şirketin kaydının 11/06/2015 tarihinde resen silindiğinin belirtildiğini, bu nedenle İcra Takibi işlemlerinin devam edemediğini, davacı ve davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümlerinin uygulanmadığını, 09/01/2012 tarihlerinde taraflarınca ilgili şirket aleyhine alacak davası açtıklarını ve iş bu dava ve akabindeki icra takipleri nedeniyle söz konusu terkin işleminin usulüne uygun olmadığını,
......Şirketinin ihyası ile ticaret siciline yeniden tescilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür.
CEVAP
Davalı tarafın usulüne uygun cevap dilekçesini sunmadığı, duruşmalara da katılmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; " davacılar vekili tarafından 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca resen Ticaret Sicilinden terkin edilmiş olan dava konusu dava konusu "......Şirketi" ihyası için, görülmekte olan şirketin ihyası davası açılmış ise de. 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/15. maddesi uyarınca, ''Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir.
Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır.
Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.'' hükmü amir olup, 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinden resen terkin edilen şirket ve kooperatiflerin ihyası davası açılabilmesi için, terkin tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.
Somut olayımızda dava konusu .........
Şirketi 11/06/2015 tarihinde 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca, resen Ticaret Sicilinden terkin edilmiş olup 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/15. maddesi uyarınca öngörülen 5 yıllık ihya davası açma hak düşürücü sürenin 11/06/2020 tarihinde dolmasına rağmen görülmekte olan dava hak düşürücü süre dolduktan sonra 17/12/2020 tarihinde açılmış ve davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/2. maddesinin yalnızca görülmekte olan yani derdest dava dosyası bulunan şirketler hakkında 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesinin uygulanamayacağının düzenlendiği,
derdest icra takip dosyası bulunmasının bu maddenin uygulanmasına engel teşkil edeceğine dair bir düzenleme içermediği, ve yine Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından resen terkin işleminin 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/4. Maddesine uygun yapılmış olduğu, bu nedenle davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine" karar verildiği, Davalı Ticaret Sicili Müdürlüğünün 27/04/2021 tarihli talep dilekçesi gereğince.
"Mahkememizce yapılan yargılamanın sonucunda verilen 25/03/2021 tarih ve 2020/584 Esas - 2021/162 Karar sayılı ilamında; dava konusu ......Şirketi 11/06/2015 tarihinde 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca,
resen Ticaret Sicilinden terkin edilmiş olup 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/15. maddesi uyarınca öngörülen 5 yıllık ihya davası açma hak düşürücü sürenin 11/06/2020 tarihinde dolmasına rağmen görülmekte olan dava hak düşürücü süre dolduktan sonra 17/12/2020 tarihinde açılmış ve davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/2. maddesinin yalnızca görülmekte olan yani derdest dava dosyası bulunan şirketler hakkında 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7. Maddesinin uygulanamayacağının düzenlendiği,
derdest icra takip dosyası bulunmasının bu maddenin uygulanmasına engel teşkil edeceğine dair bir düzenleme içermediği, ve yine Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından resen terkin işleminin 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/4. maddesine uygun yapılmış olduğu, bu nedenle davanın TTK Geçici 7/15 maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ayrıcı mahkemece 26/05/2021 tarihli ek kararla; H.M.K.'nın 306/1 maddesi uyarınca davalı vekilinin dilekçesi karşı tarafa tebliğ edildiği ve davacı tarafça bu hususta cevap verilmediğinde, H.M.K.'nın 306/3 maddesi uyarınca H.M.K. 'nın 304 maddesi gereğince Mahkememizce gerekçeli kararda sehven yazılmadığı anlaşılan vekalet ücretinin tamamlanması" gerekçeleri ile Davalı vekilinin 27/04/2021 tarihli talebinin kabulü ile; davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihine göre avukatlık asgari ücreti tarifesi gereğince 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Trabzon Ticaret Sicili Müdürlüğüne verilmesine, karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesi ve ek istinaf dilekçesinde özetle.
Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/9 E.sayılı dosyasına kayıtlı olarak tarafımızca alacak davası açılmış, bu davanın sonunda verilen 21/10/2013 tarih, 2012/9 E.ve 2013/544 K.sayılı karar ile lehimize hükme bağlanan tutarların tahsili için Trabzon İcra Müdürlüğü'nün 2014/16842 E. sayılı dosyasına kayıtlı olarak tarafımızca ilamlı icra takibi başlatıldığını, anılan şirketin sicilden silindiği 23.01.2014 tarihinde Trabzon İcra Müdürlüğü'nde açılan takibin kesinleştiğini,
alacak davası ve sonrasında açılan ilamlı icra takibi sırasında ihya davası açılabilmesi öngörülen zamanaşımının istisnası ile ilgili yalnızca dava açılmış olunmasının göz önüne alınarak devamındaki ilamlı icra takibini bu kapsamda saymamanın kanun koyucunun iradesine aykırı olarak borçlu şirketin ticareti terk ederek izini kaybettirmesine neden olacağını, kötü niyetli borçlulara borcundan sıyrılmak için imkan tanınmış olacağını, bir şirketin fiilen ticareti terk etmiş olması ve bunun üzerine ilgili şirkete tebliğ yapılamamış olması tek başına resen silinme sonucunu yaratmayacağını, uyuşmazlığa konu olan ek karar ile,
ilk kararda yer verilmeyen ve taraflardan birinin yükümlülüğünü değiştiren hüküm fıkrası eklenerek HMK 305. maddesinin ihlal edildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararda taraflar için belirlenen sorumlulukları bir taraf aleyhine değiştirecek şekilde ek karar verdiğinden hükmün bozulması gerektiğini, bunun Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, verilen ek kararın davalı tarafın dilekçesine dayandığını, talep üzerine ek karar oluşturulduğunu,
yerel mahkemenin HMK'da belirtilen usulde hatalı uygulama yaptığını tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü mahkemece verilen kararın ve ek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut olay incelendiğinde; mahkemesince,.......
Şirketi 11/06/2015 tarihinde 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca, resen Ticaret Sicilinden terkin edilmiş olup 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/15. maddesi uyarınca öngörülen 5 yıllık ihya davası açma hak düşürücü sürenin 11/06/2020 tarihinde dolmasına rağmen görülmekte olan dava hak düşürücü süre dolduktan sonra 17/12/2020 tarihinde açılmış ve davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7/2. maddesinin yalnızca görülmekte olan yani derdest dava dosyası bulunan şirketler hakkında 6102 Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesinin uygulanamayacağının düzenlendiği belirtilerek
davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 6102 Sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında "davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket ve kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz" hükmünü içermektedir.
Madde metninden devam eden davlara yönelik kayıt silme işleminin yapılamayacağı anlaşılmakta ise de; yargıtay ve bir kısım istinaf dairelerince bu metinin geniş yorumlanması gerektiği belirtilerek mevcut icra takiplerinin bulunması halinde de şirket veya kooperatiflerin hak düşürücü süre geçse dahi ihyasına karar verilebileceği yönünde yaygın bir içtihat oluşturulmuştur. (örneğin Ankara BAM 21. HD. 17/06/2021 tarih 2021/221 Esas 2021/820 Karar,
İstanbul BAM 43. HD. 07/074/2021 tarih 2021/963 Esas 2021/885 Karar vb.) Bu sebeple dairemizce de kaydın silinme tarihinden önce 01/07/2014 tarihinde var olan icra takibi de dikkate alındığında yaygın olan görüşe itibar edilerek davanın kabulü yerine reddine karar verilmesini yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu kabul çerçevesinde diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine gerek kalmadığı görülmüştür.
Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüyle mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca kaldırılıp, yerine esasa ilişkin yeniden hüküm tesisine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
E-imzalı
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1050, K. 2021/1337, 6 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama