KÜNYE
T.C. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi T.C. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2023
- Esas-Karar No
- 2022/1554 - 2023/1390
- Dosya no
- 2022/1554
- Karar no
- 2023/1390
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08.12.2021
- Numarası
- 2021/18 - 2021/654 E.K.
- Davacı
- —
- Vekilleri
- Av.
Karar Metni
938 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Av.
DAVALI : 1 -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2 -
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU
Rücuen Tazminat
KARAR TARİHİ : 08.09.2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 11.09.2023
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların sebep olduğu maddi hasarlı trafik kazasında hasar meydana gelen aracın davacı sigorta şirketi tarafından sigortalı olması nedeniyle ödenen 19.600,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile sigorta şirketine ödenmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı .....a İnşaat vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 213291602 numaralı 3.şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğunu, davanın ........ A.Ş.ne ihbar edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin söz konusu davada herhangi bir kusurunun olmadığını, kaza yapan sürücünün asli ve tek başına kusurlu olduğunu, davacının davasının haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu ve kazanın kural ihlali sebebiyle meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; "yargılama sırasında alınan ATK bilirkişi raporu ve kazanın oluşu dikkate alındığında zararın meydana gelmesinde dava dışı sürücünün tam kusurlu olduğu, zira sürücünün ikaz ve uyarı işaretlerine rağmen hızını düşürmediği, mahalde bulunan gerekli yönlendirici ve uyarıcı işaretlemeleri dikkate almadığı, sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybedip kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, kaza tespit tutanağında kaza anına ilişkin mahalde bulunan işaretlemeler mevcut değil ise de;
dosyada kaza tarihinden önce 09/04/2017 tarihine ait yol durumunu gösterir mevcut görüntü CD'si incelendiğinde yol çalışma levhalarının, dubaların, şerit yönlendirme levhalarının, hız tahdit levhalarının, sollama yasağı levhalarının ve mevcut yön levhalarının bulunduğu, bu durumun 29/04/2017 kaza tarihinde de mevcut işaretlemelerin bulunduğuna karine teşkil ettiği, bu sebeple davalılara atfı kabil bir kusur izafe edilemeyeceği" gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan davaya konu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında kazanın gerçekleştiği yolda yapılan çalışmalara ilişkin gerekli yol uyarı levhalarının olmadığının tespit edildiğini, hükme esas alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının birbirleri ile çelişkili olduğunu, ATK tarafından oluşturulan raporun gerçeklikten uzak ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Yargıtay içtihatları gereğince mahkemece verilen kararın bozulması gerektiğini beyan ederek istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosya kapsamında yer alan ceza dava dosyası ve bu dosyada kapsamında alınan bilirkişi raporları ile kaza tespit tutanağı dikkate alındığında kazanın meydana geldiği zemine mıcır olarak tabir edilen ufak taşların döküldüğü ve bunun kazaya sebebiyet verdiği sabittir.
Davalı tarafından sunulan bilgi ve belgeler, CD kayıtları dikkate alındığında yol çalışması ile ilgili uyarı levhalarının bulunduğu anlaşılmakta ise de yolun mıcırlı olduğuna ilişkin bir uyarı levhası bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus kaza tespit tutanağında açıkça belirtildiği gibi, davalı tanığı Haluk Başman'ın beyanından da anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar karşısında kazanın oluş sebebinin yolun mıcırlı olması olduğu ve yolun mıcırlı olduğuna dair bir uyarı levhasının kaza yerinde bulunmadığı, bu haliyle 23/08/2021 tarihli ATK raporunda belirtilen ikinci ihtimalin ortaya çıktığı, buna göre davalıların %75 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
ATK raporunda yer alan "Kaza sınasında, yalnızca kaza tespit tutanağında belirtilen işaretlemelerin mevcut olduğunun kabulü halinde" ibaresi, kaza tespit tutanağında yolun mıcırlı olduğuna dair uyarı levhasının bulunmadığının belirtilmesi, resmi belge olan kaza tespit tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olması (Yargıtay 17.HD 2020/786 E, 2021/2254 K), dosya kapsamında kaza tespit tutanağının aksinin ispatlamaya elverişli bir delilin bulunmaması karşısında davalıların %75 kusurlu olarak kabulü gerekmiştir.
İlk derece mahkemesice bu kusur oranı esas alınarak davacı tarafından ödenen miktarın rücu edilmesine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yapılan değerlendirmeler neticesinde ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama gerekmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 hükmü gereğince yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Başkan · e-imzalı Üye · e-imzalı Üye · e-imzalı Katip · e-imzalı
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1554, K. 2023/1390, 8 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama