KÜNYE
T.C. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi T.C. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Eylül 2023
- Dosya no
- 2022/2023
- Karar no
- 2023/1359
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/03/2022
- Numarası
- 2020/167 - 2022/334 E.K.
- Davacılar
- 1-... - ...
Karar Metni
1.427 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
2-... - ... 3-... - ...
VEKİLİ
Av. ...- [16448-44730-03554] UETS DAVALI : ...
VEKİLLERİ
Av. ...- [16828-28951-04444] UETS DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 07/09/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/09/2023
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa Osman İskender 25/01/2017 tarihinde Ziraat Bankası Yomra Şubesi'nden 48 ay vade ve [IBAN] Tahsilat IBAN no ile 20.000,00 TL Tarımsal Kredi kullandığını, bu kredi Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş.'den 11093653 Müşteri No ile Kredi Grup Hayat Sigortası ile sigortalandığını, Sigorta Bedeli 23.000,00 TL olup hayat sigortası primi Osman İskender'den Peşin alındığını, yine aynı tarihte aynı banka şubesi Kredi Hesap No:11093653-1028 numara ile Osman İskender'e 9.504,00 TL kredili mevduat kullandırdığını ve yine aynı sigorta yaparak ve sigorta bedeli 57,13 TL'yi peşin alarak krediyi sigortaladığını,
7 ay sonra 27/08/2017 tarihinde Osman İskender 55 yaşında vefat ettiğini, ölüm rizikosu gerçekleştikten sonra Osman İskender'in mirasçıları bu bir kredilerin varlığından haberdar olunca, hayat sigortasının ayrı bir şubesi olmadığı için, hem kredi veren hem sigorta yapan Ziraat Bankası Yomra Şubesi'ne gidip olan biteni anlattıktan sonra 20.000,00 TL ve 9.504,00 TL kredilerin sigorta şirketi tarafından ödenmesini istediklerini, banka görevlileri hayat sigortası merkezine durumu iletip bilgi vereceklerini söyleyip mirasçıları gönderdiklerini,
20.000,00 TL'lik kredinin ilk taksitinin ödeme süresinin geçtiği ve halen ödenmediğini fark eden müvekkiller parayı denkleştirip 15/03/2018 tarihinde ilave faizli olarak 7.388,78 TL ödemeyi yaptıklarını, banka şubesinden bir sonuç alınamayacağını anlayan müvekkiller 22/06/2018 tarihinde Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş.
Genel merkezine bildirim yapıp, hayat kredisi sözleşmesi gereği ödenen kısmın teminat tazminatının kendilerine ödenmesini, diğer 9.504,00 TL'lik kredinin çekildiği Ziraat Bankası Yomra Şubesi'ne ödenmesini istediklerini, firmadan 22/06/2018 ve 29/06/2018 tarihlerinde talep ret olarak geldiği, bu sebeplerden dolayı müteveffanın yasal mirasçıları mağdur duruma düştüğünü, müteveffa Osman İskender'in hayat sigortası kapsamında Ziraat Bankası'ndan ayrı ayrı çektiği zirai kredilerden ölüm rizikosu gerçekleşmesinden ötürü, birinci kredinin bakiye taksitlerinin teminat limiti kadar kısmının sigorta şirketi Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş.
Tarafından kredi çekilen Ziraat Bankası Yomra Şubesi'ne ödenmesini ve ödenen 7.388,78 TL'lik ilk taksitin ihbar tariihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile beraber yasal mirasçılara payları oranında tazminat olarak iadesini, ikinci kredi 9.504,00 TL'nin sigorta şirketi Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş. Tarafından kredi alınan Ziraat Bankası Yomra Şubesi'ne ödenmesini dava ve talep ettikleri görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu alacak ilgili olarak T.C. Ziraat Bankası A.Ş. İle müvekkil şirket arasında imzalanan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigorta ettiren ilgili banka olduğunu, sigorta sözleşmesinden doğan hak ve alacakları talep hakkı da sigorta sözleşmesi uyarınca T.C.
Ziraat Bankası A.Ş.'nin olduğunu, davacılar murisinin, davalı sigorta şirketi ile kredi kuruluşu arasında düzenlenen Grup Hayat Sözleşmesi kapsamında sigorta kapsamına alınmış olduğunu, bu sözleşme ile böbrek yetmezliği nedeni ile vefat hali sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmış olduğunu, davacıların murisinin sigorta yapılması öncesinde böbrek yetmezliği hastalığı tanısı almasına ve böbrek yetmezliğine bağlı diyaliz tedavisi görmesine rağmen soruya olumsuz cevaplar vermiş ve bu hastalıkla ilişkili beyan edilmemiş olup,
davacılar murisinin sigorta öncesinde kronik böbrek yetmezliği bulunmasına karşın bu durumu bildirmediği ve bu yöndeki soruya da hayır cevabı vererek yapılmaması gereken bir sigortanın yapılmasına neden olduğunu, bu hususun ise açıkça kasten beyan yükümlülüklerine aykırılık tekil ettiği nedeni ile de sigorta bedelinin ödenmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; "tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacıların murisinin davalı şirketten 25/01/2017 tarihinde almış olduğu kredi ile birlikte Hayat Sigortası yaptırdığı, tarafına "Böbrek yetmezliğine bağlı diyaliz tedavisi görmekte misiniz" şeklindeki soruya hayır cevabı verdiği, buna rağmen davacıların murisinin kronik böbrek yetmezliğinden kaynaklı 27.08.2017 tarihinde vefat ettiği, ayrıca davacıların murisinin kronik böbrek yetmezliğinden kaynaklı Hayat Sigortası yapılmadan önce 09/02/2016 tarihinde hemodiyalize alındığı, davacıların belirtilen gerekçelerle tazminata hak kazanamayacakları anlaşılmakla açılmış bulunan davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, murisin borcundan dolayı davacıların mağdur olduğunu, murisin böbrek hastası olduğunun kabul edildiğini, ancak müvekkilden geçerli beyan alınmadığını, bankanın üzerine düşen özen ve yükümlülüğü yerine getirmediğini, bunun sonunca da geçerli bir beyanın bulunmadığının açık olduğunu, müteveffanın böbrek hastalığından değil başka bir tanı nedeniyle vefat ettiğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile mahkemece verilmiş olan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, hayat sigortasından kaynaklı menfi tespit ve alacak istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nın 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur.
Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez." 1439/2. fıkrasında ise "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır.
Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK'nun 1435 ve 1439. maddedeki hükümlerin uygulanabilmesi için de sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko (ölüm) arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Anılan bu tespit ve değerlendirmenin yapılması da, tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren bir iş olup mahkemece tıbbi bilirkişiden rapor aldırılması gerekmektedir. Görüşüne başvurulacak bilirkişinin ise ölüm sebebiyle ilgili alanda uzman olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece aldırılan raporda ölüm sebebinin hipertansiyona bağlı serebrovasküler olay ve kronik böbrek yetmezliği ile ilgili olduğu belirtildiği, davacı tarafça murisin mikrobiyolojik bir rahatsızlık sonucu vefat ettiği ileri sürülmesine rağmen heyette Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji ile ilgili uzmanların bulunmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan aldırılan bilirkişi raporunda sadece böbrek yetmezliği ile ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığının değerlendirilmesi, bu hastalığın tek başına ölüme etkisi olup olmadığının değerlendirilmemesi hatalı olup, davacılar vekilinin rapora itirazlarına rağmen ilk derece mahkemesince yeniden rapor aldırılmaması da yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken, dosyanın Dahiliye uzmanı (tercihen Nefroloji alanında), Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı ve Kardiyoloji Uzmanından oluşan bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi sağlanıp, dosya arasındaki bilgi ve belgeler ile murisin tedavi evrakları dikkate alınarak;
-Murisin sağlık beyan formunda olumsuz cevap verdiği hastalıkların 25/01/2017 tarihinden önce var olup olmadığı,
-Ölüm sebebinin ne olduğu,
-25/01/2017 tarihinden önce var olan ve bildirilmeyen hastalık ile ölüm sebebi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı,
-25/01/2017 tarihinden önce var olan ve bildirilmeyen hastalık ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığı takdirde bildirilmeyen hastalığın ölüme etkisi olup olmadığı,
Hususlarında denetime elverişli rapor aldırmak ve neticesine göre gizlemenin kasten mi yoksa ihmal nedeniyle mi olduğunun kararda tartışılması; varılacak sonuca göre, TTK'nın 1439/2. maddesi gereği tazminat sorumluluğun kalkması, tazminattan indirim yapılması ya da proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi için gerekli araştırmalar yapılıp gerektiğinde bankacılık alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmasıyla oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın esasına etkili delillerin tamamı toplanıp değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 hükmü gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
... ... ... ... · Başkan-... Üye-... Üye-... Katip-... · E-imzalı E-imzalı E-imzalı E-imzalı
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2023, K. 2023/1359, 7 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama