SOLAS ve MARPOL sözleşmelerine göre yapılacak bildirimleri düzenleyen çerçeve, denizde can güvenliği ve gemilerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesine ilişkin uluslararası yükümlülüklerin iç hukukta nasıl yerine getirileceğini gösterir. Bu alanda ihlal iddiası çoğu kez bildirimin hiç yapılmamasından değil, geç yapılmasından ya da yanlış muhataba iletilmesinden doğar.
Yükümlülük Kimin Üzerindedir?
Bildirim zinciri kaptan, donatan, işleten ve acente arasında paylaşılır. Sorumluluğun kimde olduğu, geminin bayrağına, bulunduğu bölgeye ve olayın türüne göre değişebilir. Uygulamada sık görülen hata, herkesin bildirimi diğerinin yaptığını varsaymasıdır; bu nedenle şirket içi talimatlarda bildirimi yapacak kişinin adı ve yedeği açıkça yazılmalıdır.
Hangi Durumlar Bildirime Konu Olur?
- Denize zararlı madde karışması veya karışma tehlikesi doğuran olaylar
- Gemi, makine ve emniyet teçhizatında seyir güvenliğini etkileyen arızalar
- Çatma, karaya oturma ve yangın gibi deniz kazaları
- Seyir güvenliğini tehdit eden şamandıra, enkaz ve benzeri tespitler
- Atık teslim ve tasfiye işlemlerine ilişkin kayıtlar
Zincir Nerede Kopuyor?
İncelemelerde en çok karşılaşılan tablo, olay anında düzenlenen kayıtla sonradan yapılan bildirimin birbirini tutmamasıdır. Jurnal kaydı, makine kayıtları ve atık kayıt defteri arasındaki saat farkları, denetim sırasında kastın tartışılmasına yol açabilir. Bu nedenle olay anında tutulan kaydın sonradan düzeltilmesi yerine, düzeltme şerhiyle ve gerekçesiyle birlikte tutulması esastır.
Yaptırımla Karşılaşıldığında
Bildirim yükümlülüğünün ihlali, çoğunlukla idari para cezası ile karşılanır; kirlilik unsuru varsa ayrıca ilgili çevre mevzuatı gündeme gelir. Ceza tutanağının tebliğinde, hangi fiilin hangi hükme aykırı bulunduğu ve başvurulacak kanun yolu ile süre gösterilir. Bu bilgilerin eksik olması başlı başına bir savunma konusu olabilir. Ceza kesinleşmeden geminin seferden alınması gibi tedbirlere karşı da ayrıca hukuki yollar değerlendirilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır; olayın niteliği ve tutanak içeriği stratejiyi değiştireceğinden, tebliğ tarihinden itibaren vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması önerilir.