Opsiyon sözleşmeleri, doğrusal olmayan getiri yapısı nedeniyle klasik pozisyon hesaplamalarına doğrudan girmez. Bu nedenle piyasa riski için ayrılacak sermaye yükümlülüğünün hesabında opsiyonlara özgü yöntemler öngörülmüştür. Rehberin amacı, bu hesaplamanın hukuki ve dokümantasyon boyutunu; yani denetim karşısında neyin savunulabilir olduğunu göstermektir.
Neden Ayrı Bir Hesaplama Gerekir?
Bir opsiyonun değeri dayanak varlığın fiyatıyla orantılı biçimde değişmez; fiyat hareketinin büyüklüğüne, oynaklığa ve vadeye kalan süreye göre farklı tepkiler verir. Bu nedenle pozisyonun yalnızca nominal tutarı üzerinden risk ölçülmesi yanıltıcı olur. Standart metot, bu duyarlılıkları ayrı bileşenler hâlinde dikkate alarak yükümlülüğü hesaplar.
Yöntem Seçimi ve Bunun Sonuçları
- Basitleştirilmiş yaklaşım: Sınırlı ve yalın opsiyon pozisyonu taşıyan kurumlar için öngörülür; hesaplama kolaydır ancak genellikle daha yüksek sermaye yükü doğurur.
- Duyarlılık esaslı yaklaşım: Fiyat duyarlılığı, oynaklık ve zamana bağlı değer kaybı bileşenlerinin ayrı ayrı dikkate alındığı yöntemdir; daha hassas sonuç verir, buna karşılık veri ve doğrulama yükü ağırdır.
Yöntem tercihi keyfi olamaz. Kurumun taşıdığı pozisyonun karmaşıklığıyla seçilen yöntem arasında orantı bulunmalı ve tercih, yetkili organ kararıyla gerekçelendirilmelidir. Dönemler arasında yöntem değiştirildiğinde bunun gerekçesi ve karşılaştırmalı etkisi de kayda geçirilmelidir.
Denetimde İncelenen Dosya
- Hesaplamada kullanılan fiyat ve oynaklık verilerinin kaynağı ile alındığı tarih.
- Değerleme modelinin kim tarafından, hangi tarihte bağımsız biçimde doğrulandığı.
- Aynı pozisyonun risk raporlaması, muhasebe kayıtları ve yasal raporlamada tutarlı gösterilip gösterilmediği.
- Limit yapısı, limit aşımlarının kaydı ve aşım hâlinde izlenen prosedür.
Uyum Bulgusunu Doğuran Tipik Durumlar
Uygulamada bulguların çoğu hesaplama hatasından değil, dokümantasyon boşluğundan doğar: yöntem tercihinin yazılı gerekçesinin bulunmaması, veri kaynağının değiştirilmesine rağmen bunun kayda geçirilmemesi ya da model doğrulamasının süresi geçmiş bir çalışmaya dayandırılması gibi. Bu boşluklar, rakam doğru olsa bile sürecin denetlenebilirliğini zedeler.
Yaptırım Aşamasında
Sermaye yükümlülüğünün eksik hesaplandığı yönünde bir tespit yapılması hâlinde savunma, hesaplamanın hangi varsayımlara dayandığını adım adım gösterebilmelidir. İdari yaptırım kararına karşı yargı yolu açık olup süreler kararın tebliğiyle işlemeye başlar; bu nedenle tebligat tarihi ve savunma yazışmaları düzenli biçimde arşivlenmelidir.
Buradaki değerlendirmeler genel niteliktedir. Kurumunuzun portföyüne özgü bir hesaplama ya da bulgu tartışması için, model dokümantasyonu ve raporlama kayıtları birlikte incelenmelidir.