İçeriğe geç
AC

Portföy Saklama Tebliği (III-56.1): Saklayıcı Kuruluşun Sorumluluğu ve İspat Meselesi

29 Nisan 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 75 görüntülenme Son güncelleme: 18 Ağustos 2026

Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği (III-56.1), kolektif yatırım kuruluşlarına ait varlıkların saklanmasını üstlenen kuruluşların yükümlülüklerini belirler. Portföyü kimin yönettiğinden ayrı olarak, varlığın fiilen kimde durduğu ve nasıl mutabakata bağlandığı burada ele alınır. Bu rehberin odağı, zarar iddiası ortaya çıktığında saklayıcının sorumluluğunun nasıl ispatlanacağıdır.

Saklama Hizmetinin Ayırt Edici Yönü

Saklayıcı kuruluş, yalnızca varlıkları fiziken veya kaydi olarak tutan pasif bir taraf değildir. Aynı zamanda portföye ilişkin işlemlerin mevzuata ve fon iç düzenlemelerine uygunluğunu izleme görevi taşır. Bu ikili konum, uyuşmazlıklarda sorumluluğun yalnızca yönetim şirketine yüklenmesini engelleyen temel unsurdur.

Ayrıştırma İlkesi Neden Kritik?

Saklanan varlıkların, saklayıcı kuruluşun kendi malvarlığından ve diğer müşterilerin varlıklarından ayrı tutulması esastır. Bu ayrımın yalnızca fiilen yapılmış olması yetmez; her an kayıt üzerinden gösterilebilir olması gerekir. Ayrıştırmanın belgelenememesi, saklayıcının mali güçlük yaşadığı hâllerde yatırımcı alacağının niteliği bakımından ciddi tartışma doğurur.

Uyuşmazlıkta Toplanacak Deliller

  • Saklama sözleşmesi ve ekleri ile hizmetin kapsamını gösteren yazışmalar
  • Varlık bazında hesap ekstreleri ve dönemsel mutabakat tutanakları
  • Emirlerin veriliş ve gerçekleşme zamanlarını gösteren sistem kayıtları
  • Saklayıcının uygunluk denetimi kapsamında ilettiği uyarı ve itiraz kayıtları
  • Raporlama yükümlülüğünün yerine getirildiğini gösteren tebliğ ve bildirim belgeleri

Zararın Ne Zaman Saklayıcıya Yükleneceği

  1. Önce zararın kaynağı belirlenir: yatırım kararı mı, operasyonel işlem mi, kayıt hatası mı?
  2. Ardından saklayıcının hangi somut yükümlülüğü ihlal ettiği tespit edilir.
  3. İhlal ile zarar arasındaki illiyet bağı, tarih sıralı bir olay kronolojisiyle ortaya konur.
  4. Son olarak yönetim şirketi ile saklayıcı arasındaki sorumluluk paylaşımı sözleşme hükümleri üzerinden değerlendirilir.

Yatırımcının Başvuru Seçenekleri

Yatırımcı, önce ilgili kuruluşun müşteri şikâyet mekanizmasına başvurabilir; sonuç alınamazsa düzenleyici otoriteye bildirimde bulunulması ve genel hükümlere göre tazminat davası açılması mümkündür. Başvuru dilekçesinde iddia soyut bırakılmamalı, hangi tarihli işlemin hangi kayıtla çeliştiği açıkça gösterilmelidir.

Burada yer alan açıklamalar genel bir çerçeve sunar. Saklama ilişkisinden doğan sorumluluk, sözleşme metnine ve olayın teknik ayrıntılarına göre değiştiğinden, dosyanızın belgeleriyle birlikte hukukçu görüşüne başvurulması yerinde olacaktır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla