Girişim sermayesi yatırım ortaklıkları, sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde kurulan, portföyünü ağırlıklı olarak girişim şirketlerine yaptığı yatırımlardan oluşturan sermaye şirketleridir. Bu yapıya ilişkin esaslar tebliği; kuruluş ve dönüşüm koşullarını, portföy sınırlamalarını, yöneticilere ilişkin nitelikleri ve kamuyu aydınlatma yükümlülüklerini belirler. Aşağıda konu, hem yapıyı kuran hem de bu ortaklığa yatırım yapan taraf açısından ele alınmıştır.
Kuruluş mu, dönüşüm mü: iki yolun farkı
Bir girişim sermayesi yatırım ortaklığı doğrudan kurulabileceği gibi, mevcut bir anonim şirketin esas sözleşmesi değiştirilerek bu türe dönüştürülmesi de mümkündür. Dönüşüm yolunda, şirketin geçmiş faaliyetlerinden kaynaklanan borç ve davaların yeni yapıya taşınacağı unutulmamalıdır. Kuruluş yolunda ise başlangıç sermayesi, kurucu ortakların nitelikleri ve yönetim kadrosuna ilişkin şartların baştan sağlanması gerekir. Her iki yolda da izin sürecinin, esas sözleşme metnine yapılacak düzeltmelerle birlikte ilerlediği göz önünde tutulmalıdır.
Portföy sınırlamaları neden sözleşmesel bir mesele
Portföyün asgari oranda girişim sermayesi yatırımlarından oluşması, kalan kısmın hangi araçlarda değerlendirilebileceği ve tek bir girişim şirketine yapılacak yatırımın üst sınırı, tebliğin çekirdeğini oluşturur. Bu sınırların ihlali yalnızca idari bir sorun değildir: hissedarlar arası sözleşmelerde, sınırın aşılması hâlinde çağrı ve satış hakkı doğuran hükümler bulunabilir. Bu nedenle yatırım komitesi kararlarının, portföy oranını gösteren hesaplamayla birlikte tutanağa bağlanması pratik bir koruma sağlar.
Yatırımcı tarafında sık görülen ihtilaf başlıkları
- Portföydeki girişim şirketinin değerlemesinin gerçeği yansıtmadığı iddiası
- Kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan bilgilerin eksik veya yanıltıcı olduğu savı
- Yönetim kurulu üyelerinin ilişkili taraf işlemlerinde çıkar çatışmasını yönetmemesi
- Kâr dağıtımı ve çıkış mekanizmasının esas sözleşmeye aykırı uygulanması
- Nitelikli yatırımcıya satış koşullarının usulüne uygun yerine getirilmemesi
Talep yolunu seçerken
Uyuşmazlığın niteliğine göre üç ayrı yol gündeme gelir: düzenleyici otoriteye yapılacak şikâyet ve idari yaptırım süreci, genel kurul kararının iptali gibi ortaklık hukukuna dayanan davalar ve zararın tazminine yönelik sorumluluk davaları. Bunlar birbirinin alternatifi olmak zorunda değildir; ancak her birinin ayrı süre ve ispat rejimi vardır. Özellikle genel kurul kararlarına yönelik itirazlarda muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmiş olması, sonraki aşamada davacının konumunu belirler.
Metin genel bilgilendirme içindir. Portföy hesaplaması, izahname içeriği ve sorumluluk iddialarının değerlendirilmesi teknik inceleme gerektirdiğinden, işlem öncesinde hukuki ve mali görüş alınması tavsiye edilir.