İçeriğe geç
AC

2218 Sayılı Karar: Bitlis Sodalı Gölü Hassas Alan Tescili, Mera Kullanımı ve İzin Rejimi

13 Nisan 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 79 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

2218 sayılı karar, Bitlis ili Adilcevaz ilçesinde bulunan Sodalı Gölü potansiyel doğal sit alanının koruma statüsünün değerlendirilmesi sonucunda, alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkindir. Bölge, mülkiyet yapısı itibarıyla özel parsellerden çok mera, otlak ve hazine arazilerinin ağırlıkta olduğu bir karakter taşır. Bu nedenle kararın etkisi, klasik anlamda malik hakları üzerinden değil, yararlanma hakları üzerinden okunmalıdır.

Mera ve otlak alanlarında kimin hangi hakkı var

Mera vasıflı alanlar özel mülkiyete konu edilemez; köy veya belde halkının yararlanmasına tahsis edilmiştir. Bu yararlanma hakkı devredilebilir bir mülkiyet hakkı doğurmaz, ancak fiilî kullanımın hukuken korunan bir yönü vardır. Alanın kesin koruma statüsüne alınması otlatma faaliyetini kendiliğinden yasaklamaz; buna karşılık otlatma kapasitesi, mevsim ve güzergâh gibi konularda sınırlamalar getirilebilir. Bu sınırlamaların muhatabı çoğu zaman tek tek çiftçiler değil, köy tüzel kişiliği ve muhtarlıktır.

Alan içinde izne tabi işler

Kesin korunacak hassas alanlarda alanın niteliğini değiştirecek her müdahale önceden izne bağlıdır. Uygulamada en sık izin sorunu doğuran işler şunlardır:

  • Ağıl, ahır ve sundurma gibi hayvancılık yapılarının kurulması
  • Su alma yapıları, göletler ve sulama hatları
  • Yeni yol açılması, greyder çalışması ve malzeme alımı
  • Enerji nakil hattı ve baz istasyonu gibi altyapı tesisleri
  • Günübirlik ziyaret alanları ve piknik düzenlemeleri

Bu işlerden herhangi biri izin alınmadan yapıldığında, faaliyetin durdurulması ve alanın eski haline getirilmesi talep edilebilir.

Başvuru hangi mercie yapılır

Doğal alanlara ilişkin izin ve görüş talepleri, alanın bağlı olduğu koruma bölge komisyonu ve ilgili bakanlık taşra birimleri üzerinden yürütülür. Mera vasfının değiştirilmesi gereken hallerde ise ayrıca tarım teşkilatının tahsis amacı değişikliği süreci devreye girer. İki ayrı sürecin bulunduğunu bilmemek, dosyanın aylarca yanlış birimde beklemesine yol açar. Bu nedenle başvuru öncesinde parselin vasfının kadastro kaydından doğrulanması ilk adımdır.

Karara karşı dava açabilecek olanlar

Tescil kararına karşı idari yargıda iptal davası açılabilmesi için menfaat ilişkisinin ortaya konması gerekir. Alanda taşınmazı bulunan malikler, mera üzerinde yararlanma hakkı olan köy tüzel kişiliği ve faaliyeti doğrudan etkilenen işletmeler bu bakımdan farklı konumdadır. Dava dilekçesinde menfaatin somut olarak açıklanmaması, esasa girilmeden ret sonucunu doğurabilir. Sürenin öğrenme tarihinden başlaması nedeniyle, ilan ve duyuru tarihlerinin kayda geçirilmesi ayrıca önemlidir.

Buradaki açıklamalar genel niteliktedir; alanın sınırları, arazinin vasfı ve kullanım biçimi sonucu belirlediğinden, somut bir başvuru veya itiraz öncesinde kayıtlarınız üzerinden ayrı bir inceleme yapılmasında yarar vardır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla