İçeriğe geç
AC

Motorlu Taşıtlar Sektöründe Dikey Anlaşmalar Grup Muafiyeti Tebliği: Bayilik ve Yetkili Servis Sözleşmelerinde Muafiyet Kaybı

4 Mayıs 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 81 görüntülenme Son güncelleme: 20 Ağustos 2026

Motorlu taşıtlar sektöründeki dikey anlaşmalara ilişkin grup muafiyeti tebliği, sağlayıcı ile bayi veya yetkili servis arasındaki dikey anlaşmaların rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalara ilişkin yasaklamadan hangi koşullarda muaf tutulacağını belirler. Sektörde bayilik, yedek parça tedariki ve satış sonrası hizmet ilişkilerinin tamamı bu çerçevede değerlendirilir. Muafiyetin kaybı, sözleşmenin ilgili hükümlerinin geçersizliği ve idari para cezası riskini birlikte doğurur.

Muafiyet Otomatik Değildir, Koşullara Bağlıdır

Grup muafiyeti, tebliğde belirlenen koşulların tamamının sağlanması hâlinde uygulanır. Pazar payı eşiğinin aşılması ya da anlaşmada muafiyet dışı bırakılan bir hükmün bulunması, muafiyetten yararlanmayı engeller. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım vardır: bazı hükümler yalnızca kendileri geçersiz sayılırken, bazı ağır kısıtlamaların varlığı anlaşmanın tamamının muafiyetten yararlanamaması sonucunu doğurur.

Sözleşme Denetiminde Öncelikli Başlıklar

  • Yeniden satış fiyatının belirlenmesi: Bayinin satış fiyatını serbestçe belirleme imkânını ortadan kaldıran hükümler en ağır risk grubundadır; tavsiye fiyat ile dayatma arasındaki sınır uygulamada baskı unsurlarına göre değerlendirilir.
  • Bölge ve müşteri kısıtları: Pasif satışların engellenmesi, aktif satış kısıtından farklı değerlendirilir.
  • Yedek parça tedariki: Yetkili servisin eşdeğer parça kullanma imkânının kısıtlanması ayrı bir risk başlığıdır.
  • Rekabet etmeme yükümlülüğü: Süresi ve kapsamı bakımından sınırlar aşıldığında muafiyet dışına çıkılır.
  • Sözleşmenin sona ermesi: Fesih bildiriminin şekli, süresi ve gerekçelendirilmesine ilişkin şartlar ayrıca incelenmelidir.

Bayi veya Servis Tarafında Uyuşmazlık Çıktığında

Fesih, tahsis kesintisi veya yetkilendirmenin yenilenmemesi hâllerinde iki paralel yol vardır: rekabet hukuku bakımından Rekabet Kurumu'na başvuru ve özel hukuk bakımından tazminat ya da sözleşmeden doğan taleplerin dava yoluyla ileri sürülmesi. Bu yolların usulü, süresi ve ispat düzeni farklıdır; birinin sonucu diğerini kendiliğinden belirlemez.

İspat Stratejisi: Yazışma Kadar Değerli Bir Delil Yoktur

  1. Fiyat, hedef ve stok baskısına ilişkin e-posta ve mesajlar, dayatma iddiasının en güçlü dayanağıdır.
  2. Sipariş talepleri ile karşılanan miktarlar arasındaki farkı gösteren kayıtlar tutulmalıdır.
  3. Sözleşme dışı uygulanan prim ve bonus sistemlerine ilişkin duyurular arşivlenmelidir.
  4. Fesih öncesi yapılan görüşmelerin yazılı olarak teyit edilmesi, sonradan içerik tartışmasını önler.
  5. Sözlü olarak verilen taahhütler, tek başına ispat açısından zayıf kalır; yazılı teyit istenmelidir.

Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir ve bir sözleşmenin rekabet hukuku analizinin yerini tutmaz. Mevcut bayilik veya servis sözleşmenizde risk gördüğünüzde ya da bir fesih bildirimi aldığınızda, sözleşme metni ve yazışmalarınızla birlikte rekabet hukuku alanında hukuki değerlendirme alınması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla