Bazı üniversite yönetmelikleri, öğretim elemanlarının teknoloji geliştirme bölgelerinde yalnızca görevlendirilmesini değil; şirket kurabilmesini, kurulu bir şirkete ortak olabilmesini ve bu şirketlerin yönetiminde görev alabilmesini ayrı ayrı düzenler. Bu üç durumun hukuki sonuçları birbirinden farklı olduğu için, tek bir izin alındığında hepsinin kapsandığını varsaymak yaygın ve maliyetli bir hatadır.
Üç Farklı Statü, Üç Farklı İzin
Şirket kurmak bir kuruluş işlemidir ve ticaret siciline tescil ile sonuç doğurur. Ortak olmak, mevcut bir tüzel kişiliğe pay sahibi olarak katılmaktır. Yönetimde görev almak ise temsil ve sorumluluk doğuran ayrı bir konumdur. Yönetmelikte bu hallerin ayrı ayrı sayılmış olması, her biri için ayrı karar ve onay gerekebileceğini gösterir.
Yönetim Kurulu Üyeliğinin Getirdiği Ağır Sorumluluk
Yalnızca ortak olmakla yönetimde görev almak arasındaki en önemli fark sorumluluktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca yönetim kurulu üyeleri, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılıktan doğan zararlardan sorumlu tutulabilir; ayrıca kamu alacaklarından doğan sorumluluk da gündeme gelebilir. Akademik kariyerin yanında üstlenilen bu konum, fiilen yönetime katılınmasa dahi sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
İzin Sürecinde Gözden Kaçan Ayrıntılar
- Kararda hangi şirketin, hangi sıfatla ve hangi süreyle onaylandığının açıkça yazılması
- Pay oranında veya unvanda değişiklik olduğunda yeni bildirim yapılması
- Şirketin faaliyet konusunun genişletilmesi halinde iznin kapsamının yeniden değerlendirilmesi
- Görev süresi dolan onayın sessizce devam ettiği varsayımından kaçınılması
Üniversite ile Şirket Arasındaki İlişki
- Şirketin üniversiteye mal veya hizmet satması durumunda ihale mevzuatı yönünden inceleme yapılması
- Üniversite laboratuvarı, cihazı veya lisanslı yazılımının şirket işinde kullanılmaması; kullanılacaksa ayrı protokol düzenlenmesi
- Lisansüstü öğrencilerin şirket faaliyetinde çalıştırılması halinde iş sözleşmesi ve sigorta boyutunun kurulması
- Tez konusu ile şirket faaliyetinin örtüştüğü hallerde fikri hak sahipliğinin baştan yazılı hale getirilmesi
Bildirim Yükümlülüğünün İhmali
Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, izin alınmış olmasına rağmen sonraki değişikliklerin kuruma bildirilmemesidir. Ortaklık yapısındaki değişiklik, unvan devri veya yönetime giriş gibi durumlar bildirilmediğinde, mevcut izin fiilen dayanaksız kalır. Bu nedenle şirketle ilgili her ticaret sicili işleminin ardından kuruma kısa bir bildirim yazısı sunulması, ileride yapılacak bir incelemede en pratik korumadır.
Bu yazı genel bilgi vermek üzere hazırlanmıştır; üniversitelerin düzenlemeleri ve şirketlerin yapısı farklılık gösterdiğinden, adım atmadan önce hem yükseköğretim mevzuatı hem de ticaret hukuku yönünden değerlendirme yapılması yerinde olur.