3335 sayılı Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Kurulması Hakkında Kanun, Türkiye'de uluslararası nitelik taşıyan kuruluşların oluşturulmasını, yabancı benzeri kuruluşların ülkede faaliyet göstermesini ve bunlara üye olunmasını izne bağlayan bir düzenlemedir. Buradaki temel mantık, sınır aşan yapıların kurulmasını yasaklamak değil, denetlenebilir bir izin rejimine tabi tutmaktır. Uygulamadaki en büyük risk de bu noktadadır: izin alınmadan başlatılan faaliyet, sonradan alınacak izinle her zaman düzeltilemez.
İzne Tabi Olan Nedir?
Kanunun ilgi alanı, yalnızca merkezi Türkiye'de bulunan uluslararası kuruluşlarla sınırlı değildir. Yabancı bir uluslararası teşekkülün ülkede şube veya temsilcilik açması, faaliyet yürütmesi ya da Türkiye'deki bir kuruluşun böyle bir yapıya üye olması da izin gerektirebilir. Bu nedenle değerlendirme yapılırken sorulacak ilk soru, yapının adı değil fiilen ne yaptığıdır.
Başvuru Dosyasını Zayıflatan Eksikler
- Kuruluş amacının soyut ve genel ifadelerle yazılması; amaç maddesi ne kadar belirsizse inceleme o kadar uzar.
- Yabancı ortak veya kurucu kuruluşun hukuki statüsünü gösteren belgelerin usulüne uygun onaylı çevirisinin bulunmaması.
- Finansman kaynağının açıklanmaması; kaynak belirsizliği en sık red gerekçelerinden biridir.
- Türkiye'de yürütülecek faaliyetin coğrafi ve konusal kapsamının tanımlanmaması.
İzin Alınmadan Faaliyete Başlanırsa
- Faaliyet fiilen durdurulmalı ve mevcut taahhütlerin hukuki durumu ayrıca değerlendirilmelidir.
- Yapılmış işlemlerin geçersizliği iddiası gündeme gelebileceğinden, üçüncü kişilerle yapılan sözleşmeler gözden geçirilmelidir.
- İdari yaptırım tebliğ edilmişse, tebliğ tarihi ve başvurulacak merci ilk günde tespit edilmelidir.
- Sonradan izin başvurusu yapılacaksa, geçmiş faaliyetin gizlenmesi değil şeffaf biçimde açıklanması tercih edilmelidir.
Red Kararına Karşı Yapılabilecekler
İzin talebinin reddi bir idari işlemdir ve idari yargı denetimine tabidir. Ancak bu tür başvurularda idarenin takdir alanı geniştir; dava dilekçesinde yerindelik tartışması yerine, kararın gerekçesiz olduğu, eksik incelemeye dayandığı veya benzer başvurulara göre farklı uygulandığı yönündeki hukuka aykırılık iddiaları daha güçlü zemin oluşturur. Reddin gerekçesi yazılı olarak alınmadan dava dilekçesi yazmak, savunmayı kör noktada bırakır.
Uyum Tarafında Unutulanlar
İzin alındıktan sonra süreç bitmez. Yönetim değişikliği, faaliyet konusunun genişletilmesi veya yurt dışından kaynak aktarımı gibi durumlar ayrıca bildirim gerektirebilir. Bildirim yükümlülüğünün ihmali, izin sahibi yapılar bakımından en sık karşılaşılan sorun kaynağıdır.
Yukarıdaki bilgiler genel çerçeve niteliğindedir. Kurmak veya katılmak istediğiniz yapının niteliği izin rejimini doğrudan etkilediğinden, başvuru hazırlamadan önce kuruluş belgeleriniz üzerinden ayrı bir hukuki inceleme yaptırmanız yerinde olacaktır.