İçeriğe geç
AC

Üniversite Klinik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği: Hizmet Sunumu, Gizlilik ve Sorumluluk Çerçevesi

14 Mayıs 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 73 görüntülenme Son güncelleme: 25 Ağustos 2026

İzmir Bakırçay Üniversitesi Klinik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, bir yükseköğretim kurumu bünyesinde kurulan merkezin amacını, organlarını ve faaliyet alanlarını belirleyen bir üniversite yönetmeliğidir. Hukuki açıdan asıl önem taşıyan nokta, bu merkezlerin aynı anda hem eğitim-araştırma hem de danışan ile doğrudan temas kuran hizmet birimi olarak çalışmasıdır. Bu ikili yapı, kişisel verilerin korunmasından mesleki sorumluluğa uzanan somut hukuki sonuçlar doğurur.

Merkez Yönetmeliklerinin Hukuki Konumu

Üniversite uygulama ve araştırma merkezleri, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çerçevesinde Yükseköğretim Kurulu kararı ve Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelikle kurulur. Yönetmelik, merkezin müdürü, yönetim kurulu ve danışma kurulu gibi organlarının görev sürelerini ve karar yetkilerini düzenler. Bu düzenlemeler idari işlem üretme yetkisinin kaynağıdır; merkez organlarının yönetmelikte gösterilmeyen bir konuda karar alması yetki unsuru yönünden sakat bir idari işlem doğurabilir.

Danışan İlişkisinde Gizlilik ve Kişisel Veri

Klinik psikoloji faaliyeti, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu anlamında özel nitelikli kişisel veri olan sağlık verisinin işlenmesi demektir. Merkez uygulamalarında sık karşılaşılan başlıklar şunlardır:

  • Danışandan alınan aydınlatılmış onamın kapsamı ile veri işleme amacının örtüşmesi
  • Görüşme kayıtlarının, test sonuçlarının ve dosyaların saklama süresi ve erişim yetkisi
  • Süpervizyon amacıyla üçüncü kişilerle paylaşımın hukuki dayanağı
  • Eğitim amaçlı vaka sunumlarında anonimleştirmenin yeterliliği

Bu başlıklardaki eksiklik, hem KVKK kapsamında idari yaptırıma hem de danışan yönünden tazminat talebine yol açabilir.

Araştırma Faaliyeti ile Hizmet Faaliyetinin Ayrılması

Merkezde yürütülen bir çalışma bilimsel araştırma niteliği taşıyorsa, etik kurul onayı ve katılımcı onamı ayrı bir süreç olarak ele alınmalıdır. Danışanın tedavi amacıyla verdiği onam, verilerinin araştırmada kullanılmasına otomatik rıza anlamına gelmez. Uygulamada en çok tartışma çıkaran nokta budur: hizmet dosyasının araştırma verisine dönüştürülmesi, ayrı ve açık bir onam gerektirir.

Uyuşmazlık Çıktığında İzlenecek Yol

  1. Şikâyet önce merkez müdürlüğüne ve rektörlüğe yöneltilir; kurum içi başvuru yolu tüketilmelidir.
  2. Kişisel veri ihlali iddiası varsa veri sorumlusuna başvuru ve ardından Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na şikâyet yolu işletilir.
  3. Merkez organlarının kararına karşı idari yargıda iptal davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki süre kuralları gözetilerek açılır.
  4. Meslek etiği yönünden ilgili meslek kuruluşuna bildirim ayrı bir yol olarak değerlendirilir.

Kurumsal Önlem Başlıkları

Merkezin yazılı bir gizlilik politikası, dosya arşivleme talimatı ve olay bildirim akışı bulunması, sonradan doğacak uyuşmazlıkta kurumun özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini göstermenin en pratik yoludur. Yönetim kurulu kararlarının tarih ve gerekçeyle tutulması da denetim sırasında belirleyici olur.

Buradaki açıklamalar genel çerçeve sunar. Bir danışan dosyası, etik kurul süreci ya da idari işlem tartışmasında sonuç, olayın kendi ayrıntılarına ve yürürlükteki metinlere göre değişir; dosyanızı bir hukukçuyla birlikte incelemeniz yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla