5312 sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun, deniz kirliliği olaylarında iki farklı ihtiyacı aynı anda karşılamayı amaçlar: kirliliğin bir an önce durdurulması ve ortaya çıkan zararın karşılanması. Gemi işletmecileri, kıyı tesisleri, balıkçılar ve turizm işletmeleri bu kanunun hem yükümlü hem de zarar gören tarafı olabilir.
Kanunun Kurduğu İki Ayrı Sorumluluk
Birinci sorumluluk, olaya müdahale sorumluluğudur. Kirliliğe yol açan veya kirlilik riski doğuran olayın derhal bildirilmesi, olayın yayılmasının önlenmesi ve idarece istenen tedbirlerin alınması bu kapsamdadır. İkinci sorumluluk ise mali sorumluluktur; müdahale masrafları, temizlik giderleri ve üçüncü kişilerin uğradığı zararlar bu başlık altında değerlendirilir. Bu iki sorumluluk birbirinden bağımsızdır: müdahale yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması, tazmin sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz.
Olayın İlk Saatleri
Deniz kirliliği dosyalarında delil, saatler içinde kaybolur. Bu nedenle ilk aşamada yapılması gerekenler nettir:
- Olayın yetkili makamlara gecikmeksizin bildirilmesi ve bildirim saatinin kayda geçirilmesi
- Kirliliğin yayılım alanını gösteren tarihli görüntü ve koordinat kaydının alınması
- Numunelerin usulüne uygun alınması, mühürlenmesi ve şahit numune bırakılması
- Gemi jurnali, yükleme-tahliye kayıtları ve vardiya notlarının muhafaza edilmesi
Teminat ve Geminin Seferden Men Edilmesi
Kanunun uygulamadaki en ağır sonucu, muhtemel zarar karşılığında teminat istenmesi ve teminat verilmediğinde geminin seferden alıkonulmasıdır. Bu tedbir ticari faaliyeti doğrudan durdurduğu için, işletme açısından hızlı hareket etmeyi gerektirir. Teminat tutarının hesabına ve istenen teminat türüne ilişkin itirazlar, tedbirin uygulandığı andan itibaren gündeme getirilmelidir. P&I kulüp mektubu veya banka teminat mektubu gibi seçeneklerin kabul edilebilirliği bu aşamada tartışılır.
Zarar Görenler İçin Tazminat Yolu
Kirlilikten etkilenen balıkçı, su ürünleri işletmesi, iskele veya turizm tesisi bakımından belirleyici olan, zararın miktarından önce nedensellik bağıdır. Bu bağ; olay tarihi ile faaliyetin durduğu tarih arasındaki örtüşme, resmî av yasağı veya sahil kapatma kararları ve önceki döneme ait gelir kayıtlarıyla kurulur. Gelir kaybı iddiasının, olaydan önceki dönemin ortalamasıyla karşılaştırmalı olarak ortaya konması, talebin somutlaşmasını sağlar.
Yukarıdaki bilgiler genel çerçeve sunar; olayın türü, geminin bayrağı, sigorta ilişkisi ve zararın niteliği sonucu değiştirir. Böyle bir olayda hem müdahale hem tazmin süreçlerinin baştan hukuki destekle yürütülmesi önemlidir.