İçeriğe geç
AC

Kredi Garanti Kurumlarına Hazine Desteği: Kefalet, Temerrüt ve Rücu Sürecinde Borçlunun Konumu

17 Nisan 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 68 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

Kredi garanti kurumlarına sağlanan Hazine desteği, teminat yetersizliği nedeniyle finansmana erişemeyen işletmelerin kredi kullanabilmesi için kurulmuş bir mekanizmadır. Sistem üç taraflı işler: kredi veren banka, kefil sıfatıyla kredi garanti kurumu ve arkasında Hazine desteği. Borçlu işletmeler bakımından asıl mesele, kredinin kolay alınması değil, temerrüt hâlinde karşılarına kimin çıkacağıdır.

Mekanizma Nasıl Çalışır

Kredi garanti kurumu, borçlu lehine bankaya karşı kefil olur. Kredi ödenmediğinde banka, teminatın kapsadığı oranda kefile başvurur. Kefil ödemeyi yaptıktan sonra, ödediği tutar için asıl borçluya ve varsa müşterek borçlulara rücu eder. Buradaki en önemli nokta şudur: kefalet, borcu ortadan kaldırmaz; yalnızca alacaklının kimliğini değiştirir. Borçlu, kredi ödenmediğinde borçtan kurtulmaz, karşısında yeni bir alacaklı bulur.

Borçlunun Sık Yaşadığı Yanılgılar

  • Kefaletin borcu sona erdirdiğini düşünmek
  • Hazine desteğinin borcu kamu tarafından üstlenilmiş bir yardım sanmak
  • Şirket ortağı veya yöneticisi olarak imzalanan şahsi kefaletin kapsamını okumamak
  • Rücu talebine karşı, banka ile arasındaki kredi sözleşmesine dayanan itirazları ileri sürmeyi ihmal etmek

Temerrüt Öncesi Yönetilebilir Alan

  1. Ödeme güçlüğü belirdiğinde, temerrüt gerçekleşmeden bankayla yapılandırma görüşmesi başlatın.
  2. Yapılandırma taleplerini yazılı yapın ve verilen cevapları saklayın.
  3. Kefalet oranını, komisyonları ve masraf kalemlerini sözleşme üzerinden kontrol edin.
  4. Kredinin kullanım amacına uygun harcandığını gösteren belgeleri düzenli tutun.
  5. Şirketin ortaklık yapısı değişiyorsa, verilmiş şahsi kefaletlerin akıbetini yazılı olarak netleştirin.

Rücu Takibi Başladığında Savunma Hattı

Kefil, ödeme yaptığı ölçüde alacaklının haklarına halef olur. Bu nedenle borçlu, asıl borç ilişkisinden doğan itirazlarını kefile karşı da ileri sürebilir. Uygulamada en çok tartışılan başlıklar; ödenen tutarın gerçekten kefalet kapsamında olup olmadığı, faiz ve masraf hesabının sözleşmeye uygunluğu, teminatların paraya çevrilme sırası ve müşterek borçlular arasındaki iç ilişkidir. Takip evrakı elinize geçtiğinde ilk yapılacak iş, ödeme belgesi ile hesap dökümünün istenmesidir.

Kefil Olan Ortak ve Aile Bireyleri İçin Not

Şahsi kefalet, Türk Borçlar Kanunu'nun kefalete ilişkin şekil kurallarına tabidir. Azami tutar, tarih ve kefilin el yazısıyla belirtilmesi gereken unsurlar bakımından yapılan eksiklikler, kefaletin geçerliliğini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle rücu takibiyle karşılaşan kefilin, öncelikle kendi imzaladığı belgenin şekil şartlarını incelemesi gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kredi ve kefalet uyuşmazlıklarında sonuç sözleşme metnine, ödeme kayıtlarına ve takibin dayanağına göre değişir. Takip veya dava sürecine girmeden önce sözleşmelerinizle birlikte ayrıntılı bir değerlendirme yaptırmanız önemlidir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla