7060 sayılı Kanun, helal uygunluk değerlendirme faaliyetinin akreditasyonunu tek bir kurumsal yapı altında toplayan düzenlemeler getirmiştir. Bu, sadece bir idari teşkilat meselesi değildir; helal belgesi düzenleyen kuruluşlar, bu belgeyi ürününde kullanan üreticiler ve nihayetinde tüketici bakımından doğrudan sonuç doğuran bir çerçevedir.
Akreditasyon ile Belgelendirme Aynı Şey Değildir
Akreditasyon, belgelendirme yapan kuruluşun yetkinliğinin tanınmasıdır. Belgelendirme ise ürünün ya da hizmetin ilgili kriterlere uygunluğunun tespitidir. Bir üreticinin elindeki helal belgesinin değeri, o belgeyi veren kuruluşun akreditasyon durumuna bağlıdır. Ticari sözleşmelerde ve ihracat şartnamelerinde bu ayrımın açıkça yazılmaması, sonradan ifa uyuşmazlığına dönüşmektedir.
Akreditasyon Kararları İdari İşlemdir
Başvurunun reddi, akreditasyonun askıya alınması veya kapsam daraltılması birer idari işlemdir. Bu nedenle gerekçesi, dayanağı ve tebliğ usulü denetlenebilir. İşleme karşı önce kurum içi itiraz yolları tüketilmeli, ardından idari yargıda dava açılmalıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca dava açma süresinin tebliğ tarihinden itibaren işlediği unutulmamalıdır.
Belge Kullanımında Ticari Riskler
- Akreditasyonu bulunmayan kuruluştan alınan belgenin reklamda kullanılması, yanıltıcı ticari uygulama tartışması doğurabilir.
- Rakip firmanın gerçeğe aykırı helal iddiası, Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.
- Tüketicinin yanıltılması hâlinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında idari yaptırım gündeme gelebilir.
- İhracatta alıcı ülkenin tanıdığı akreditasyon zinciri, sözleşmede ayrıca tanımlanmalıdır.
Kuruluşlar İçin Belge Düzeni
Denetimlerde en çok sorun çıkaran husus, karar verici personelin bağımsızlığının ve tarafsızlığının kayıtla gösterilememesidir. Denetçi atama kayıtları, çıkar çatışması beyanları, numune alma tutanakları ve kapsam değişikliği yazışmaları tarih sırasıyla arşivlenmelidir. Bu arşiv, hem akreditasyon denetiminde hem de olası bir yargısal süreçte savunmanın omurgasını oluşturur.
Uyuşmazlık Çıktığında İzlenecek Sıra
Önce işlemin türü belirlenir: idari nitelikli mi, yoksa taraflar arasındaki sözleşmeden mi kaynaklanıyor. İdari nitelikli işlemde idari yargı, belgelendirme sözleşmesinden doğan alacak ve tazminat taleplerinde ise adli yargı yolu izlenir. Yanlış yargı koluna başvurmak, süre yönünden telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir başvuru veya uyuşmazlıkta kapsam belgeleri ve yazışmaların tamamı üzerinden ayrı bir değerlendirme yapılması gerekir.