İsteğe bağlı sigortalılık, zorunlu sigortalılık kapsamında çalışmayan kişilerin kendi primlerini ödeyerek emeklilik ve genel sağlık haklarını sürdürmesini sağlayan bir yoldur. Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılığa ilişkin düzenlemeler, kimin başvurabileceğini, primin nasıl ve hangi düzenle ödeneceğini ve sigortalılığın hangi hâllerde sona ereceğini belirler. Uygulamada sorunların çoğu prim ödeme düzeninin bozulmasından ve bu bozulmanın yıllar sonra fark edilmesinden kaynaklanır.
Kimler İçin Anlamlı Bir Seçenek
İsteğe bağlı sigortalılık, zorunlu sigortalılığı bulunmayan veya zorunlu sigortalılığı sona ermiş kişiler için düşünülmüştür. Bu nedenle kişi bir işyerinde çalışmaya başladığında ya da başka bir statüde zorunlu sigortalı sayıldığında, isteğe bağlı sigortalılık kural olarak devam etmez. Aynı dönemde iki statünün üst üste binmesi, sonradan yapılan denetimlerde geriye dönük iptallere ve prim iadesi tartışmalarına yol açar.
Prim Ödemesinde Dikkat Edilecekler
- Primin ait olduğu ayın doğru seçilmesi; ödeme yapılsa bile yanlış aya işlenen prim boşluk oluşturur.
- Ödemenin süresinde yapılmaması hâlinde o sürenin sigortalılıktan sayılmaması riski.
- Prime esas kazancın beyan edilen tutara göre değişmesi ve bunun ileride bağlanacak aylığı etkilemesi.
- Genel sağlık sigortası kapsamındaki durumun ayrıca kontrol edilmesi.
Hizmet Boşluğu Fark Edildiğinde
Emeklilik başvurusu sırasında ortaya çıkan hizmet boşlukları en can sıkıcı durumdur, çünkü aradan geçen zaman belge toplamayı zorlaştırır. Böyle bir tablo ile karşılaşıldığında öncelikle kurumdan ayrıntılı hizmet dökümü istenmeli, ödeme dekontları ve banka kayıtları dönem dönem eşleştirilmelidir. Kayıtla belge arasında çelişki varsa önce kuruma yazılı başvuru yapılması, verilecek cevabın da dosyaya eklenmesi ileride açılacak davada işi kolaylaştırır.
Uyuşmazlığın Görüleceği Yer
Sosyal güvenlik kurumu işlemlerinden doğan sigortalılık ve hizmet tespiti uyuşmazlıkları, iş mahkemelerinde görülür. Bu tür davalarda süre ve hak düşürücü nitelikteki kurallar sonucu doğrudan belirlediğinden, kurum yazısının tebliğ tarihi mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Tanık beyanı tek başına yeterli görülmeyebileceğinden, ödeme ve bildirim belgelerinin toplanması esastır.
Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir. Sosyal güvenlik mevzuatı statüye ve döneme göre farklı sonuçlar doğurduğundan, kendi hizmet dökümünüz üzerinden bir hukukçuyla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.