Yapay zekâ ile üretilen sahte görüntü ve ses kayıtları, yani deepfake içerikler, hukuki mücadelenin en zor tarafını delil boyutunda yaşatır. Bu tür içerikler kişilik haklarını ihlal edebileceği gibi, TCK'nın bilişim sistemlerine ilişkin hükümleri (243-245), 5651 sayılı Kanun ve KVKK kapsamında farklı sorumluluklar doğurabilir.
İçeriği Kaybetmeden Tespit
Deepfake içeriğin en büyük riski, hızla yayılıp aynı hızla silinebilmesidir. Bu yüzden ilk adım, içeriğin bulunduğu haliyle güvenli biçimde tespitidir. Ekran görüntüsü tek başına çoğu zaman yetersiz kalır; içeriğin bulunduğu adres, yayın zamanı ve erişim bilgilerinin de kayda alınması gerekir. Delilin elde ediliş biçimi, ilerideki değerinin belirleyicisidir.
Dijital Delilin Bütünlüğü
Bir dijital kaydın mahkemede işe yaraması, içeriğin sonradan değiştirilmediğinin gösterilebilmesine bağlıdır. Bunun için:
- Orijinal dosyanın üstveri (metadata) bilgileriyle birlikte saklanması.
- İçeriğin bir tespit tutanağına veya resmi kayda bağlanması.
- Yayının yapıldığı platforma ilişkin trafik bilgilerinin talep edilmesi.
Bu adımlar, içeriğin sahteliğini ispatlayacak teknik incelemenin de zeminini hazırlar.
Erişimin Engellenmesi ve Kaldırma
Kişilik hakkı ihlal eden içerikler bakımından, içeriğin yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesi için 5651 sayılı Kanun'daki mekanizmalar işletilebilir. Bu başvurunun içeriğin tespiti tamamlanmadan yapılması, delilin kaybına yol açabileceğinden sıralama önemlidir.
Teknik İnceleme İhtiyacı
İçeriğin gerçekten yapay olarak üretilip üretilmediği, çoğu zaman uzman incelemesiyle ortaya konur. Bu inceleme için talebin zamanında yapılması ve incelenecek örneğin bozulmadan sunulması gerekir.
Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Her olayın teknik ve hukuki koşulları farklı olduğundan, deepfake içerikle karşılaşıldığında vakit kaybetmeden bir hukukçuya danışmak önemlidir.