Ceza yargılamasında hükümden sonraki dönem, ilk derece duruşmalarından farklı bir disiplin ister. CMK, kararın türüne göre birbirinden ayrı kanun yolları öngörür; itiraz, istinaf ve temyiz aynı şeyin farklı isimleri değildir. Yanlış kanun yolunu seçmek ya da yanlış mercie dilekçe vermek, esasa girilmeden dosyanın kapanmasına yol açabilir.
Karar Türü Kanun Yolunu Belirler
Hüküm niteliğindeki kararlar ile ara kararlar farklı rejime tabidir. Tutukluluğa, adli kontrole veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraz yoluna; mahkûmiyet, beraat ve düşme gibi hükümler ise istinaf yoluna tabidir. Bölge adliye mahkemesi kararlarının bir bölümü kesin olup temyiz edilemez. Dilekçe yazılmadan önce kararın hüküm fıkrasındaki kanun yolu bildiriminin okunması, ancak bu bildirimin hatalı olabileceğinin de akılda tutulması gerekir.
Süreler Aynı Değildir
CMK’da istinaf başvurusu için öngörülen süre ile temyiz süresi birbirinden farklıdır ve her ikisi de hükmün tefhiminden, sanık yoklukta ise tebliğinden itibaren işler. Yüze karşı okunan kısa kararda süre tefhimle başladığından, gerekçeli kararı beklemek en sık görülen hak kaybı sebebidir. Uygulamada süre tutum dilekçesi verilip gerekçeli karar tebliğ edildikten sonra gerekçelerin sunulması bu riski ortadan kaldırır.
Merci ve Dilekçenin Verileceği Yer
Kanun yolu dilekçesi kural olarak kararı veren mahkemeye verilir; başvuruyu inceleyecek merci ise bölge adliye mahkemesi ilgili ceza dairesi ya da Yargıtay’dır. Tutuklu sanık bakımından dilekçenin ceza infaz kurumu kanalıyla verilmesi süreyi korur. Farklı bir mahkemeye verilen dilekçenin akıbeti ise gecikmeye açıktır; bu nedenle dilekçenin hangi mahkemeye, hangi dosya numarasıyla sunulduğu kayıt altına alınmalıdır.
Uzlaştırma İhtimali Kanun Yolu Aşamasında Ne İfade Eder?
Uzlaştırma yalnızca CMK’da kapsamı belirlenen suçlarda mümkündür ve ilk derecede gözden kaçırılmışsa bu eksiklik kanun yolu incelemesinde ayrıca değerlendirilir. Kapsamdaki bir suçta uzlaştırma usulü hiç işletilmemişse, bu husus başlı başına bir başvuru sebebi olarak ileri sürülebilir. Buna karşılık kapsam dışındaki suçlarda mağdurun zararının giderilmesi uzlaşma değil, takdiri indirim ve infaza ilişkin değerlendirmeler bakımından anlam taşır. Başvuru dilekçesinde bu iki durumun karıştırılmaması gerekir.
Burada anlatılanlar genel usul bilgisidir. Kararın türü, tefhim ve tebliğ tarihleri ile suçun niteliği izlenecek yolu tamamen değiştirebileceğinden, kanun yolu tercihinin dosyadaki belgeler görülerek yapılması gerekir.