İçeriğe geç
AC

İstinaf ve Temyizde Süre Yönetimi: Dilekçe Hangi Mahkemeye Verilir?

4 Haziran 2026 Ceza Hukuku 2 dk okuma 98 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Ceza yargılamasında hükmün açıklanmasıyla birlikte kanun yolu saati çalışmaya başlar. İstinaf ve temyiz aşamalarında kaybedilen davaların önemli bir kısmı esasa ilişkin değil, sürenin veya başvurulacak merciin yanlış hesaplanmasından kaynaklanır. Bu nedenle karar duruşmasından çıkar çıkmaz yapılacak ilk iş, takvimi yazılı olarak sabitlemektir.

Sürenin Başlangıç Anı: Yüzünüze mi, Yokluğunuzda mı?

Ceza Muhakemesi Kanunu, kanun yolu süresini kural olarak hükmün açıklanmasından itibaren başlatır; sanığın yokluğunda verilen kararlarda ise süre tebliğ ile işlemeye başlar. Uygulamada karışıklık, duruşmada hazır bulunan müdafi ile yokluğunda karar verilen sanığın durumunun aynı sanılmasından doğar. Başlangıç anı yanlış belirlendiğinde, süresinde yapıldığı düşünülen başvuru reddedilir. Bu yüzden karar tarihi, hazır bulunanlar ve tebligat parçaları dosyada birlikte kayda geçirilmelidir.

İstinaf ile Temyiz Arasındaki Usul Farkı

İlk derece mahkemesi kararına karşı bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılır ve bunun için tanınan süre kısadır. Bölge adliye mahkemesinin kararına karşı ise temyiz yolu, ancak kanunun temyize açık saydığı hâllerde kullanılabilir; temyiz süresi istinafa göre daha uzundur. Buradaki kritik nokta şudur: her iki başvuru da kararı veren mahkemeye verilen dilekçe ile yapılır. Dilekçeyi doğrudan üst mahkemeye göndermek zaman kaybettirir ve evrakın süresinde ulaşmama riskini doğurur. Ceza infaz kurumundaki kişiler bakımından kuruma verilen dilekçenin mahkemeye verilmiş sayılması ayrı bir güvence oluşturur.

Kesinlik Sınırı Tuzağı

Bazı kararlar hakkında kanun yolu kapalıdır ya da yalnızca istinaf ile sınırlıdır. Temyize kapalı bir karar için temyiz dilekçesi vermek, istinaf süresini de tüketmek anlamına gelebilir. Karar metninin sonundaki kanun yolu açıklaması yol gösterici olsa da, bu açıklamanın hatalı yazıldığı durumlar görülmektedir. Bu nedenle kararın niteliği, verilen ceza ve hükmün türü bağımsız olarak değerlendirilmelidir.

Gerekçeli Karar Beklerken Yapılması Gerekenler

  • Süresi içinde başvuru iradesi bildirilir; gerekçeler daha sonra sunulabilir.
  • Gerekçeli karar tebliğ edilince ek dilekçe ile sebepler ayrıntılandırılır.
  • Duruşma tutanakları ile gerekçe arasındaki çelişkiler işaretlenir.
  • Tutukluluk devam ediyorsa, kanun yolu başvurusundan bağımsız olarak salıverilme talepleri ayrıca takip edilir.

Süre Kaçtıysa: Eski Hâle Getirme

Kusuru olmaksızın süreyi geçiren kişi için kanun eski hâle getirme kurumunu öngörür. Bu talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren kısa bir süre içinde yapılır ve engelin varlığı somut delillerle ortaya konur. Hastane kaydı, tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin belgeler veya kurum kayıtları bu aşamada belirleyicidir. Talep, kaçırılan işlemle birlikte sunulmalıdır.

Bu açıklamalar genel niteliktedir; hükmün türü, dosyanın aşaması ve tebligat durumu her davada farklı sonuç verir. Karar tarihinden itibaren süre işlediğinden, değerlendirmeyi geciktirmeden yapmanız ve hukuki destek almanız önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla