Ödeme emri elinize ulaştığında tartışma artık verginin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı değil, tahsil aşamasına geçilmiş bir borcun varlığıdır. Bu ayrımın kavranmaması, uygulamada en çok hak kaybına yol açan durumdur.
Ödeme Emri Aşaması Tarhiyat Aşamasından Farklıdır
6183 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen ödeme emri, kesinleşmiş bir kamu alacağının tahsili için gönderilir. Bu nedenle verginin matrahına, oranına veya vergi tekniği raporundaki tespitlere ilişkin itirazlar bu aşamada dinlenmez; bunlar VUK çerçevesinde ihbarname aşamasında ileri sürülmesi gereken hususlardır. İhbarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmediği ileri sürülüyorsa, bu iddia tebligatın geçersizliği ve dolayısıyla borcun kesinleşmediği ekseninde ayrıca kurgulanmalıdır.
Üç İtiraz Sebebi ve Delili
- Böyle bir borcum yoktur: mükellefiyet kaydı, şirketten ayrılma tarihi, ticaret sicil ilanı ve varsa istifa belgesi sunulur
- Kısmen veya tamamen ödedim: tahsilat makbuzları, banka dekontları ve mahsup talep dilekçeleri dosyaya eklenir
- Borç zamanaşımına uğramıştır: tahsil zamanaşımını kesen işlemlerin tarihleri istenerek kronoloji çıkarılır
Dilekçede bu sebeplerin hangisine dayanıldığı açıkça yazılmalıdır; genel ifadelerle yetinilen başvurular çoğu kez esasa girilmeden sonuçlanır. Şirket borçlarından kanuni temsilci veya ortak sıfatıyla sorumlu tutulan kişiler bakımından, sorumluluk döneminin tespiti belirleyici olur.
Yürütmenin Durdurulması Talebini İhmal Etmeyin
İYUK çerçevesinde dava açılması, tahsil işlemlerini kendiliğinden her hâlde durdurmaz. Haciz ve banka blokesi riskine karşı dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talebine yer verilmeli ve telafisi güç zararın somut biçimde açıklanması gerekir: işletmenin faaliyet gösteremeyecek olması, personel ödemelerinin aksaması veya teminat mektuplarının nakde çevrilmesi gibi sonuçlar bu kapsamda gösterilir. Teminat gösterilmesi gündeme gelecekse hazırlığın önceden yapılması yerinde olur.
Uzlaşma Kapısı Kapandıktan Sonra Karar Verme
Vergi hukukundaki uzlaşma müessesesi tarhiyat aşamasına özgüdür; ödeme emri geldiğinde uzlaşma yoluna başvurma imkânı kural olarak bulunmaz. Bu aşamada gündeme gelebilecek olan, borcun yapılandırılmasına ilişkin düzenlemelerden yararlanmak ya da tecil ve taksitlendirme talebinde bulunmaktır. Ancak yapılandırma başvurusu, çoğu düzenlemede dava açmaktan vazgeçilmesi şartına bağlanır. Bu nedenle iki yol arasında seçim yapılmadan önce, borcun dava edilebilirliği ve kazanma ihtimali ile yapılandırmanın sağlayacağı azalma birlikte hesaplanmalıdır. Karar verilmesi beklenirken dava süresinin dolmamasına dikkat edilmelidir.
Buradaki açıklamalar genel çerçeve sunar; borcun türü, dönemi ve tebligat geçmişi sonucu değiştirebilir. Ödeme emri tebliğ edilmişse süre kısıtı nedeniyle vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme alınması önerilir.