İdari bir işlem ya da eylem nedeniyle malvarlığında veya kişilik değerlerinde zarar gördüğünü düşünen kişinin başvuracağı yol tam yargı davasıdır. Bu dava, iptal davasından farklı olarak işlemin hukuka aykırılığını saptamakla yetinmez; zararın varlığını, miktarını ve idari faaliyetle arasındaki nedensellik bağını da ispat etmeyi gerektirir. İYUK çerçevesinde yürüyen bu süreçte duruşma talebi ise çoğu zaman son anda düşünülür ve dosyanın en zayıf halkası hâline gelir.
İptal Davasından Ayrılan Yön: Zararın Kanıtlanması
Tam yargı davasında hâkimin önüne yalnızca bir işlem değil, bir zarar tablosu gelir. Bu nedenle dilekçe hazırlanmadan önce zararın hangi kalemlerden oluştuğu ayrı ayrı yazılmalı; her kalem için dayanak belge eşleştirilmelidir. Fatura, ödeme dekontu, ekspertiz veya sağlık raporu gibi belgeler tek bir listede toplanmazsa, bilirkişi incelemesinde eksiklik gerekçesiyle zaman kaybı doğar.
Duruşma Talebinin Zamanı ve İşlevi
İdari yargıda yargılama kural olarak dosya üzerinden yürür; kanunda belirlenen parasal sınırı aşan davalarda tarafın talebi üzerine duruşma yapılır. Duruşma talebi dilekçede açıkça belirtilmelidir. Talebin işlevi, teknik bir zarar hesabını ya da nedensellik tartışmasını sözlü olarak açıklayabilmektir. Anlatılacak somut bir husus yoksa duruşma isteği yargılamayı uzatmaktan öteye geçmez; anlatılacak husus varsa da hazırlıksız girilen duruşma, yazılı dosyadaki gücü zayıflatır.
Uzlaşma ile Dava Arasında Karar Vermek
İdareyle sulh ya da vergisel ihtilaflarda uzlaşma imkânı, dava açmadan önce değerlendirilmesi gereken gerçek bir seçenektir. Ancak bu tercih geri dönüşsüz sonuçlar doğurabilir: uzlaşma sağlandığında aynı konuda dava açma imkânı ortadan kalkabilir. Karar verirken şu üç soru netleştirilmelidir:
- Talep edilen tutarın ne kadarı belgeyle ispatlanabiliyor?
- Uzlaşma görüşmesi dava açma süresini ne ölçüde etkiliyor?
- Uzlaşmanın sağlanamaması hâlinde dava için yeterli süre kalıyor mu?
Süre Yönetimi ve İkinci Aşama
Tam yargı davasında sürenin başlangıcı çoğu kez tartışmalıdır: işlemin tebliği, zararın öğrenilmesi ve idareye yapılan ön başvuruya verilen cevap farklı tarihlere işaret eder. Bu tarihler tek bir çizelgede tutulmalı, ön başvuru yapılmışsa idarenin cevabı ya da cevapsız kalması ayrı bir kontrol noktası olarak işaretlenmelidir. Kararın aleyhe çıkması ihtimaline karşı istinaf gerekçesi, ilk dilekçe yazılırken zihinde kurulmalıdır.
Buradaki açıklamalar genel nitelikte bilgi sunar. Zararın türü, idarenin faaliyet alanı ve tebligat tarihleri sonucu doğrudan etkilediğinden, dosyanızı bir hukukçuyla birlikte değerlendirmeniz yerinde olur.