İdarenin işlem veya eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini tam yargı davasının konusudur. Bu davada en sık karşılaşılan kayıp, esasa hiç girilmeden usulden verilen retlerdir: ön başvuru yapılmamıştır, süre kaçırılmıştır ya da dilekçe idare mahkemesi yerine vergi mahkemesine sunulmuştur. İYUK ile birlikte VUK ve 6183 sayılı Kanun uygulamasının kesiştiği dosyalarda bu ayrımlar daha da kritik hale gelir.
Zarar işlemden mi eylemden mi doğuyor?
Ön başvurunun zorunlu olup olmadığını belirleyen ilk soru budur. Zarar bir idari işlemden doğuyorsa, işleme karşı dava açma süresi içinde tazminat talebi de ileri sürülebilir. Zarar idari bir eylemden kaynaklanıyorsa, dava açılmadan önce idareye başvurulması gerekir ve bu başvuru dava şartı niteliğindedir. Ayrımı yanlış kurmak, dosyanın esası hiç tartışılmadan reddine yol açar.
Sürenin başladığı anı belgelemek
Eylemden doğan zararlarda süre, zararın öğrenildiği tarihten itibaren işler. Bu tarih çoğu zaman tartışmalıdır; bu nedenle öğrenmeyi ortaya koyan belge dosyanın omurgasını oluşturur. Rapor tarihi, tutanak tarihi, tebligat tarihi ve idareye yapılan başvurunun kayıt tarihi tek bir çizelgede tutulmalıdır. Başvurunun kaydedildiğini gösteren evrak kaydı ya da tebligat belgesi saklanmazsa, sonradan başvurunun yapıldığını ispat etmek güçleşir.
Ön başvuru dilekçesinin içeriği
- Olayın tarihi, yeri ve idarenin hangi hizmet kolundan kaynaklandığı
- Zarar kalemlerinin ayrı ayrı gösterilmesi: maddi zarar, yoksun kalınan kazanç, manevi zarar
- Talep edilen tutarın kalem bazında yazılması ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması
- Dayanak belgelerin listelenmesi ve dilekçeye eklenmesi
- Başvurunun hangi idari birime yapıldığının açıkça belirtilmesi
Cevap gelmezse ne olur
İdarenin başvuruya süresi içinde cevap vermemesi talebin reddi sayılır ve bu andan itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. Zımni ret sonrasında gelen gecikmiş bir cevap süreyi baştan başlatmayabileceğinden, cevabı beklemek yerine takvimi zımni ret üzerinden kurmak daha güvenlidir. Kısmi kabul halinde ise reddedilen kısım için dava yolu açık kalır.
Vergi mahkemesi mi, idare mahkemesi mi?
Uyuşmazlık vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerle ya da 6183 kapsamındaki takip işlemleriyle ilgiliyse vergi mahkemesi, diğer idari uyuşmazlıklarda ise idare mahkemesi görevlidir. Ödeme emri, haciz veya ihtiyati haciz işlemine bağlı zarar iddiaları bu nedenle sık sık yanlış mahkemede açılır. Görevsizlik kararı verilse dahi arada geçen süre, yeni bir hak kaybına zemin hazırlayabilir.
Yukarıdaki çerçeve genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her dosyada zararın niteliği, öğrenme tarihi ve idarenin konumu farklı sonuçlar doğurabileceğinden, başvuru öncesinde dosyaya özgü bir değerlendirme yapılması önerilir.