İdarenin işlem veya eyleminden doğan zararın tazmini istendiğinde, davanın esasına geçilmeden önce iki soru cevaplanmalıdır: dava açmadan önce idareye başvurmak zorunlu mu, dosya idare mahkemesinde mi vergi mahkemesinde mi görülecek? Bu iki başlıkta yapılan hata, dilekçe ret kararlarının ve süre kaybının başlıca sebebidir.
Tam yargı davasının iki ayrı doğuş biçimi
- İdari işlemden doğan zarar: Hukuka aykırı bir işlem nedeniyle zarar doğmuşsa, iptal davasıyla birlikte veya iptal kararının kesinleşmesinden sonra tam yargı davası açılabilir. Doğrudan tam yargı davası açma imkânı da vardır; ancak bu tercih, işlemin hukuka aykırılığının aynı dosyada tartışılması sonucunu doğurur.
- İdari eylemden doğan zarar: Herhangi bir işleme dayanmayan fiilî davranışlardan (bakım-onarım eksikliği, hizmetin geç veya kusurlu görülmesi gibi) kaynaklanan zararlarda ise doğrudan dava açılamaz.
Ön başvuru zorunluluğu nerede devreye girer?
İdari Yargılama Usulü Kanunu, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin dava açmadan önce ilgili idareye başvurmasını zorunlu kılar. Bu başvuru, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. İdarenin isteği kısmen veya tamamen reddetmesi üzerine dava açma süresi işlemeye başlar; idare süresi içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır. Ön başvuru yapılmadan açılan tam yargı davası, esasa girilmeden reddedilir. Bu, tipik bir usule aykırı işlem sonucudur ve bir yıllık süre dolmuşsa telafisi mümkün olmaz.
İdare mahkemesi mi, vergi mahkemesi mi?
Ayrım, uyuşmazlığın kaynağına göre yapılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların zam ve cezalarına ilişkin uyuşmazlıklar vergi mahkemesinde; diğer idari uyuşmazlıklar idare mahkemesinde görülür. Vergi Usul Kanunu kapsamındaki tarhiyat ve ceza ihbarnameleri vergi mahkemesinin alanındadır. Kamu alacağının tahsili aşamasına geçildiğinde ise 6183 sayılı Kanun devreye girer ve ödeme emrine karşı açılacak dava için genel süreden farklı, daha kısa ve özel bir süre öngörülmüştür; bu sürenin tebligat metninden teyit edilmesi gerekir.
Süreler ve tebligat
- İdari yargıda genel dava açma süresi altmış gün, vergi mahkemelerinde otuz gündür.
- Süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işler.
- Üst makama itiraz yolu kullanılırsa süre durur; ancak bu itirazın da süresinde yapılması gerekir.
- Çalışmaya ara verme dönemine denk gelen sürelerin uzaması ayrıca hesaplanmalıdır.
Dilekçe ret kararlarından kaçınmak
İdari yargıda dilekçenin biçimi, esas kadar belirleyicidir. En sık karşılaşılan eksiklikler şunlardır: birden fazla işlemin aralarında maddi veya hukuki bağlantı olmaksızın tek dilekçede istenmesi, davalı idarenin hatalı gösterilmesi, istenen tazminat tutarının kalem kalem belirtilmemesi ve yürütmenin durdurulması talebinin gerekçesiz bırakılması. Tazminat isteminde faiz başlangıç tarihinin de açıkça yazılması gerekir; talep edilmeyen bir kaleme hükmedilmesi beklenmez.
Zararı belgelendirmek
Tam yargı davasının ağırlık merkezi, idarenin kusuru kadar zararın somutlaştırılmasıdır. Hasar tespit tutanakları, fatura ve ödeme belgeleri, sağlık raporları, gelir kaybını gösteren kayıtlar ve varsa daha önce alınmış bilirkişi ya da tespit raporları; dilekçeyle birlikte sunulduğunda yargılamanın seyrini kısaltır.
Bu metin genel bilgilendirme niteliğindedir. Zararın kaynağı, öğrenme tarihi ve idarenin yapısı hem ön başvuru zorunluluğunu hem de görevli mahkemeyi etkilediğinden, süre işlemeye başlamadan hukuki değerlendirme yaptırılması yerinde olur.