İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Ceza Dairesi

YARGITAY · 1. CEZA DAİRESİ

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2010/35 K.2010/140

1. Ceza Dairesi 2010/1-35 E., 2010/140 K.

Esas2010/35Karar2010/140Tarih8 Haziran 2010Okuma7 dk · 1.410 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2010/35
Karar No
2010/140
Karar tarihi
8 Haziran 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.410 kelime·7 dk okuma·5 bölüm

1. Ceza Dairesi 2010/1-35 E., 2010/140 K.

HAKSIZ TAHRİK

İŞİN REDDİ ZORUNLULUĞU

ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN BİRDEN FAZLA OLMASI HÂLİNDE SAVUNMA

5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 62 ]

5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ]

5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 152 ]

"İçtihat Metni"

Kasten öldürme suçundan sanıklar H... R... Ö... ile R... E...

Ö...’in, 5237 sayılı TCY’nın 81/1, 29/1, 62/1. maddeleri uyarınca 15’er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve haklarında 53. maddenin uygulanmasına, aynı suça azmettirmekten sanık Adıgüzel Özdemir’in, 5237 sayılı TCY’nın 38/2, 81/1, 29/1, 62/1. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hakkında 53. maddenin uygulanmasına, sanık Filiz Kayahan’ın ise, 5237 sayılı TCY’nın 39/1, 82/1-d, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hakkında 53. maddenin uygulanmasına, suç eşyalarının TCY’nın 54. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin, M...

2. Ağır Ceza Mahkemesince 18.12.2007 gün ve 354-511 sayı ile verilen ve adam öldürme suçundan verilen hükümler yönünden re’sen temyize tabi olan kararların, sanıklar müdafileri ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından da temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 11.03.2009 gün ve 6311-1245 sayı ile;

“…2- Sanık F.. ile A..'in gayriresmi birlikte yaşadıkları, sanık F..'in eski eşinden miras kalması üzerine otobüs alarak işletmesi için sanıklar A.. ve çocukları H..ve R..'e verdiği, bu sırada sanık F..'in kardeşi olan maktul R.., F..'den 100.000 YTL.lik borcuna karşılık senet aldığı bu konuda protokol de yaptıkları ve borcunun karşılığı olarak, maktulün olaydan 15 gün önce sanık F..'e ait otobüse el koyduğu, tarafların anlaşması üzerine yeniden otobüsün çalışmaya başladığı, senedin vadesi olan 30.07.2006 tarihinde alacağını tahsil edemeyen maktul birkaç kez girişimden sonra olay günü otobüsün anahtarına tekrar el koyduğu,

dosya içeriği ile telefon kayıtları ve sanık H..'un vekili huzurunda usulüne uygun alınmış ilk ifadesinden de anlaşıldığı üzere, bunu öğrenen sanık A.. oğulları sanıklar H.. ile R..'i azmettirmek suretiyle maktulü bıçaklayarak öldürdükleri olayda;

a) Sanık A..’in adam öldürmeye azmettirme, sanıklar H.. ve R..’in adam öldürme suçları yönünden; öldürülenin sanıklardan F..'den senede bağlı alacağını tahsil amacıyla sanıklar A.., H..ve R..'in F.. adına vekaleten işlettikleri otobüsün anahtarını alarak, otogarda bekletmesi nedeniyle olayın meydana geldiği, ortada hukuki anlaşmazlığın bulunduğu, maktulün eyleminin haksız fiil oluştursa bile kardeşi sanık F..'e yönelik olduğu, diğer sanıklar A.., H.. ve R..'e yönelik haksız bir davranışın bulunmadığı gözetilmeden sanıklar lehine haksız tahrik hükmü uygulanarak eksik ceza tayini,

b) Sanık F..’in adam öldürme suçu yönünden;

Öldürme suçunda sanıklar A.., H.. ve R... ile fikir ve irade birliği içinde hareket ettiğini, yardımda bulunduğunu gösterir kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı anlaşıldığı halde, sanık F..’in beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi”

” isabetsizliğinden, tahrik nedenine ilişkin bozma nedeni yönünden oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyelerinden S.E. Yağcı ile E. Karataş ise, yerel mahkemece tahrikin kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği görüşüyle (a) bendinde yer alan bozma nedeni yönünden karşı oy kullanmışlardır.

Yerel mahkeme ise, 29.06.2009 gün ve 164-204 sayı ile sanık F.. hakkındaki bozma nedenine uyarak bu sanığın beraatına karar vermiş, ancak tahrike ilişkin bozma nedeni yönünden;

“Sanık F.. kocasından kalan parayı istediği şekilde tasarruf etme hak ve yetkisine sahiptir. Bu konuda sanık F..’in kardeşi olan maktulün hiçbir hakkı bulunmamaktadır. Buna rağmen, maktul R.. önce sanıkların işlettikleri otobüse el koyup sefere çıkmasına engel olmuş, buna karşılık 100.000 YTL’lik senet almış, ancak, süresinde bedelini alamayınca aynı eylemi yine gerçekleştirmiştir.

Sanık A.. ile sanık F..’in birlikte yaşamaları konusunda, sanık Adıgüzel’in eşi dışında hiç kimsenin herhangi bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Bu konuda, var ise sanık Adıgüzel’in eşinin yasal yollara başvurma hakkı bulunmaktadır. Sanıklar A.. ile F.. kendilerine yeni bir yaşam sağlamışlar, bu yeni hayat yolunda sanık Adıgüzel’in çocukları Harun Reşit ve Resul Ekrem de yer almışlardır.

Buna rağmen, herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmamak için maktule oldukça yüksek bir meblağ olan 100.000 YTL’lik senet verilmiştir. Sanık F..’in bankadaki hesap durumu da gözetildiğinde bu parayı rahatlıkla ödeyebileceği, maktul Ramazan’ın yasal yolla da olsa bu parayı tahsil edebileceği açıktır. Ancak, maktul R.. bununla yetinmemekte, daha fazla para elde etme çabası içerisine girmektedir. Söz konusu otobüs, sanıklar A.., H.. ve R..’in zilyetliği altındadır.

Bu otobüs yoluyla geçimlerini sağlamaktadırlar. Sanık Filiz ise, bu otobüsten elde edilecek para ile kredi borcunu ödeyecektir. Dolayısıyla, maktul Ramazan’ın haksız olarak otobüse el koyup sefere çıkmasına engel olması, sanıklar Adıgüzel, Harun Reşit ve Resul Ekrem lehlerine haksız tahrik nedeni oluşturmaktadır.

Ancak, sanıkların rahatlıkla polise müracaat edip, maktul Ramazan’ın bu eylemi nedeniyle hakkında işlem yapılması, yasal yolla anahtarı geri almaları mümkün bulunmaktadır.

Ancak, Sanıklar Harun Reşit, Resul Ekrem ve Adıgüzel’in öldürme eylemleri ile, maktul Ramazan’ın haksız olarak otobüse el koyup sefere çıkma eylemleri arasındaki aşırı oransızlık gözetildiğinde, sanıklar Adıgüzel, Harun Reşit ve Resul Ekrem’in cezalarının 5237 sayılı TCK’nın 29/1 maddesi gereğince 18 yıl hapse indirilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

Bu itibarla, Yüksek Yargıtay 1. Ceza Dairesinin; sanık Adıgüzel’in adam öldürmeye azmettirme, sanıklar Harun Reşit ve Resul Ekrem’in adam öldürme suçları yönünden; öldürülenin sanıklardan Filiz’den senede bağlı alacağını tahsil amacıyla sanıklar Adıgüzel, Harun Reşit ve Resul Ekrem’in, Filiz adına vekaleten işlettikleri otobüsün anahtarını alarak, otogarda bekletmesi nedeniyle olayın meydana geldiği, ortada hukuki anlaşmazlığın bulunduğu, maktûlün eyleminin haksız fiil oluştursa bile kardeşi sanık Filiz’e yönelik olduğu, diğer sanıklar Adıgüzel, Harun Reşit ve Resul Ekrem’e yönelik haksız bir davranışın bulunmadığı, bu nedenlerle de, sanıklar lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmaması gerektiğine dair bozma görüşüne iştirak edilmemiştir”

” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de re’sen temyize tabi olması ve katılanlar vekili ile sanıklar müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının “

“vekalet ücreti yönünden düzelterek onama”

” istekli 01.02.2010 gün ve 5335 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verilen olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında çözülmesi gereken uyuşmazlık, suçun haksız tahrik altında işlenip işlenmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Ancak, incelenen dosya içeriğine göre, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların kovuşturma aşamasında tek müdafii tarafından savunulmalarının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığı hususu, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ön sorun olarak ele alınıp öncelikle tartışılmıştır.

Bu konuda sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için, konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

5271 sayılı CYY’nın, “

“Şüpheli veya sanığın birden fazla olması halinde savunma”

” başlığını taşıyan 152. maddesi, “

“Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir”

” hükmünü taşımaktadır.

Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 38. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca avukatın, aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa vekalet etmesi halinde, gelen işi reddetmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Yine Türkiye Barolar Birliğince kabul edilen Avukatlık Meslek Kurallarının 35. maddesinde de, “

“Avukat aynı davada birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden vekaletini kabul edemez”

” kuralına yer verilmiştir.

Bütün bu hükümlerden de anlaşılacağı gibi, menfaat zıtlığını dar anlamda yorum¬

¬lamamak gerekir. Burada, önemli olan, savunmanın hiçbir şekilde zafiyete uğramamasıdır. Nitekim öğretide de aynı görüş benimsenmiş, şüpheli veya sanıklardan birisinin savunulması ancak diğer sanığın suçlanmasıyla sağlanabiliyorsa, çıkarların çatıştığını ve müdafilerinin değişik kişiler olması gerektiği belirtilmiştir. (Prof. Dr. Nur Centel –

– Doç. Dr. Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 6. Bası sh. 170)

Uygulamada Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 85-242 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, birlikte suç işlediği iddia edilen sanıkların müdafiliğinin tek avukat tarafından üstlenilmesi halinde, bu durumun sanıklar arasındaki menfaat çatışması nedeniyle, bazı sanıkların savunmaları bakımından zafiyet yaratacağı ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir.

Somut olayda, sanıkların kolluk tarafından ifadelerinin alındığı aşamada dahi, aralarındaki menfaat çatışmasından bahisle baro tarafından farklı avukatlar görevlendirildiği halde, kovuşturma aşamasında, 26.11.2007 günlü oturumda Avukat Hakan Göçer’in, sanıklar Adıgüzel Özdemir, Harun Reşit Özdemir ile Resul Ekrem Özdemir’in müdafii olduğunu bildirerek duruşmaya katıldığı, sanıkların diğer müdafilerinin ise müdafilikten çekildikleri, bu aşamadan sonra,

adı geçen sanıkların ek savunmaları ve son savunmalarının alınmasında müdafii olarak Av. Hakan Göçer’in görev yaptığı, ilk hükmü ve direnme hükmünü de sanıklar adına temyiz ettiği, savunma ve temyiz dilekçelerinde de özellikle sanıklardan Harun Reşit’in kolluk tarafından müdafii huzurunda alınan ifadesini reddetmek suretiyle savunma yaptığı anlaşılmaktadır.

Birlikte suç işlediği iddia edilen sanıklardan, birisi tarafından suçun tek başına ve ani gelişen bir kararla işlenildiğinin savunulması karşısında, diğer sanıkların suça katılmadıklarının savunulmasının gerektiği, bu durumun da suçu tek başına işlediğini savunan sanık yönünden savunmada zafiyet yaratacağı açıktır. Bu nedenle aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların, savunmalarının başka müdafiler tarafından üstlenilmesinin sağlanması gerektiği nazara alınmadan, yerel mahkemece duruşmaya devam edilerek hüküm kurulması, yukarıda açıklanan yasa ve meslek kurallarına aykırıdır.

Bu itibarla, direnme hükmünün, saptanan bu usul yanılgısı nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

1- Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2009 gün ve 164-204 sayılı direnme hükmünün, saptanan usul yanılgısı nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2010 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2010/35, K. 2010/140, 8 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Haksız Tahrik
  4. İşin Reddi Zorunluluğu
  5. Şüpheli Veya Sanığın Birden Fazla Olması Hâlinde Savunma
  6. Türk Milleti Adına
  7. Ceza Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2010/35
Karar No
2010/140
Tarih
8 Haziran 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/37 K.2010/3114
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/39 K.2010/7175
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/40 K.2010/11027
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/43 K.2010/8031
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/43 K.2010/3042
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2010/45 K.2010/7410

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.