İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2022/12639 Karar: 2023/1050 Tarih: 2023

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2022/12639 K.2023/1050

1. Ceza Dairesi 2022/12639 E. , 2023/1050 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ : Alt soyu olan çocuğu veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/7383 Esas, 2022/7686 Karar sayılı k

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2022/12639 E. , 2023/1050 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ : Alt soyu olan çocuğu veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/7383 Esas, 2022/7686 Karar sayılı k

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2022/12639 E. , 2023/1050 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ : Alt soyu olan çocuğu veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/7383 Esas, 2022/7686 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2022 tarihli ve KD-2022/56934 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 ... maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 ... maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri kapsamında yer alan alt soyu olan çocuğu veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi öldürme hükmünün uygulanmaması gerektiğinden bahisle onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanık ...'in ... isimli şahısla gönül birlikteliği yaşadığı rızaları ile cinsel ilişkiye girdikleri, bu ilişkiden sanığın hamile kaldığı, sanığın hamileliği süresince Narman Aile Hekimliği tarafından hamileliğinin takibinin yapıldığı, hatta bu süreçte sanığın hamileliği dolayısıyla Oltu Devlet Hastanesine gittiği, daha sonra sanığın 21.07.2015 tarihinde sabah 06:00 sıralarında sancılarının arttığı, kendi beyanına göre kimseye haber vermeden evin banyosunda kendi imkanlarıyla bebeği doğurduğu, kollukta alınan ek beyanında, savcılıkta ve müdafii huzurunda sorguda alınan ifadesinde bebeğin doğduktan sonra bir müddet ağladığını söylediği, dolayısıyla yaşadığını kabul ve beyan ettiği, ayrıca bebeğin kordonunu makasla kestiğini, canlı doğan bebeği çarşafa sararak yatağa götürdüğünü ve bu saatten öğle saat 14:00 sıralarına kadar uyuduğunu, uyandıktan sonra saat 17:00'a kadar da rutin ev işleri ile uğraştığını, daha sonra yine aynı saat aralığında ebe olarak görev yapan tanık A.İ.'nin yanına gittiğini ve evde doğum yaptığını anlattığını, tanık ...., ise beyanında sanığın kendisine doğum yaptığını söylediğini, kendisinin de sanığa çocuğu getirmesini, çeşitli tahliller yapılması gerektiğini söylediğini beyan ettiği, buna rağmen sanığın bebeği hastaneye götürmediği ve sanığın ertesi gün yani 22.07.2015 günü saat 22:00 sıralarında bebeği siyah bir çanta içinde tanık doktor ...'a götürdüğü, tanık ...'ın bebeğin ... öldüğünü aynı tarihli tutanakla tespit ederek ihbarda bulunduğu, olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.05.2020 tarih ve 2020/1-164 Esas, 2020/239 Karar sayılı ilamı ile özetle; "doğurduğu bebeği beslemek, bakımını yapmak ve korumak gibi hukuki yükümlülük altında bulunan ve bu bakımdan garantör konumunda olduğu hususunda tereddüt bulunmayan sanığın bu hukuki yükümlülüklerini de yerine getirmemekle birlikte yeni doğmuş savunmasız halde bulunan ve hiçbir ihtiyacını kendi kendine karşılayamayan 5 günlük bebeği güvende olduğu evden alarak başkaları tarafından bulunması mümkün olmayan ıssız bir yere götürüp ölüme terk etme eyleminin bebeğin karnını doyurmamak gibi ihmali bir hareket olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı çünkü bebekten kurtulmak amacını taşıyan sanığın öleceğini bildiği halde bebeğini ıssız bir yere götürerek kendi haline bırakmış ve kaçınılmaz netice olan ölümün meydana geldiği eylemde bebeği boğma veya darp etme gibi aktif bir davranıştan farklı bir durumun bulunmadığı ve bu nedenle sanığın öldürme eylemini doğrudan kastla ve icrai bir davranışla gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiğine" şeklinde belirtildiği, söz konusu ilamın dosyamızla örtüşür şekilde olduğunun kabulü ile; canlı ve sağlıklı doğduğu anlaşılan maktulün, göbek bağının kesilmesinden hemen sonra bağlanmaması ve doğumdan sonra ... bir süre içinde bakımı ile beslenmesinin sağlanmaması nedeniyle, ölümünün mutlak ve kaçınılmaz olduğu anlaşılmakla, bu neticenin gerçekleşmesine bilerek ve isteyerek, icrai davranış boyutuna ulaşan eylemleriyle sebep olan sanık hakkında, "beden bakımından kendisini savunamayacak çocuğunu kasten öldürme" suçundan kurulan hükümde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 ... maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/7383 Esas, 2022/7686 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.03.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla