KÜNYE
1. Ceza Dairesi 2022/14100 E., 2024/2110 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2021/831 E., 2022/480 K.
- Katılanlar
- ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
- Suç
- Kasten yaralama
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Temyiz edenler
- Sanık müdafii, katılan Kurum vekili, katılan vekili
- Tebliğname görüşü
- Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması
Karar Metni
1.649 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarihli ve 2018/11-38 Esas, 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca, yerel mahkemece verilen beraat kararı kaldırılarak istinaf mercii tarafından mahkûmiyet kararı verilmesi suretiyle hüküm türü değiştirildiğinden kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğu belirlenerek inceleme yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2020/231 Esas, 2021/184 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2021/831 Esas, 2022/480 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Kurum vekili, katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla sanık hakkında katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası,
86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Kurum vekilinin temyiz sebebi özetle; üst sınırdan ceza tayin edilmesi ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine ilişkindir.
C. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, mahkumiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Her ne kadar sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama neticesinde iddia, sanığın tüm aşamalarda birbirleri ile tutarlı ve istikrarlı savunmasında katılanın kıskançlık krizine girerek kendisini bıçakladığına ilişkin inkar içeren savunması,
sanığın bu savunmasını doğrular şekilde katılanın soruşturma aşamalarda kendisini bıçakladığına ilişkin beyanları, katılanın kovuşturma aşamasında ise olayın sıcağı sıcağı sıcağına verdiği soruşturma aşamasındaki ifadesinden vazgeçtiği ve bu nedenle çelişkili ifadesi, yine katılanın her aşamada istikrarlı şekilde yaralanma olayı sonrasında kendisinin sanığın hastaneye götürdüğüne ilişkin beyanı da hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı kasten yaralama suçunu işlediğine yönelik inkar içeren savunmasının aksine katılanın aşamalarda çelişkili ve soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak kesin
inandırıcı somut ve cezalandırmaya yeter delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verilmiştir.
2.Sanık savunmaları, mağdurun beyanları, tanık anlatımları, Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 14.11.2019 ve 19.04.2019 tarihli adli muayene raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları, tutanaklar ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'in katılan ... ile birlikte yaşadığı, sonrasında olay tarihinde ayrılmak için konuşmak üzere buluştuklarında katılan ...'un sanıktan ayrılmak istememesi üzerine aralarında tartışma çıktığı, çıkan tartışmada sanığın üzerinde bulunan bıçak ile katılanı karnından bıçaklamak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmamış ise de, hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği,
takdiri indirim hükümlerinin uygulanması mahkeme takdirinde olup dosya kapsamı ile uyumlu şekilde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek uygulandığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanığın eylemi ile orantılı şekilde ceza tayin edildiği anlaşılmakla katılan Kurum vekili, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde düzeltme ve eleştiri nedenleri dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Vekalet ücreti yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de; söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle katılan Kurum vekilinin, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istemleri vekalet ücreti yönünden yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2021/831 Esas, 2022/480 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği, yargılama giderlerine ilişkin fıkradan önce gelmek üzere.
“Katılan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi aşaması için 4.080 TL.
Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu ile görülen ve birden fazla duruşması bulunan işler için 5.100 TL vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Sanık ... hakkında katılan ...’ı kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yerel mahkemece müsnet suçtan sanığın beraatine dair verilen karar Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılarak sanığın nitelikli kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş olup verilen kararın temyizi üzerine Dairemiz çoğunluğu tarafından mahkûmiyet kararı onanmıştır. Dosya kapsamı ve delil durumuna göre sanığın müsnet suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller mevcut olmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki;
Sanık olay günü kendi aracıyla hastaneye getirdiği gayri resmi nikahlı eşi katılan ...'un kendisini bıçakla yaraladığını iddia etmiş katılan ... da soruşturma aşamasında verdiği ilk ifadesinde sanıkla 5 yıllık gayri resmi evli olup ortak bir çocukları bulunduğunu olay günü sanığın başkası ile resmi nikahlı olarak evlenmesi üzerine tartışmaya başladıklarını kendisi sinirlenince sanığın yanından ayrılarak sakinleş sonra konuşalım dediğini, bu sırada kendisinin bulduğu bir bıçakla kendini yaraladığını ve telefonla sanığa haber verdiğini, sanığın da gelerek kendisini hastaneye götürdüğünü sanığın kendisini yaralamadığını söylemiştir.
Katılan ...'un akrabası olan ... dosyada tanık olarak verdiği ifadesinde; Yeğeni olan ...'ın yaralandığını duyarak olaydan iki gün sonra hastaneye gittiğini ve sorduğunda yeğeni İlknur un sanık ile tartışıp sinirlenerek kendi kendisini yaraladığını söylediğini kendisini başkasının yaralamadığını anlattığını beyan etmiştir.
Katılan ... mahkeme aşamasında verdiği ifadesinde. Olay günü sanığın yeniden evlenmiş olması nedeniyle onunla tartışmaya başladığını sanığın kendisine çenesini tutarak önce "Benden ayrılacaksın" diye baskı yaptığını bu arada ne olduğunu anlamadığını elbisesinde kan gördüğünü, üzeri kanayınca bu kez de sanığın "Benden ayrılmayacaksın" şeklinde yine kendisini tehdit ettiğini söylemiştir. Mahkeme katılanın aşamalardaki çelişkili ifadeleri üzerine sorduğunda kolluk beyanını kabul etmediğini hastanede sanığın yakınlarının baskısı altında verdiğini şimdiki ifadesinin ise doğru olduğunu söylemiştir.
Dosyada bulunan adli raporlardan katılanın göbekten 8 santimetre yukarıda oblik seyirli batna nafiz 1.5 cm'lik bıçak yarasının olduğu, hayati tehlike geçirdiği, bu yaralanmanın kişinin kendisi tarafından değil de başkası tarafından yapılmasının daha mümkün olduğu bildirilmiş, bu çerçevede yaralanmanın katılan ... tarafından yapılabileceği adli olarak kanıtlanmıştır.
Sanık aşamalarda hiç değiştirmediği savunmasında kendisinin resmi nikahlı evli olup daha sonra katılan ile imam nikahı ile evlendiğini ve ondan da bir çocuğu olduğunu katılanın resmi nikahlı eşinden boşanmasını isteyerek kendisiyle tartıştığını katılanın sinirlenmiş olması nedeniyle sakinleşmesi için yanından uzaklaştığını katılanın kendisini telefonla arayarak kendi kendisini yaraladığını söylemesi üzerine onu alıp hastaneye götürdüğünü, kesinlikle katılanı kendisinin yaralamadığını resmi nikahli olarak evlenince ve katılanın boşanma talebini kabul etmeyince katılanın kendisinden intikam almak amaçlı ifade verdiğini söylemiş suçlamayı kabul etmemiştir.
Tüm dosya kapsamı delil durumu katılanın ilk beyanları, katılanın akrabası olan tanık ...'nun ifadesi, sanığın aşamalarda hiç değişmeyen kendi içerisinde tutarlı ve çürütülemeyen savunması, mahkeme aşamasında dahi katılanın.
Sanığın olay sırasında önce "Benden ayrılacaksın" ancak bıçaklandıktan sonra ise "Benden ayrılmayacaksın" şeklinde sanığın kendisini tehdit ettiğine dair kendi içerisinde bile çelişkili ifadeleri, mahkemedeki ifadesinde bile katılanın sanığın kendisini bıçakladığını söylemeyip "Nasıl olduğunu bilemedim vücudum kanadı" şeklindeki sözleri birlikte değerlendirildiğinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak sanığın katılanı bıçakla yaraladığına dair her türlü şüpheden arındırılmış delil bulunmadığı,
gayrı resmi evli ve çocuklu olan sanık ile katılan arasında sanığın bir başkasıyla resmi nikahlı evli olup resmi nikahlı eşinden boşanmayı kabul etmemesi nedeniyle husumet olduğu, bu yönüyle katılanın sanıktan intikam alabilmek amacıyla onun aleyhine ifadelerini değiştirmesinin muhtemel görüldüğü, böylelikle sanığın müstesna suçu işlediği yönelik şüphenin giderilemediği,
sanığın müsnet suçu istediğine dair her türlü şüpheden arındırılmış kesin yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar vermek gerektiği kanaatiyle, hükmün bozulması gerekirken mahkûmiyet kararını onaylayan Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/14100, K. 2024/2110, 27 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama