İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2022/7325 Karar: 2022/8455 Tarih: 2022

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2022/7325 K.2022/8455

1. Ceza Dairesi 2022/7325 E. , 2022/8455 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U D U R U Ş M A T A L E P L İ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/166 E., 2020/167 K. KATILANLAR :..., ... Bilgi ve İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi SUÇLAR : Tasarlama suretiyle öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf isteminin

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2022/7325 E. , 2022/8455 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U D U R U Ş M A T A L E P L İ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/166 E., 2020/167 K. KATILANLAR :..., ... Bilgi ve İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi SUÇLAR : Tasarlama suretiyle öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf isteminin

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2022/7325 E. , 2022/8455 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U D U R U Ş M A T A L E P L İ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/166 E., 2020/167 K. KATILANLAR :..., ... Bilgi ve İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi SUÇLAR : Tasarlama suretiyle öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf isteminin reddi, istinaf başvurularının esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekilleri, sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî temyiz isteminin reddi, kısmî temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması ... vekilinin katılan sıfatıyla öne sürdüğü temyiz istemi yönünden; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından adı geçen Kurum vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın itiraz yoluna tabi olduğu belirlenmiştir. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık ...'in 16.08.2019 tarihli dilekçesiyle istinaf isteminden vazgeçtiği belirlenmekle, sanık ... müdafiinin istinaf isteminin vazgeçme nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın itiraz yoluna tabi olduğu belirlenmiştir. Katılan ... vekili ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri yönünden; sanıklar ..., ... ve ... haklarında verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 Tarihli ve 2018/292 Esas, 2018/395 Karar Sayılı Kararı 1. Sanık ... Hakkında Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kasten öldürmeye teşebbüs eylemine yardım suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 22.03.2019 Tarihli ve 2018/2301 Esas, 2019/566 Karar Sayılı Kararı 1. ... Vekilinin İstinaf İstemi ... vekilinin yüzüne karşı verilen hükme karşı, 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 7 günlük istinaf süresi geçtikten sonra 27.11.2018 tarihinde istinaf isteminde bulunduğu, ayrıca adı geçen Kurum hakkında davaya katılmasına ilişkin verilen kararin hukukî değerden yoksun olması sebebiyle hükmü istinaf etme yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca adı geçen Kurum vekilinin istinaf isteminin, süre ve sıfat yönünden reddine karar verilmiştir. 2. Katılan ... Vekili, Sanık ... Müdafii, Sanık ... Müdafii, Sanık ... Müdafiinin İstinaf İstemleri İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2018/292 Esas, 2018/395 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekili ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri uyarınca kabulüne karar verilmekle; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.10.2009 gün ve 2009/1-85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere; kasten öldürmeye teşebbüs suçunun failleri olarak yargılanan sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yaratttığı durumlarda sanıklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden, somut olayda aralarında menfaat çatışması bulunduğu anlaşılan sanıklar ..., ..., ...'nun savunmalarının ayrı ayrı müdafiler yerine, aynı müdafi (Av....) tarafından yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1 ve 5271 sayılı CMK'nin 152. maddelerine aykırı davranılması, Kabule göre de; a) Dosya kapsamı ve oluşa göre; mağdur ...'nun ... A.Ş.' de genel müdür yardımcısı, sanık ...'in ise ... A.Ş.'nin alt yapı hizmetlerini yürüten -baz istasyonu kurulumu, fiber kablo döşeme, montajlama gibi- PİEM isimli şirketin ortağı ve genel müdürü olduğu, ... A,Ş.'nin alt yapı hizmetleri için açtığı ihaleyi sanığın yönetici ve ortağı olduğu PİEM firmasının kaybettiği, taraf firmalar arasında geçmişe dayalı ticari ilişkileri sebebi ile hak ediş alacağının miktarına yönelik ihtilaf çıktığı, uzlaşma amacı ile taraflar arasında bir dizi toplantı yapıldığı, toplantılardan birinin İstanbul'da diğerinin ise ilgili Bakanlık yetkililerinin de katıldığı ...'da yapıldığı ancak herhangi bir uzlaşmanın sağlanamadığı, bu toplantılarda sanığın mensup olduğu şirket yöneticileri tarafından ... A.Ş. yöneticilerine yönelik olarak; 'Biz köyümüze döneriz ancak yanımıza birilerini almadan gitmeyiz!' şeklinde sözler sarfedildiği, PİEM firmasının bu süreçte mali açıdan zor duruma düştüğü bu gelişmelerden dolayı sanığın ruhsal yönden olumsuz etkilendiği, ... A.Ş. yönetimine kızgınlık beslediği, yöneticilerle görüşmelerinden bir sonuç alamayacağına kanaat getiren sanığın, ... A.Ş. yöneticilerinden birini öldürmeye karar verdiği, bu amaçla olaydan 15 gün önce İstanbul'a gelerek ... A.Ş. şirket yöneticilerin kullandığı makam araçlarının marka, modellerini, plakalarını ve araçların genel merkeze seyir güzergahlarını öğrendiği, daha sonra ...'ya döndüğü, öldürme planını icraya koymak için arkadaşı ... ile teyzesinin oğlu ...'dan yardım istediği, bu sanıkların sanık ...'in teklifini kabul ettikleri, saat: 02.00 sıralarında sanık ...'ya ait ... plakalı Wolkswagen marka araçla birlikte yola çıktıkları, aracı sanık ...'in kullandığı, sanık ...'in olayda kullandığı ruhsatı bulunmayan tabancasını da yanına aldığı, iki sanığın saat 07.00 sıralarında İstanbul'a vardıkları, sanık ...'in teyzesinin oğlu olan diğer sanık ...'ı telefonla arayarak bulundukları yere gelmesini istediği, sanık ...'un ... plakalı sarı renkli Renault Clio marka ticari taksisi ile diğer iki sanığın bulunduğu yere geldiği, sanık ... ve ...'in birlikte çorba içerek kahvaltı yaptıkları, akabinde sanık ...'in yapılan plan doğrultusunda olayı gerçekleştirdikten sonra aynı yerde buluşmak üzere sanık ...'in yanından ayrıldığı, sanık ...'in ...'a ait ticari taksiye binerek olayı gerçekleştireceği ... A.Ş. genel merkezine yakın alt geçidin bulunduğu yeşillik alana geldiği, burada sanık ...' in taksiden inerek sanık ...'dan kendisini beklemesini ve telefonla aradığında bulunduğu yerden almasını söylediği, bunun üzerine sanık ...' un aracı ile yakın bir yerde beklemeye koyulduğu, sanık ...' in yolun kenarındaki yeşil alanda ... A.Ş. yöneticilerinin kullandığı Volvo marka JT plaka grubu araçlara odaklanarak herhangi birisinin gelmesini beklediği, bu şekilde yaklaşık 40 dakika boyunca araçları izlediği, katılan ...'un bulunduğu Volvo marka ... plakalı aracın yavaş bir şekilde alt geçide geldiğini gördüğünde aracın yanına yaklaşarak üzerindeki silahı çıkartıp aracın arka kısmında oturduğunu bildiği katılanı hedef alarak 5 el ateş ettiği, araç şoförü olan ve tanık sıfatı ile ifadesine başvurulan ...'in kendilerine ateş edildiğini anlaması üzerine ters şeride girerek diğer araçlara çarparak hızlıca ... A.Ş. genel merkezine döndüğü, mağdurun koltukların arasına eğilmesi sonucu yara almadan kurtulduğu ancak aracın arka sol kapı orta kısmında, sol kapı çamurluk bölümünde ve yine aynı bölgeye yakın yerde 3 mermi giriş isabetinin bulunduğu, ayrıca sol arka koltukta deri döşeme üzerine kurşun isabet ettiğinin tespit edildiği, sanık ...'in kendisini ticari taksi ile bekleyen sanık ...'un aracına bindiği ve her iki sanığın birlikte sanık ...'in beklediği yere gittikleri ve burada sanık ...'in araçtan indiği, sanık ...'le buluşan ..., ...'in aracı ile birlikte ...'ya döndükleri ve olayın bu şekilde sübut bulduğu anlaşılan olayda; Sanık ...'in hak ediş alacağını alamadığı için şirketinin zor duruma düşmesine sebep olduğunu düşündüğü ... A.Ş. yönetimine kızgınlık beslediği, uzlaşma çabalarının sonuç vermemesi üzerine de yöneticilerden birini öldürmeyi planladığı, bu amaçla olaydan 15 gün önce İstanbulda bulunan ... A.Ş. Genel Merkezine gelerek keşif yaptığı, planını belirlediği, bu planında aradan geçen ve tasarlamanın varlığı için yeterli olan zamana rağmen sebat ve ısrar göstererek aldığı öldürme kararından vazgeçmediği, olay günü eylemini hiç tereddüt geçirmeden soğukkanlılıkla gerçekleştirdiği nazara alınmaksızın ilk derece mahkemesince suç vasfında yanılgıya düşülerek hatalı değerlendirme sonucu; katılana yönelik öldürme kararını önceden aldığına ve kararında sebat ve ısrar göstererek icraya koyduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak delile rastlanmadığı belirtilerek TCK'nin 81/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, b) Sanıklar hakkında tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs ve bu suça yardımdan dava açıldığı anlaşılmasına göre değişen suç vasfına göre ek savunma verilmeden sanıklar hakkında TCK' nin 81/1. maddesi ile hüküm kurulması, c) Sanıkların katılana yönelik eylemlerinde; teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı TCK'nin 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında katılanın hiç isabet almadığı nazara alınarak alt sınırdan ceza tayini yerine yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini," Nedenleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. C. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.08.2019 Tarihli ve 2019/235 Esas, 2019/354 Karar Sayılı Kararı 1. Sanık ... Hakkında Tasarlama suretiyle öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Sanıklar ... ve ... Hakkında Tasarlama suretiyle öldürmeye teşebbüs eylemine yardım suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. D. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 07.02.2020 Tarihli ve 2020/166 Esas, 2020/167 Karar Sayılı Kararı 1. ... Vekilinin İstinaf İstemi ... Bilgi ve İletişim Hizmetleri Anonim Şirketinin suçtan doğrudan doğruya zarar görmemesi, bu nedenle de davaya katılma hakkının bulunmaması sebebiyle adı geçen Kurum vekilinin istinaf isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verilmiştir. 2. Sanık ... Müdafiinin İstinaf İstemi Sanık ... müdafii tarafından süresi içinde istinaf talebinde bulunulmuş ise de sanık ...'nun tutuklu bulunduğu cezaevinden gönderdiği 16.08.2019 tarihli dilekçe ile istinaf isteminden vazgeçtiği belirlenmekle, sanık ... müdafiinin istinaf isteminin vazgeçme nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verilmiştir. 3. Katılan ... Vekili, Sanık ... Müdafii ve Sanık ... Müdafiinin İstinaf İstemleri İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2020/166 Esas, 2020/167 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ... ve ... haklarında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekili ile sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükümler yönünden katılan ... vekili ve sanıklar ... ve ... müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan ... Vekilinin Tüm Sanıklar Hakkında Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz Sebebi Sanıklar ..., ... ve ... haklarında kurulan hükümlerde, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayinine ilişkindir. B. Sanıklar ... ve ... Müdafilerinin Temyiz Sebepleri Sanıkların iştirak ettikleri kabul edilen eylemin silahla tehdit suçu olduğuna, bu itibarla suç vasfının hatalı belirlendiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Katılanın, ... A.Ş.'de Genel Müdür Yardımcısı, sanık ...'in ise ... A.Ş.'nin alt yapı hizmetlerini yürüten PİEM isimli şirketin ortağı ve Müdürü olduğu, ... A,Ş.'nin alt yapı hizmetleri için açtığı ihaleyi sanığın yönetici ve ortağı olduğu PİEM firmasının kaybettiği, taraf firmalar arasında geçmişe dayalı ticari ilişkileri sebebi ile hak ediş alacağının miktarına yönelik ihtilaf çıktığı, uzlaşma amacı ile taraflar arasında bir dizi toplantı yapıldığı, toplantılardan birinin İstanbul'da diğerinin ise ilgili Bakanlık yetkililerinin de katıldığı ...'da yapıldığı ancak herhangi bir uzlaşmanın sağlanamadığı, bu toplantılarda sanığın mensup olduğu şirket yöneticileri tarafından ... A.Ş. yöneticilerine yönelik olarak; 'Biz köyümüze döneriz ancak yanımıza birilerini almadan gitmeyiz!' şeklinde sözler sarfedildiği, PİEM firmasının bu süreçte mali açıdan zor duruma düştüğü bu gelişmelerden dolayı sanığın ruhsal yönden olumsuz etkilendiği, ... A.Ş. yönetimine kızgınlık beslediği, yöneticilerle görüşmelerinden bir sonuç alamayacağına kanaat getiren sanığın, ... A.Ş. yöneticilerinden birini öldürmeye karar verdiği, bu amaçla olaydan 15 gün önce İstanbul'a gelerek ... A.Ş. şirket yöneticilerin kullandığı makam araçlarının marka ve modellerini, plakalarını ve araçların Genel Merkeze seyir güzergâhlarını öğrendiği, daha sonra ...'ya döndüğü, öldürme planını icraya koymak için arkadaşı ... ile teyzesinin oğlu ...'dan yardım istediği, bu sanıkların sanık ...'in teklifini kabul ettikleri, saat: 02.00 sıralarında sanık ...'ya ait Wolkswagen marka araçla birlikte yola çıktıkları, aracı sanık ...'in kullandığı, sanık ...'in olayda kullandığı ruhsatı bulunmayan tabancasını da yanına aldığı ve aracın torpido gözüne koyduğu, iki sanığın saat 07.00 sıralarında İstanbul'a vardıkları, sanık ...'in teyzesinin oğlu olan diğer sanık ...'ı telefonla arayarak bulundukları yere gelmesini istediği, sanık ...'un sarı renkli ticari taksisi ile diğer iki sanığın bulunduğu yere geldiği, sanık ... ve ...'in birlikte çorba içerek kahvaltı yaptıkları, akabinde sanık ...'in, torpido gözüne bıraktığı silahı alarak kendi beyanına göre ...'dan geldikleri aracın bir olaya karışmasını istemediği için diğer sanık ...'un ticari taksisine bindiği, yol güzergahında bulunan kamera kayıtlarından sabit olduğu üzere sanıklar ... ve ...'un, ...'a ait ticari taksi ile önde, diğer sanık ...'in ise ...'dan geldikleri araç ile 3 saniye ara ile ... ve ...'un içinde bulundukları aracı takip ettiği, bir süre bu şekilde peş peşe seyrettikleri, olay yerine yaklaştıklarında sanık ...'in, aracı ile bir ara sokağa girdiği ve sanık ... tarafından kendisi yanına gelene kadar buradan ayrılmamasının tembihlendiği, sanık ... ve ..., sanık ...'a ait ticari taksi ile ...'i bıraktıkları yerden ayrılarak olay mahalline gittikleri, ... A.Ş. Genel Merkezine yakın alt geçidin bulunduğu yeşillik alana geldikleri, sanık ...'in burada taksiden inerek sanık ...'dan kendisini beklemesini ve telefonla aradığında kendisini bulunduğu yerden almasını söylediği, bunun üzerine sanık ...' un aracı ile yakın bir yerde beklemeye koyulduğu, sanık ...'in yolun kenarındaki yeşil alanda ... A.Ş. yöneticilerinin kullandığı Volvo marka JT plaka grubu araçlara odaklanarak herhangi birisinin gelmesini beklediği, bu şekilde yaklaşık 40 dakika boyunca araçları izlediği, katılan ...'un bulunduğu Volvo marka ... plakalı aracın yavaş bir şekilde alt geçide geldiğini gördüğünde aracın yanına yaklaşarak üzerindeki silahı çıkartıp aracın arka kısmında oturduğunu bildiği katılanı hedef alarak yaklaşık 1,5 metre mesafeden toplam 5 el ateş ettiği, makam aracının şoförü olan ve tanık sıfatı ile ifadesine başvurulan ...'in kendilerine ateş edildiğini anlaması üzerine ters şeride girerek diğer araçlara çarparak hızlıca ... A.Ş. Genel Merkezine gittiği, katılanın koltukların arasına eğilmesi sonucu yara almadan kurtulduğu ancak aracın arka sol kapı orta kısmında, sol kapı çamurluk bölümünde ve yine aynı bölgeye yakın yerde 3 mermi giriş isabetinin bulunduğu, ayrıca sol arka koltukta deri döşeme üzerine kurşun isabet ettiğinin tespit edildiği, olay yerine yakın mesafede bekleyen sanık ...'un kendi beyanına göre silah sesleri duyması üzerine sanık ... tarafından aranılmayı beklemeden sanık ...'i bıraktığı yere gittiği, ... sanık ...'un aracına bindiği ve her iki sanığın birlikte sanık ...'in beklediği yere gittikleri ve burada sanık ...'in araçtan indiği, sanık ...'le buluşan ..., ...'in aracı ile birlikte ...'ya döndükleri, katılanın herhangi bir şekilde yara almadığı, suçta kullanılan silahın ele geçirilemediği belirlenmiştir. 2. Sanıklar ... ve ...'un, üzerilerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri belirlenmiştir. 3. Katılanın içerisinde bulunduğu araç üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim olunan, 14.03.2018 tarihli Olay Yeri İnceleme Tutanağı içeriğinde; "... Aracın sol kapı orta bölümünde, sol arka kapı dış yüzeyinin çamurluk bölümü üzerinde, sol arka koltuğu sol yan kısmı deri döşeme üzerinde, sol arka koltuğu sol yan kısmı kaporta üzerinde ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği izlerinin bulunduğu, aracın sol arka koltuğu önündeki paspas üzerinde ve sağ arka koltuğu önündeki paspas üzerinde ateşli silah mermi çekirdeği gömleği ve mermi çekirdeği nüve parçalarının bulunduğu ..." ifade edilmiştir. 4. Tanık ...'in beyanları dava dosyasında bulunmaktadır. 5. İlk Derece Mahkemesince, Hukukî Süreç başlığı altında ayrıntılarına yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi bozma ilâmının gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE A. ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından adı geçen Kurum vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “... başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması ...” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararın aynı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından; "Sanık ... müdafii tarafından süresi içinde istinaf talebinde bulunulmuş ise de sanık ...'nun tutuklu bulunduğu cezaevinden gönderdiği 16.08.2019 tarihli dilekçe ile istinaf isteminden vazgeçtiği belirlenmekle, sanık ... müdafiinin istinaf isteminin vazgeçme nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine," karar verildiği, bahse konu kararın aynı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. C. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerde, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının, hükmü veren Mahkemenin takdirinde olduğu, nitekim Mahkemece, sanıkların yargılama sürecinde gözlemlenen iyi hâlli tutumları ile hükmolunan ceza miktarlarının gelecekleri üzerindeki olası etkileri gerekçe gösterilerek takdiri indirim sebebi uygulanması takdir kılındığından, sanıklar ..., ... ve ... haklarında kurulan hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. D. Sanıklar ... ve ... Müdafilerinin Temyiz Sebepleri Sanıklar ... ve ...'in hukukî durumlarının tespit ve tayini için irdelenmesi gerekenler, 5237 sayılı Kanun hükümleri kapsamında suça yardım eden sıfatıyla iştirak kurumu ve suça yardım eden sıfatıyla iştirak edenin cezalandırılabilirliğini sağlayan bağlılık kuralıdır. Doktrinde suça iştirak kavramı genel olarak bir kişi tarafından işlenebilen bir suçu, birden fazla kişinin iradi olarak birleşmesi ve işbirliği hâlinde işlemesi olarak tanımlanır. (Sulhi Dönmezer, Sahir Erman, Nazarî ve Tatbikî Ceza Hukuku, 15. Tıpkı bası, Cilt II, İstanbul, 2021, s. 746). Ceza hukuku sisteminde iştirak kurumunun benimsenmesindeki amaç, bir suç işleme kararıyla bir araya gelen ve işlenmesi konusunda anlaşmaya varılan suçun, faillerden en az biri tarafından tipe uygun bir hareket yapılmak koşuluyla, kanunda tanımlanan hareketleri dışında ve suçun meydana gelmesi açısından da eşit nedensel değerde bulunmayan farklı davranışları sergileyen kişileri de cezaî olarak sorumlu tutmaktır. (Devrim ..., Türk Ceza Hukukunda Suça İştirak, ..., 2009, s. 24). İştirak hükümleri, suçu koyan asıl kurala oranla ikincil ve tamamlayıcı kurallar olup ceza sorumluluğunu şeriklere de teşmil ettiğinden genişletici niteliktedir. (Dönmezer, Erman, s. 747). İştirak hükümleri ile tipik katkı mahiyetinde olan hareketler cezalandırılır. Tek başına suç teşkil etmeyen bu hareketlerin cezalandırılmasının sebebi iştirak edenlerin sahip olduğu suç işlemeye yönelen iştirak iradesidir. Suçun işlenişine katkıları olan ancak bulundukları katkı suç tipine uygun olmayan kişiler suç ortakları yani şerik olarak adlandırılmaktadır. (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku, Genel Hükümler, ..., Eylül 2015, ss. 524-525). 5237 sayılı Kanun'da suç ortaklığı Azmettirme (m. 38) ve Yardım etme (m. 39) şeklinde iki şekilde kabul edilmiştir. Azmettirme ya da yardım etme suretiyle suça iştirak, aynı Kanun'un Bağlılık kuralı başlıklı 40 ıncı maddesi sayesinde mümkündür. 5237 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi; "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir." Şeklinde düzenlemelere haizdir. İlgili düzenleme ışığında bağlılık kuralının varlığından söz edilebilmesi için; aslî fail tarafından kasten işlenmiş bir fiilin bulunması, suç ortağının bu suç yönünden iştirak iradesine sahip olması, suç ortağının kanunî tanımdaki fiil bakımından nedensel bir katkı sağlaması bir başka deyişle hareket ile meydana gelen netice arasında bir nedensellik bağının bulunması, fiilin hukuka aykırı olması ve nihayet suçun en azından teşebbüs aşamasına gelmiş olması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (YCGK), 07.03.2000 tarihli ve 2000/1-43 Esas, 2000/47 Karar sayılı kararında da iştirak; “Bir tek kişi tarafından işlenebilen bir suçun, müteaddit kişiler tarafından önceden anlaşmaları veya işbirliği yapmaları sonucunda gerçekleştirilmesi hâlinde iştirak hâlinde işlenen suç söz konusu olur. Tariften de anlaşılacağı gibi iştirakin kabulü için; a - Müteaddid failler tarafından gerçekleştirilen müteaddid hareketler olması, b - Bu hareketlerin illi bir değer taşıması, c - Failler arasında iştirak iradesi bulunması, d - Faillerden biri tarafından tipe uygun fiilin icrasına başlanılması ve bunun bütün şerikler için aynı olmasıdır.” Şeklinde tanımlanmıştır. Gerek Kanun hükmünde gerekse YCGK'nin aynı yöndeki tarifinde belirtilen koşulların bir arada varlığı hâlinde suç ortağının bağlılık kuralı gereği cezaî sorumluluğuna gidilmesinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken asıl mesele, işlenen suçun kararlaştırılan suçtan farklı olması durumunda suç ortaklarının aslî fail tarafından tipik hareketleri gerçekleştirilen, iştirak anlaşmasına konu olmayan bu farklı suçtan sorumlu tutulup tutulmayacağı hususudur. Kural olarak, şeriklerin bağlılık kuralı kapsamında cezaî sorumluluklarına gidilebilmesi için aslî fail tarafından işlenen suçun, iştirak iradesine konu suç olması gerekir. Ancak bazı hâllerde, aslî failin iştirak iradesine konu suçtan farklı bir suç işlemesi durumunda da suç ortaklarının bu farklı suçtan sorumlu tutulabilmeleri mümkündür. Bunun için kümülatif iki koşulun bulunması gerekir. Bunlardan ilki, nedensellik bağıdır. Aslî failin kararlaştırılan suçun dışında başka bir suç işlemesi hâlinde, şeriklerin işlenen bu farklı suçtan sorumlu tutulabilmesi için anlaşma dışındaki netice ile şeriklerin katkı hareketleri arasında nedensel bir bağ bulunmalıdır. Diğer zorunlu koşul ise iştirak anlaşması dışında kalan bu farklı netice, diğer suç ortakları tarafından hayatın olağan akışına göre öngörülebilir olmalıdır. (Zeki Hafızoğulları, Muharrem Özen, Türk Ceza Hukuku, Genel Hükümler, ..., Ekim 2021, s. 344.). Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; her ne kadar sanıklar ... ve ...'in iştirak iradelerinin yönelik olduğu suçun tehdit olduğu öne sürülmüş ise de sanık ...'in, ... akrabası ve şirket çalışanı olduğu, aynı zamanda sosyal hayatta birlikte bolca vakit geçirecek kadar yakın ve samimi oldukları, 13.03.2018 tarihinde gece saat 02.00'de ... sanık ...'i aradığı ve kendisini İstanbul'a götürmesini istediği, ...'in bunu kabul ettiği ve ... Bahçelievler'de buluştukları, ... üzerine aldığı tabancayı aracın torpido gözüne koyduğu, İstanbul'a vardıklarında kendilerini ... kuzeni olan sanık ...'un karşıladığı, sanık ...'in aracın torpido gözüne bıraktığı silahı alıp beline taktığı ve kendi beyanından anlaşıldığı üzere ...'dan geldikleri aracın bir olaya karışmasını istemediği için kendisinin, üzerinde silah bulunduğu hâlde sanık ...'a ait ve onun sevk ve idaresindeki ticari taksiye bindiği, olay yerine giderken peş peşe seyir hâlinde olmaları, sanık ...'in ara sokakta beklemesi, taksicilik yapan sanık ...'un, olay yerine yakın bir noktada beklemesi ve silah seslerini duyar duymaz ...'i almak üzere bıraktığı yere gitmesi şeklinde, suça katılma iradelerinin varlığını gösterir gelişim süreçleri ile sanık ...'in, suçta kullandığı silahı ...'ya dönüş güzergâhında bir yere attığı ve dönüş yolunda sanık ...'in ...'e "Abi tehdit ettin mi?" şeklinde sorduğu anlaşılmakla sanıklar ... ve ...'un ... silahlı olduğunu, dolayısıyla mevcut iştirak iradelerinin tehdit suçuna yönelik olması durumunda bu suçun, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında silahla tehdit suçu kapsamında kalacağı belirlenmiştir. Silahla tehdit suçunun, kasten öldürme ya da bu suça teşebbüs suçunu doğurmaya elverişli olduğu tespit edilmiştir. Sanıklar ... ve ...'un fiile sağladıkları katkı ile sanık ...'in eylemi sebebiyle ortaya çıkan netice arasında nedensel bir bağın varlığı ve sanıklar ... ve ...'un, hayatın olağan akışı karşısında aslî fail ... silahla gerçekleştireceği eylemin, daha farklı bir neticeyi meydana getirme olasılığının öngörülebilir olduğu anlaşılmıştır. Aslî fail olan sanık ...'i, kendi sevk ve idaresindeki araçla ...'dan İstanbul'a getiren sanık ... ile İstanbul içinde transferini sağlayarak olay yerine götüren sanık ...'un, 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen; "Suçun işlenmesinden önce ... yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak." kapsamında yardım eden sıfatıyla bağlılık kuralı gereği aslî fail tarafından gerçekleştirilen neticeden sorumlu tutulmalarında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. ... Vekilinin Temyiz İstemi Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Gerekçe bölümünde yer alan (B) paragrafında açıklanan nedenle dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde yer alan (C) paragrafında açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2020/166 Esas, 2020/167 Karar sayılı kararında katılan ... vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,D. Sanıklar ... ve ... Haklarında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde yer alan (D) paragrafında açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2020/166 Esas, 2020/167 Karar sayılı kararında katılan ... vekili ile sanıklar ... ve ... müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLEDİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2022 tarihinde karar verildi

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla