Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2022/8240 E. , 2023/1002 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile yeni hüküm kurulması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Ka
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2022/8240 E. , 2023/1002 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile yeni hüküm kurulması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2020/280 Esas, 2021/242 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/2371 Esas, 2022/374 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekilinin temyiz sebebi haksız tahrike, ceza miktarına, 2. Sanık müdafiinin temyiz sebebi suç vasfına, meşru savunmaya, meşru savunmada sınırın aşılmasına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sanık ... ile arkadaşı ...'ın ortak aldıkları motosikleri ...'a sattıkları, ...'ın paranın tamamını ödemediği, bu nedenle taraflar arasında anlaşmazlık bulunduğu, olay tarihinde bir yerde buluşmak üzere sözleştikleri, ...'ın yanında sanık ... ve kuzeni ...'ın geldiği, ...'ın olay yerine tek geldiği, peşinden ... ile ...'ın, en son da maktul ile...'ın geldikleri, maktulün kuzeni olan ...'a karşı tarafın yüklendiğini görmesi ile tartışmaya dahil olduğu, “hayırdır ne parası bu” diye bağırınca gerginliğin arttığı, taraflar arasında itişme başladığı, önce maktul ...'in silahı çekip ateşlediği, ...'ı kasık bölgesinden yaraladığı, ardından sanık ...'ın tabancasını çekip maktulü ateş ederek öldürdüğü, olayda ...'ın da sol kolundan yaralandığı anlaşılmıştır. 2. Otopsi raporu, olay yeri tutanakları, bilirkişi raporları, dosya arasında bulunan olay yerini gösteren kamera kayıtlarını içeren CD, sanığın ikrar içeren savunması, katılan ve tanık anlatımları, yargılama sürecine ilişkin tüm evraklar dosya arasında bulunmaktadır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, olayın gelişim süreci aynı kabul edilmiş ise de; Maktulden kaynaklanan haksızlık içeren eylemlerin ağırlığı gözetilerek haksız tahrik hükümlerinin en üst oranda uygulanması gerektiği kanaatiyle yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Katılan Vekilinin Haksız Tahrike Yönelen Temyiz İstemi Aralarında alacak verecek konusu bulunan ......, ile sanık ... ve ...'ın buluştuğu ortamda yanlarında bulunan arkadaşlarının da dahil olduğu bir tartışma yaşandığı, gerginlik devam edince önce maktulün silah çektiği, sanık ...'ın da silahını çekip maktulü ateş ederek öldürdüğü, maktulden kaynaklanan haksızlık içeren eylemlerin ağırlığı göz önüne alınarak bölge adliye mahkemesince duruşma açılarak yapılan uygulamada isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık Müdafinin Temyiz İstemleri a. Meşru Savunmaya Yönelik 1. Sanık müdafiinin meşru savunmaya yönelen temyiz sebepleri yönünden öncelikle, 5237 sayılı Kanun’un 25 ... maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer verilen meşru savunma müessesesinin sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. 2. Meşru savunma, 5237 sayılı Kanun’un 25 ... maddesinin birinci fıkrasında; “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” Şeklinde bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir. 3. Bahse konu hüküm gereği meşru savunma kurumunun uygulanabilirliği için saldırının, korunmaya değer nitelikteki herhangi bir hakka yönelmiş olması yeterlidir. (5237 sayılı Kanun’un 25 ... maddesinin gerekçesi: “Bir kere her türlü hakka yönelik haksız bir saldırıya karşı meşru savunmanın söz konusu olduğu belirtilmiş ve böylece kurumun, bazen anlamsız ve sosyal gereklere aykırı düşecek derecede dar tutulmasının önüne geçilmesi istenilmiştir. ... Ayrıca şu husus da belirtilmelidir ki, kişileri suç işlemekten caydıracak en etkin araçlardan birisi, suç işlediklerinde karşılık görebilecekleri endişesi olduğundan, meşru savunma hakkının böylece genişletilmesi, kriminolojik yönden caydırıcı etki de yapabilecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.) 4. Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda vurgulandığı üzere 5237 sayılı Kanun’un 25 ... maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. a) Saldırıya ilişkin şartlar: i) Bir saldırı bulunmalıdır. ii) Bu saldırı haksız olmalıdır. iii) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur. iv) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır. b) Savunmaya ilişkin şartlar: i) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır. ii) Savunma saldırana karşı olmalıdır. iii) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır. 5. Olayın meşru savunma içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için saldırıya ilişkin şartların yanında savunmaya ilişkin de şartların oluşması gerekmektedir. Savunmada zorunluluk bulunsa da savunmanın saldırı ile orantılı olması gerekir. Bu orantılılık belirlenirken saldırının yer ve zamanı, saldıran kişinin o anki durumu savunmada bulunan buna uygun bir tepki verip vermediği değerlendirilmelidir. 6. Bu açıklamalar kapsamında somut olay irdelendiğinde; meşru savunmanın koşulları oluşmadığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir. b. Meşru Savunmada Sınırın Aşılmasına Yönelik 5237 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında, hukuka uygunluk nedenlerinden sadece meşru savunma için sınırın aşılmasına ilişkin özel bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre bu hükmün uygulanabilmesi için; 1- Meşru savunma ile korunabilecek bir hakkın bulunması, 2- Saldırıya ilişkin şartların var olması, 3- Savunmaya ilişkin şartlardan "ölçülülük ya da orantılılık" şartının, savunma lehine ihlal edilmesi suretiyle sınırın aşılması, 4- Sınırın aşılmasının mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi gerekmektedir. Tüm bu şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, meşru savunmada sınırı aşan faile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ceza verilmeyecektir. Sanığın, maktul tarafından başlatılan ve devam etmekte olan, ortamda bulunan ...'ın kasığından hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına neden olan haksız saldırıyı defetmeye çalıştığı, sanığın eyleminde maktulden kendisine ve ortamda bulunan diğer kişilerin vücut dokunulmazlığına karşı gerçekleşen ve tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anki hal ve şartlara göre, saldırıyla orantılı bir şekilde defetme zorunluluğunda bulunmasına rağmen, bu sınırı mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla aştığı ve maktule bir el göğüs bölgesine ateş ederek ölümüne neden olduğu olayda 5237 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. c. Suç Vasfına Yönelik Sanığın elverişi vasıta ile göğüs bölgesine ateş ederek öldürmesi eyleminde, sanığın ani gelişen kastla maktulü öldürdüğü anlaşılmakla, suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. d. Eksik İncelemeye Yönelik Üzerine atılı suçlamaları kabul eden sanığın üzerine atılı suçun ikrar, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünün (2-b) bendinde açıklanan sanık lehine meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/2371 Esas, 2022/374 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğu ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Bozma ilâmı içeriğine göre tahliye talebinin KABULÜ ile bu suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu yada hükümlü değil ise salıverilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 13.03.2023 tarihinde karar verildi. (Karşı oy) KARŞI OY ...'ın müşteki ......,'a motosiklet sattığı, bu alışverişe sanık ...'ın aracı olduğu, ...'ın motosiklet bedelini ödememesi nedeniyle olay günü tarafların yanında diğer tanıklar olduğu halde olay yerinde buluşup konuştukları, ...'ın kuzeni olan maktul ...'in de yanında ...ile olay yerine en son gelip konuşmaya dahil olduğu, maktulün, sanık ve yanındakilere tepki gösterdiği, "hayırdır, ne parası bu, ne sıkıştırıyorsunuz ...'ı " diyerek çıkıştığı, bunun üzerine taraflar arasında arbede yaşandığı, maktul ...'in tabancasını çıkartarak ...'ı kasık bölgesinden yaraladığı, maktulün tabancayı bırakmadığı, ... ve oradakilerin tabancayı almaya çalıştığı sırada sanık ...'ın bir iki adım geri adım atarak, kendi tabancasını çıkartarak, maktul ...'e nişan alıp, ona ateş ettiği, maktul ...'in yere düştüğü, bundan sonra sanık ...'ın tabanca ile tekrar ateş etmeye çalıştığı, tabanca bulunan elini sağa sola hareket ettirdiği, tabancanın patlamadığı, bir iki sefer daha tabancayı kurduğu, sonrasında olay yerinden kaçarak ayrıldığı olayda; ilk olarak tabancanın maktul ... tarafından çekildiği ve ...'ın vurulduğu sabit ise de, maktulün ilk olarak tabancayı çekmesinden sonra bizzat şahısları hedef alarak öldürücü yaralar meydana getirecek şekilde ateş etme eylemine girişilmediği, kuzeni ...'ı bulunduğu durumdan kurtarmak için oradakileri korkutmak istediği, hatta tabancanın kullanılmaması için başta amcasının oğlu ... tarafından tabancanın maktulden alınmaya çalışıldığı, bu sırada onun tabancasından çıkan mermi ile tanık ...'ın yaralandığı, ancak halen sanığa ya da oradaki diğer kişilere maktul tarafından bizzat tabancanın doğrultularak hedef alınması ya da ateş edilmeye çalışılması veya ateş edilmesinin gerçekleşmediği, bu nedenle somut olayın özellikleri göz önüne alındığında, oradaki sanık ve diğer kişilerin hayatına yönelik ciddi, somut ve hali hazırda gerçekleşen bir saldırının bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulama olanağı somut olayda bulunmadığı, bu nedenle kararın onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.