İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2023/1363 Karar: 2024/6613 Tarih: 2024

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2023/1363 K.2024/6613

1. Ceza Dairesi 2023/1363 E. , 2024/6613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2157 E., 2022/2995 K. SUÇLAR : Olası kastla nitelikli öldürme ve bu suça yardım etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2023/1363 E. , 2024/6613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2157 E., 2022/2995 K. SUÇLAR : Olası kastla nitelikli öldürme ve bu suça yardım etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2023/1363 E. , 2024/6613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2157 E., 2022/2995 K. SUÇLAR : Olası kastla nitelikli öldürme ve bu suça yardım etme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma Sanık ... müdafii kanuni süre içerisinde temyiz isteminde bulunmuş ise de; sanığın 16.09.2024 tarihli beyanı ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, sanık ... müdafiinin temyiz isteği yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/119 Esas, 2022/50 Karar sayılı kararı ile; a.Sanık ... hakkında maktule karşı olası kastla nitelikli öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bendleri, 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, b.Sanık ... hakkında maktule karşı olası kastla nitelikli öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2022/2157 Esas, 2022/2995 Karar sayılı kararı ile; a. Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin, katılan Bakanlık vekilinin ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine, b.Sanık ... hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca "beraatine" karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık ...'nin ve sanık ...'in nitelikli kasten öldürmeden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan Kurum vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden katılan Bakanlık vekilinin temyizine binaen yapılan incelemede; sanıklar ... ile ...'ın uzaktan akraba oldukları, sanık ...'nin eşinden resmi olarak boşandıktan sonra, bir süre Ufuk isimli bir şahıs ile birlikte yaşadığı, bu birliktelikten bir çocuğu daha olduğu, daha sonra ise önceden tanıdığı ... isimli şahısla bir süre görüştüğü, zaman zaman cinsel ilişkiye girdikleri, sanığın iddiasına göre son görüştüklerinde ...'ın kendisi ile zorla cinsel ilişkiye girdiğini ve hamile kaldığını belirttiği, sanığın çocuğu doğurmak istemediği, ancak maddi durumu kötü olduğu için aldıramadığı, düşük yapmaya çalıştığı, başarılı olamadığı, olay tarihinde doğum sancıları başladığında, diğer çocuklarını üst katta oturan ağabeyinin evine gönderdiği, evinin banyosunda saat 19:00 sıralarında doğumu gerçekleştirdiği ve bir erkek çocuk dünyaya getirdiği, göbek bağını kendi imkanlarıyla kestikten sonra bağlamadığı, bu vaziyette çocuğu bir cekete sararak bir bez torbaya koyduğu, ardından ...'i çağırdığı, ...'in motosikletiyle geldiği, kendisini kız kardeşinin evine götürmesini istediği, yolu tarif edeceğini söyleyerek motosikletin arkasına bindiği, yolu tarif ettiği, postane sokağına doğru bir yerde sanık ...'den durmasını istediği, motordan inerek elindeki poşeti verip geleceğini söylediği, sanık ...'nin bebeği, ...'in görmeyeceği şekilde saat 23:00 sıralarında bir inşaatın yanındaki direğin dibine bıraktığı, cesedi ertesi gün inşaat işçileri tarafından saat 10:00 sularında bulunduğu, 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 09.08.2021 tarih 40968900-101.01.02-2021/82457-4210 sayılı raporunda "Miadında rahim içi gelişim gösteren bebeğin canlı olarak doğmuş olduğu ölümünün rahim içinde oluşan akciğer enfeksiyonu, yaygın amniyon ve mekonyum aspirasyonuna bağlı solunum yetmezliği sonucu meydana gelmiş olabileceği gibi doğum sonrası göbek kordonunun bağlanmaması, soğuk ortamda bırıkılması, rahim içinde oluşan akciğer enfeksiyonu, yaygın amniyon ve mekonyum aspirasyonuna bağlı solunum yetmezliğinin müşterek etkisi sonucu da meydana gelmiş olabileceği mevcut verilerle bu mekanizmalar arasında tıbben ayrım yapılamadığı oy çokluğu ile mütalaa" edildi, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 22.12.2021 tarih 40968900-101.01.02-2021/149914-7033 sayılı raporunda "rahim içinde oluşan akciğer enfeksiyonu, yaygın amniyon ve mekonyum aaspirasyonuna bağlı solunum yetmezliği ile doğan bebeğin doğum sonrası vakit kaybetmeksizin göbek kordonunun bağlanması, giydirilerek vücut ısısının yükseltilmesi, emzirilmesi ve hastaneye getirilmesi gerektiği ancak tüm bunların yapılması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı oy birliği ile mütalaa" edildiği; sonuç olarak soğuk bir ortam ile meskun olmayan mahalle bırakılan maktulün, ana rahmi içinde oluşan akciğer enfeksiyonu, içinde bulunduğu sıvı ve dışkının soluk borusuna kaçması, soğuk ortamda bırakılması ve göbek bağının bağlanmaması nedeniyle öldüğü olayda; 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edilmediği, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4.5237 sayılı Kanun'un 97 nci maddesinde terk suçunun düzenlendiği, maddenin ilk fıkrasında terk olgusunun başlı başına bağımsız bir suç olarak tanımlandığı, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüş ise neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunacağının belirtildiği, suçun konusu yaşı ve hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan kimseler olduğu, suçun failinin ise bu kimseler üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler olduğu, sözkonusu suçun yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan kimseyi kendi haline terk etmekle oluşacağı gibi icrai davranışla da gerçekleştirilebileceği, maddenin ikinci fıkrasına göre; terk edilen kişinin bir hastalığa yakalanması, yaralanması veya ölmesi hâlinde, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunacağı, failin meydana gelen ağır ve başka neticeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için, bu netice açısından en azından taksirinin bulunması gerektiği, fakat, bu madde kapsamında sözkonusu edilen terk olgusu hâlinde, meydana gelen netice açısından failin çoğu zaman muhtemel kastla hareket ettiğini gözönünde bulundurmak gerektiği, sanığın, bakım ve gözetim altında bulunan ve rahim içinde oluşan akciğer enfeksiyonu, yaygın amniyon ve mekonyum aspirasyonuna bağlı solunum yetmezliği ile doğan bebeği başka şekilde öldürme imkanı varken inşaat önüne bıraktığı ve icrai bir hareketle terk suçunu işlediği ancak terkin ölümün meydana gelmesinde etkisi olması nedeniyle sanığın "neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi gereğince cezalandırılması" yerine, fiilin olası kastla öldürme suçu kapsamında kaldığı kabul edilerek, suç vasfında yanılgıya düşülmesi suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 5.Sanık ...'den olan maktulün nüfusa kayıtlı olmadığı ve mahkemece nüfusa kaydedilmesine yönelik herhangi bir işlemin de yapılmadığı anlaşılmakla, nüfusa kayıt işlemlerinin yapılması, akabinde doğum ve nüfus kaydının dosya içerisine konulması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR 1.Sanık ... müdafiinin temyizi bakımından yapılan incelemede; Sanığın, temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2.Sanık ... hakkında verilen beraat kararı yönünden katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemin incelenmesinde; Gerekçe bölümünde (1) numaralı bendde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2022/2157 Esas, 2022/2995 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Sayın Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 3.Sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Gerekçe bölümünde (4) ve (5) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri suçun vasıflandırılması ve eksik inceleme yönünden yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2022/2157 Esas, 2022/2995 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye suçun vasıflandırılması yönünden aykırı olarak, Sayın Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren Fethiye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Sanıklardan ...'ın 04.10.2020 günü saat 19 civarında kendi imkanları ile doğum yaptığı, sanık ...'nin bu çocuğun babası ile evli olmamasından ötürü en baştan bu yana çocuktan kurtulmak istediği, sanık ...'nin saat 19.00'da doğum yapmasından sonra çocuğun göbek bağını bağlamadığı, çocuğu beslemediği, saat 24 civarına kadar hiçbir bakımını yapmadığı, saat 23 civarında diğer sanık ...'ı çağırdığı, sanık ...'nin evinin önüne gelen ...'in kullandığı motosiklete binerek 17.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere bebeği etrafında boş alan ve tarla olan çıkmaz yol sonundaki inşaatın yanında bulunan otların içerisine ve tuğla yığınlarının bulunduğu yere bıraktığı, buranın insanların geçiş güzergahı üzerinde bulunmadığı bu sebeple bebeği bıraktığı yerin başkaca insanlarca görülerek bebeğin alınabileceği bir yer olmadığı, çocuğun gece saat 00.09'da bırakılması sebebiyle bulunabileceği bir saat olarak kabul edilemeyeceği, esasen göbeği bağlanmamış bir bebeğin öleceğinin tıbben mutlak olduğu, üç çocuk annesi sanık ...'nin bu hususu bilmemesinin mümkün olmadığı, her ne kadar adli tıp kurumu birinci ihtisas kurulunun 09.08.2021 tarihli raporunda ölümün göbek kordonunun bağlanmaması, soğuk ortamda bırakılması ve başkaca etkenlerden meydana gelebileceği ve tıbben ayrım yapılamayacağı mütala edilmişse de aynı rapora doçent doktor ...'ın muhalefet yazarak ölüm sebebini göbek kordonunun bağlanmaması ve soğuk ortamda bırakılması olarak belirttiği, bu sebeple Adli Tıp Kurulundan yeniden rapor alındığı, bu raporda yine ölüm sebebine ilişkin tıbben ayrım yapılamayacağının bildirildiği, sanık ...'in 29 Ekim 2020 tarihinde Cumhuriyet savcılığında alınan ifadesinde sanık ...'nin hamile olduğunu 5-6 aydır bildiği şeklinde beyanda bulunduğu, sağ olarak doğduğu sabit olan bebeği taşıyan sanık ...'in sanık ...'nin doğum yapmış olduğunu fark etmemesinin mümkün olmadığı gibi canlı bebeğin sesinin duyulacağı, çantada bebek bulunduğunun fark edileceği, aynı şekilde sanık ...'nin gece 24'te ıssız bir yere poşet bırakıp gelmesinin olağan bir olay gibi ... tarafından anlaşıldığını kabul etmenin mümkün olmadığı, kaldı ki sanık ...'nin 06.07.2021 tarihli celse de sanık ... ile karşılaştıklarında ...'in bu çocuğu ne yapacaksın diye sorduğunu, sanık ...'in kendisini oraya götürdüğünü, ben sana yardım ederim bir yere bırakırız dediğini, sanık ...'in çocuğu oraya bırak orada gören olmaz dediğini beyan ettiği, sanık ...'nin oluşa uygun bu beyanlarına göre her iki sanığın bebeği bulunduğu yere ölmesi ihtimalini gözeterek değil ölsün diye bıraktıkları, nitekim göbek bağı bağlanmamış bir çocuğun yaşama ihtimali bulunmadığı, bebeğin başka sebeplerle ölmesi ihtimali var ise de her halukarda göbeği bağlanmamış olması sebebiyle ölümün kaçınılmaz olduğu, sanıkların birlikte hareket ederek bebeğin ölmesini sağlamak maksadıyla hiç kimsenin bulamayacağı bir mahale bıraktıkları, böylece sağlık ...'nin kendi bebeğini kasten öldürdüğü, sanık ...'in de bu eyleme TCK'nin 39. maddesinde tanımlanan şekilde yardım ettiği anlaşıldığından, sanık ...'in beraatine ilişkin kararın onanmasına dair çoğunluk görüşüne ve sanık ...'nin eylemlerinin terk suçunu oluşturduğuna dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla