Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2023/252 E. , 2025/1210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/216 E., 2022/281 K. SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, silahla tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf in
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2023/252 E. , 2025/1210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/216 E., 2022/281 K. SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, silahla tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlardan; sanık ... hakkında verilen hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca, sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan verilen hükmün Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından suç vasfına yönelik aleyhe temyiz edilmesi nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararı gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstinaf bozması üzerine Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli ve 2021/222 Esas, 2021/472 Karar sayılı kararı ile; a. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a, 29, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, b. Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardımdan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir. 2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 10.02.2022 tarihli ve 2022/216 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükümlere yönelik sanık ... müdafii ile Cumhuriyet savcısının (... aleyhine) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; mahkûmiyet kararının usûl ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanıklar ... ve ...'un ...'e yönelik eylemlerinde sanık ...'un kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, sanık ...'in kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardımdan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Dutluk parkında bekçi olarak çalışan mağdur ... ile yakında bulunan lunaparkta bekçi olarak çalışan sanık ... arasında alacak verecek meselesi bulunduğu, ...'in ...'dan olan alacağını alamadığını iddia edip ondan parasını istediği, bu olaya ...'un kuzeni olan temyiz dışı maktul ...'ın dahil olduğu, taraflar arasında husumet meydana geldiği, 27.11.2016 tarihinde mağdur ...'in sanık ...'un çalıştığı lunapark bekçi kulubesini içinde ... ve arkadaşları ...'in de bulunduğu sırada kurşunladığı, ...'ın alnına gelen saçma taneleri isabeti ile yaralandığı, olay günü mağdur ...'in bekçi olarak çalıştığı Dutluk parkında bulunduğu sırada, temyiz dışı maktul ...'ın tüfekle geldiği, ... ve ...'ın karşılıklı birbirlerine ateş açtıkları, ...'ın yaralanması ve tüfeğinin tutukluk yapması üzerine sanıklar ... ve ...'u aradığı, olay yerine gelen ...'un da araçtan aldığı tüfekle ...'e ateş ettiği, ...'in araçtaki diğer tüfeği maktule verdiği, karşılıklı çatışmanın sürdüğü, polisin gelmesi ile olayların sona erdiği, ...'ın av tüfeği saçma tanesi yaralanmalarına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve komplikasyon sonucu öldüğü, olayda başka yaralanan bulunmadığı anlaşılmıştır. 2. Sanık ... hakkındaki hüküm yönünden a) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eksik inceleme bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. b) Temyiz dışı maktul ... ile mağdur ... arasında çıkan silahlı çatışmada ...'ın yaralandığı, tüfeğinin tutukluk yaptığı, durumu sanıklar ... ve ...'e haber verdiği, sanıklar ... ile ...'un hemen Dutluk parkına geldikleri, ...'un araçta bulunan tüfekle ...'i hedef alıp ateş açtığı, olay yerinde ...'dan ele geçen tüfekten atılmış 5 adet boş kovan bulunduğu, parka yakın yerde oturan tanık M.Ş'nin "ilk silah sesleri sonrası, iki kişi parka koşarak girdi" şeklinde, sanık ...'un "havaya ateş açtım" şeklinde anlatımda bulunmalarına göre; Husumetin taraflarından birinin sanık ... olması da göz önüne alınarak, sanığın olay yerinde maktulle aynı tarafta yer alıp hedef gözeterek ...'e yönelik öldürme kastı ile ateş açtığı, somut olayın özellikleri dikkate alınarak silahla tehdit kastıyla hareket ettiğinin söylenemeyeceği, ...'in şelale kısmına saklanarak ve tüfekle karşı ateş açarak yaralanmaktan kurtulduğu olayda, sanık ...'un eylemine bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35, 29. maddeleri gereği cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hüküm yönünden; Temyiz dışı maktul ... ile mağdur ... arasında başlayan silahlı çatışmadan haberdar olup olay yerine gelen sanık ...'in araçta bulunan tüfeği maktule verdiği, maktulün bu tüfekle eylemine devam ettiği olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35, 39/2-c maddesi kapsamında yardım eden olarak nitelendirilip bu suçtan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan (2) ve (3) numaralı paragraflarda açıklanan "sanık ...'un kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, sanık ...'in kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardımdan cezalandırılmaları gerektiği" nedenleriyle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 10.02.2022 tarihli ve 2022/216 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, sanık ...'un 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi gereği kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar. Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCKnın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin ... şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Katılan sanık ... ile maktul ... arasında önceden anlaşmazlık bulunduğu, katılan sanığın cep telefonuna atılan mesajlardan da bu durumun anlaşıldığı, yine katılan sanık ... ile sanık ... arasında bir anlaşmazlık bulunduğu, lunaparkta bekçilik yapan ...'ın iş yerine gelen ...'ın aracın içerisinden silahla ateş ettiği, bu olaya ilişkin Sorgun Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2017 tarih 2017/79 esas 2017/560 karar sayılı ilamı ile yapılan yargılama sonunda sanık ...'ın silahla tehdit suçundan cezalandırıldığı, 26/11/2016 tarihinde maktul ... ...'un katılan sanık ...'ı tehdit ettiği ancak maktulün 15/12/2016 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle Sorgun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/158 soruşturma ve 2017/219 karar sayı ile maktul ... ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, 01/12/2016 tarihinde akşam saatlerinde sanık ... ve dayısı maktul ... ile sanık ...'in katılan sanık ...'ın bekçilik yaptığı Dutluk Parkı'na geldikleri, araçlarla parkın girişine geldiklerini gören katılan sanık ...'ın köpek kulübesinde sakladığı av tüfeğini alarak yapay şelalenin üst katına koştuğu, sanık ... ve maktul ...'un ellerinde de tüfek bulunduğu, ...'ın yapay şelaleye saklandığını görünce ellerindeki silahları ateşledikleri, katılan sanık ...'ın şelalenin üst katında ve karanlık yerde saklandığı, bulunduğu yerden diğer sanıkları ve maktulü gözlemlediği, 155 ihbar hattını arayarak polise hemen gelmelerini söylediği ve bu sırada "Mithad git" diye bağırdığı, maktul ...'un şelalenin merdivenlerine yönelip ateş ederek üzerine geldiğini gören katılan sanık ...'ın da ateş ederek engel olmaya çalıştığı, maktule isabet eden saçma taneleri nedeniyle yaralandığı, bu esnada polis ekiplerinin olay yerine geldikleri, silah seslerinin geldiği yerin karanlık olması sebebiyle tarafları göremedikleri, polisin "dur, polis, at silahı teslim ol" çağrılarına rağmen sanık ...'ın "... çık senin a..ına koyacağız" diye bağırarak ateş etmeye devam ettiği, yine maktulun yaralanmasından sonra geri dönmeyip katılan sanık ...'a doğru ilerlemek istediği sırada katılan sanık ...'ın bir el daha ateş ettiği ve maktulun vurulduğu, polisin uyarıları sonunda sanık ...'ın silahıyla birlikte teslim olduğu, hemen ardından elinde silah bulunan ve yaralı vaziyetteki maktul ... ile yanında silahsız olarak ...'in polis ekiplerine doğru geldiği, bu esnada maktulun elindeki silahla birlikte kanamasından dolayı yere düştüğü, olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldığı, ardından polis ekiplerince yapay şelaleye doğru yaklaşıldığı, katılan sanık ...'a teslim ol çağrısı yapılınca silahı ile birlikte teslim olduğu mahkemece kabul edilerek sanık ...'in o anki hal ve koşullar gereğince heyecan ve korku nedeniyle meşru savunmada sınırı aştığı kabul edilerek TCK'nın 27/2 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi dışında Temyiz konusu olan Sanık ... silahla tehdit suçu yerine öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyetine ilişkin bozma görüşüne katılmakla birlikte Sanık ... hakkında Her ne kadar ...'ın beyanına göre, sanığın araçta bulunan tüfeği getirip maktul ...'a vererek yardım etme eylemini gerçekleştirdiği iddia edilmiş ise de, Sanık ...'ın yargılama aşamasındaki savunmalarının çelişkili olduğu, kendisini suçtan kurtarmaya yönelik ve sanık ...'i suçlayan atfi cürüm niteliğinde (kendisi de sanık olduğu için bu beyanlar tanık beyanı gibi değerlendirilemez) başka delillerle desteklenmeyen (sanık ...'in sanık ...'in maktule silah verdiğini gördüğüne ilişkin bir iddiası da yoktur.) beyanlarına üstünlük tanınamayacağı, Olay yeri tutanağına göre sanık ...'te silah bulunmadığı ve yaralı olan maktul ... ile birlikte polise teslim olduğu, bu sırada kendisinden silah alınmadığı gibi maktul ... ve sanık ...'dan av tüfeklerinin teslim alındığı, Olay yerine önce maktul ... ...'un gittiği ve maktul ...'ın sanık ...'a yönelik olarak silahlı saldırıyı başlatması sonrasında sanık ...'in ona silahı ile karşılık vermesi ve maktul ...'ın çağrısı üzerine olay yerine gelen sanıklardan ... ve ...'in araçtan iki silah almasının söz konusu olamayacağı, zira olayda sanık ... maktul ... ve sanık ... tarafından kullanılan av tüfekleri dışında dördüncü bir silah da kullanılmadığı için ... ve ...'un ancak araçtan bir silah alabilecekleri ve sanık ...'un maktul ...'ın tutukluluk yapan silahını ondan alıp kendisinin de verdiği silahla maktulün ateş ettiği ve maktulden aldığı silahı çalıştırıp bu silahla havaya ateş ettiğinide beyan etmesi de göz önüne alındığında sanık ...'un aşamalarda çelişkili beyanları dışında olayda silah kullanmayan (olayda toplam 3 silah yani, sanık ... dışında, sanık ... ve maktul silah kullandığına göre sanık ...'in sanık ...'in silah kullandığı yöndeki beyanları maddi delillerle uyuşmamaktadır) Sanık ...'in tüm beyanlarında maktule silah vermediğini, aksine sanık ...'un ona silah verdiğini, kendisinin silahınında bulunmadığını aşamalarda istikrarlı bir şekilde savunduğu göz önüne alındığında sanığın öldürmeye teşebbüs suçuna yardım ettiği hususunda şüphe oluşmaktadır. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı için atılı suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek yerine yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan mahkûmiyetine karar verilmesine ilişkin bozma görüşüne katılmıyorum.