Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2023/5555 E. , 2024/104 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Sanık ... yönünden; Sanığın yüzüne karşı 27.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde verilen karara karşı temyiz talebinde bulunmadığı, dosya kapsamından sanık ... müdafii olduğu anlaşılan Av. ...'nun temyiz dilekçesi içeriğinde
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2023/5555 E. , 2024/104 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Sanık ... yönünden; Sanığın yüzüne karşı 27.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde verilen karara karşı temyiz talebinde bulunmadığı, dosya kapsamından sanık ... müdafii olduğu anlaşılan Av. ...'nun temyiz dilekçesi içeriğinde her iki sanık yönünden de temyiz isteminde bulunmuş ise de sanık ... yönünden müdafiilik görevi bulunmadığı gibi sanığın müdafii isteminde de bulunmadığı bu itibarla Av. ...'nun sanık ... adına hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık ... yönünden; Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/477 Esas, 2016/424 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, b) Sanık ... hakkında kasten yaralamaya yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 2. ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/477 Esas, 2016/424 Karar sayılı kararının, sanık ... müdafii Av. ..., sanık ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2020/11968 Esas, 2020/15296 Karar sayılı ilâmı ile; "1) Sanık ... hakkında kasten yaralama ... suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; a) Mağdurun yaralanmasına ilişkin hükme esas alınan ... ... ... Devlet Hastanesi ortopedi uzmanınca düzenlenen 13.08.2015 tarihli raporun adli tıp kriterlerine uymaması ve mağdurun 01.03.2016 tarihli celsede ayağında güç kaybı olduğu için ağır ... yapamadığını beyan etmesi karşısında, mağdurun tüm tedavi evrakları, raporları, varsa film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm ölçütlere göre niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alınarak sonucuna göre kasten yaralama suçu yönünden sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken yetersiz rapora dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, b) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2015 tarihli ve 2015/3 Esas – 2015/184 Karar sayılı ilamının hem 18 yaşından küçükken işlediği suça ilişkin olması hem de 1412 sayılı CMUK'un 305/1.1 maddesi gereğince kesin nitelikte olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanığın adli sicil kaydında bulunan ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2015/2 Esas – 2015/437 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, ... d) Hapis cezasına mahkumiyet hükmü yönünden Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, e) Vekaletnamesinde davadan feragat etme hususunda özel yetki bulunan katılan vekilinin 17.05.2016 tarihli celsede sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiklerini beyan etmesi karşısında, katılan sıfatı ortadan kalkan mağdur lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, ... 2) Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; a) Mağdurun yaralanmasına ilişkin hükme esas alınan ... ... ... Devlet Hastanesi ortopedi uzmanınca düzenlenen 13.08.2015 tarihli raporun adli tıp kriterlerine uymaması ve mağdurun 01.03.2016 tarihli celsede ayağında güç kaybı olduğu için ağır ... yapamadığını beyan etmesi karşısında, mağdurun tüm tedavi evrakları, raporları, varsa film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm ölçütlere göre niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alınarak sonucuna göre kasten yaralama suçu yönünden sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken yetersiz rapora dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, b) Mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun anlaşılması halinde, sanık ...’ın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının "dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına" ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (... v ... (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, c) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.04.2010 tarihli ve 2009/290 Esas - 2010/337 Karar sayılı ilamının mahkumiyet hükmü niteliğinde bulunmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” dair olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ancak sanığın adli sicil kaydında bulunan ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2009 tarihli ve 2009/299 Esas – 2009/660 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, e) Vekaletnamesinde davadan feragat etme hususunda özel yetki bulunan katılan vekilinin 17.05.2016 tarihli celsede sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiklerini beyan etmesi karşısında, katılan sıfatı ortadan kalkan mağdur lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi," Nedenleriyle bozulmasına ve sanıkların kazanılmış haklarının, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca dikkate alınmasına karar verilmiştir. 3. ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2021/53 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 58 ... maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ancak 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkı dikkate alınması suretiyle 9 ay hapis cezası üzerinden infazına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b) Sanık ... hakkında kasten yaralamaya yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 58 ... maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ancak 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkı dikkate alınması suretiyle 4 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın suç kastının bulunmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE A. Sanık ... Yönünden Sanığın yüzüne karşı 27.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde verilen karara karşı temyiz talebinde bulunmadığı, dosya kapsamından sanık ... müdafii olduğu anlaşılan Av. ...'nun temyiz dilekçesi içeriğinde her iki sanık yönünden de temyiz isteminde bulunmuş ise de sanık ... yönünden müdafiilik görevi bulunmadığı gibi sanığın müdafii isteminde de bulunmadığı bu itibarla Av. ...'nun sanık ... adına hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla Av. ...'nun temyiz isteminina 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık ... Yönünden Hüküm duruşmasında hazır bulunan sanığa son sözü sorulduktan sonra hükmün kurulması gerekirken sanıktan son sözü sorulmadan yargılamanın bitirilmesiyle hükmün tesis ve tefhimi, 5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesine açıkça aykırılık teşkil edeceğinden savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanık ... Yönünden Gerekçe başlığı altında (A) paragrafında açıklanan nedenle, Av. ...'nun temyiz isteminin, 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 ... maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... Yönünden Başkaca yönleri incelenmeyen ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2021/53 Esas, 2022/487 Karar sayılı kararının, gerekçe başlığı altında (B) paragrafında açıklanan savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin nedenle 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2024 tarihinde karar verildi.