Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/1780 E. , 2025/8060 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1349 E., 2023/1206 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi taraf
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/1780 E. , 2025/8060 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1349 E., 2023/1206 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Bir kısım katılanlar vekili ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kadirli Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2022/129 Esas, 2023/70 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 11... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2023 tarihli ve 2023/1349 Esas, 2023/1206 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik bir kısım katılanlar vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Bir kısım katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle, eksik inceleme ile karar verildiğine, suç vasfına, haksız tahrike, 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle, suç vasfına, meşru savunmaya, haksız tahrik derecesine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosya tekemmül ettirilerek karar verildiğinden eksik inceleme bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, tasarlamanın koşullarının oluşmadığı, meşru savunmanın yasal şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bir kısım katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Maktulün, olay öncesinde sanık ve kardeşlerine yönelik ''hepinizin anasını bacısını sinkaf edeyim, bu tarladan bir şey koparırsanız sizin kafanızı koparırım, sizi burada öldüreceğim'' diyerek tehdit ve hakaretlerde bulunması, sanık ve kardeşleri olay yerinden ayrılacağı sırada elinde bıçakla sanık ve kardeşi ...'in içinde bulunduğu aracı durduktan sonra açık camdan bıçağı sokmak suretiyle ...'in göğüs bölgesine bıçağı vurması ile ...'in, elini göğsü ve bıçak arasına siper etmesi sonucu elinden basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralaması, yine aynı bıçakla sanığı kovalaması şeklindeki eylemleri nedeniyle; Maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin ulaştığı boyut dikkate alındığında, haksız tahrik nedeniyle 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 29/1. maddesi uyarınca azami hadden indirim yapılması yerine yazılı şekilde 14 yıl hapis cezası belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2023 tarihli ve 2023/1349 Esas, 2023/1206 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Bozma sebebi gözetilerek sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kadirli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Mahkemenin ve Dairenin kabulüne göre; olay tarihinde il dışında yaşamakta olan sanık ...'nin düğün nedeniyle ... köyüne geldiği, bir süre kardeşleri olan ... ve ... ile birlikte oturduktan sonra hep birlikte sahibi oldukları tarlaya bakmak amacıyla gittikleri, yanlarında ...'ın yanında çalışan ...'ın bulunduğu, bu sırada maktul ...'ın da sahibi olduğu tarlaya geldiği, tarafların tarlalarının birbirine sınır olduğu, tarafların arasında tarla sınırı nedeniyle tartışma yaşandığı, maktulün sanık ve diğerlerine "hepinizin anasını bacısını sinkaf edeyim" şeklinde söz söylediği, akabinde sanık ... ve tanık ...'in ... araçla, tanık ...'ın ise arkalarından traktörle evlerine dönmek üzere yola çıktıkları, bu esnada mecburi olarak (başka stabilize yol olmadığından) maktul ...'ın evinin önünden geçtikleri, bu sırada maktulün sanık ... ve tanık ...'in içinde bulunduğu aracın yanına gelerek araçtakilerle tartıştığı, maktulün elinde bulundurduğu adli emanette kayıtlı bıçakla önce tanık ...'i yaraladığı, bu hususun dosya arasında bulunan 06/11/2021 tarihli adli muayene raporu ile sabit olduğu, maktulün daha sonra sanık ... ve tanık ...'ın da üzerine geldiği, sanık ...'nin maktülden uzaklaşmaya başladığı esnada maktulün ilk olarak sanığı kovaladığı daha sonra tanık ...'in üzerine geldiği esnada sanığın kaçmaya başladığı, bıçakla kovalamaya devam etmesi üzerine sanığın üzerinde bulundurduğu silahla maktule 5 el ateş ederek öldürdüğü olayda sanığın TCK m. 27/2’de düzenlenen meşru savunmada sınırın aşılmasına ilişkin hükümden yararlanması gerektiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Sanık ve tanıkların tarlalarında bulunduğu sırada, maktulün yanlarına gelerek elinde bıçakla ''hepinizin anasını bacısını sinkaf edeyim, bu tarladan bir şey koparırsanız sizin kafanızı koparırım, sizi burada öldüreceğim'' diyerek tehdit ve hakaretlerde bulunduğu, sanık ve kardeşlerinin maktulü sakinleştirmeye çalıştıkları, maktulün evine doğru gitmesi üzerine sanık ve kardeşleri ... ve ... ile tanık ...'ın olay çıkmaması için araçlarına binerek olay mahallinden ayrılmak istedikleri, öndeki aracı tanık ...'in kullandığı, yanında da kardeşi sanık ...'nin bulunduğu, arkalarındaki traktörde ise sanığın diğer kardeşi ... ve tanık ...'in bulunduğu, maktulün tanık ...'in kullandığı aracın önünü keserek, hepinizi öldüreceğim diyerek, elindeki bıçakla camdan ...'e doğru birkaç kez hamle yaptığı ve ...'in bıçağı tutması üzerine elinden yaralandığı, bunun üzerine sanık ...'nin araçtan çıkarak maktule ''abi ne yapıyorsun'' dediği, bunun üzerine maktulün elindeki bıçakla sanığı bir süre kovaladığı olayda; 1. Olayda kullanılan tabancanın emekli polis memuru olan sanığa ait ruhsatlı bir silah olması, 2. Sanığın aracıyla olay yerinden ayrılması için maktulün evinin önünden geçmek zorunda olması, 3. Önce sanık ve yanındakilere tehdit ve hakarette bulunan maktulün daha sonra araç içindekilere bıçakla saldırmış ve bir kişiyi yaraladıktan sonra araçtan inen sanığı bıçakla kovalamaya başlaması, 4. Mağdurun silahını karşı taraftan gelen ısrarlı ve vücut bütünlüğüne yönelik ağır ve haksız bir saldırıyı def etmek zorunluluğu altında kullanmış olması, Hususları dikkate alındığında bıçakla yapılan yaşam hakkına yönelik haksız bir saldırıya karşı savunma amacıyla sanığın, bu saldırıyı defetmek için zorunlu bir tepki verdikleri kabul edilmelidir. Diğer bir ifadeyle sanığın verdiği tepki, maruz kaldıkları ağır ve haksız saldırıyı defetmek ve kendilerini korumak amacıyla verdikleri doğal ve zorunlu bir refleks niteliğindedir. Üstelik mağdur olay yerinde kaçmaya çalışmasına rağmen maktulün elinde bıçakla sanığı birkaç metre gerisinden takip etmesi nedeniyle mağdurun kendilerine yönelik saldırıyı silahını kullanmadan durdurulma ve saldırıdan kurtulma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca ilk derece mahkemesinin sanık hakkında meşru savunma hükmünü uygulamama gerekçesi olan mağdurun olay yerinden aracıyla kaçıp gidebileceğine ilişkin gerekçenin meşru savunma bakımından kabulü mümkün değildir. Zira Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasına göre sanığın kaçma yükümlülüğü bulunmadığından, sanığın olay yerinden kaçmaması meşru savunma şartlarından yararlanması için bir gerekçe yapılamaz. Öte yandan, söz konusu olayda meşru savunma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi için asıl üzerinde durulması gereken konu, savunma ile saldırı arasında orantı bulunup bulunmadığıdır. Meşru savunma durumunda saldırı ve savunma arasında orantı kullanılan araç, aracın kullanımı ve zarar verilen hak açısından değerlendirilmelidir. Saldırıda kullanılan araçla, savunmada kullanılan araç arasında orantı bulunması gerekmekle birlikte, bu orantı araçların aynı olması manasına gelmemektedir. Maktulün birkaç metre gerisinden öldürücü nitelikte bir araç olan bıçakla kovalaması durumunda sanığın silahla karşılık vermesi orantısız değildir. Yine saldırı sanığın vücut bütünlüğüne yönelik olduğundan, maktulün vücut bütünlüğüne zarar verilmesi halinde, saldırıya uğrayan hukuki değer ile korunan hukuki değer arasında orantı olduğu kabul edilmelidir. Savunmanın orantılı olup olmadığı konusunda burada asıl tartışılması gereken husus, sanığın arkasına bakmadan ikisi öldürücü nitelikte 5el ateş etmesi şeklindeki savunmasının saldırıyı defetmeye yarayacak ve yetecek ölçüde olup olmadığıdır. Bıçakla yapılan bir saldırıya karşı sanığın havaya ve ardından ayaklarına ateş etmeden doğrudan öldürücü bölgelere ateş etmesinin orantılı bir tepki olmadığı kabul edilmelidir. Ancak savunmanın orantılı olup olmadığı konusunda değerlendirmede bulunurken, TCK m. 27/2’nin göz önünde bulundurulması zorunludur. Söz konusu hükme göre, meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmeyecektir. TCK m. 27/2’de sadece meşru savunma bakımından uygulanabilecek kusurluluğu kaldıran bir cezasızlık nedeni düzenlenmiştir. Buna göre, meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise böyle bir durumda kişinin meşru savunmanın sınırlarına titizlikle riayet etmesi her zaman beklenemeyeceğinden faile ceza verilmeyecektir. Bu hükmün uygulanabilmesi için iki şartın gerçekleşmesi gerekmektedir. Öncelikle meşru savunmanın saldırı ve savunmaya ilişkin şartlarının olayda gerçekleşmeli, ancak meşru savunmada sınır aşılmalı, diğer bir ifadeyle savunmanın gerekli ve zorunlu olanın ötesine geçmelidir. Bu durumda gerçek manada bir meşru savunma durumu söz konusudur, ancak kişi saldırının etkisiyle meşru savunma sınırını aşmakta, yani kişinin kendini savunmak amacıyla kullandığı araç veya kuvvet saldırının gerektirdiği orandan fazladır. Olayımızda sanığın kendini savunurken silahı kullanmak suretiyle verdiği zararın savunma için gerekli olandan fazla olduğu, yani meşru savunma sınırının aşıldığı kabul edilmelidir. Söz konusu cezasızlık nedeninin uygulanmasının ikinci şartı ise sınırın aşılmasının heyecan, korku veya telaştan kaynaklanması gerekmektedir. Buna göre meşru savunmada sınırın aşılması kişinin psikolojik durumundan kaynaklanmalıdır. Ancak kişinin bu cezasızlık nedeninden yararlanabilmesi için sınırın aşılmasının nedeni haksız saldırı etkisiyle oluşan heyecan, korku ve telaş şeklindeki psikolojik durumdur. Sınırın aşılmasında failin psikolojik durumu nedeniyle mazur olup olmadığının değerlendirilmesinde, saldırının şekli, saldırıda kullanılan araçlar, saldırının gerçekleştiği zaman, saldırganın ve failin fiziki durumları ve failin içinde bulunduğu psikolojik hal dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda, sanığın önce araçtakilere bıçakla saldırması ve araçta bulunanlardan birini yaralaması, ardından sanığı ısrarla ve yakın mesafeden bıçağını sallayarak takip etmesi karşısında, mağdurun mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan kaynaklanan kendini savunma güdüsüyle silahı kullandığı kabul edilerek, TCK m. 27/2 uyarınca mağdura ceza verilmemesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.