Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/6051 E. , 2025/5626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/301 E., 2024/672 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması, kısmi bozma İlk Derece Mahkemesince veril
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/6051 E. , 2025/5626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/301 E., 2024/672 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması, kısmi bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafiilerinim duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2023 tarihli ve 2020/275 Esas, 2023/482 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında maktullere karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1 ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı "iki kez" müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.05.2024 tarihli ve 2024/301 Esas ve 2024/672 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle, eksik inceleme ile karar verildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, 2. Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle, usule, eksik inceleme ile karar verildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, iştirak iradesi bulunmadığına ve derecesine, haksız tahrike, 3. Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle, eksik inceleme ile karar verildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, iştirak iradesi bulunmadığına, suç kastının bulunmadığına, 4. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, eksik inceleme ile karar verildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, iştirak iradesi bulunmadığına, 5. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, eksik inceleme ile karar verildiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, iştirak iradesi bulunmadığına, haksız tahrike, 6. Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, eksik inceleme ile karar verildiğine, suçların işlenmediğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, delillerin hatalı değerlendirildiğine, haksız tahrike, 7. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, gerekçeye, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, 8. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, delillerin hatalı değerlendirildiğinr, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, 9. Katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri özetle, suçların tasarlanarak işlendiğinden bahisle suç vasfına ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı (gerekçeli kararda sanık ...'ün suçların sübutuna yönelik yapılan değerlendirmede olay yerinde bulunan ... plaka sayılı aracın sanık ...'e ait olduğu belirtilmiş ise de anılan aracın sanık ...'ın kullanımında olduğu anlaşılmış, ancak sanık ... hakkında suçları işlediğine esas teşkil eden diğer deliller mahkumiyete yeterli nitelikte bulunduğu), hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosya tekemmül ettirilerek karar verildiğinden eksik inceleme bulunmadığı, eylemlerin sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükümlere esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eylemlere uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, bozma nedenleri saklı kalmak kaydıyla yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekili ve sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Maktul taraf olan ... ailesi ile köyün diğer aileleri arasında olay yeri olan mera arazinin sahiplenip sürülmesinden kaynaklı anlaşmazlık bulunduğu, olay sabahında ... ailesinden ...'in anılan araziyi sürmeye başlamasıyla birlikte sanıklar ..., ... ve ... ile yanlarından birkaç kişiyle birlikte ...'i uyarmaya geldikleri, sonrasında ...'in ailesine haber vermek üzere olay yerinden ayrıldığı, sanık ...'ın da diğer köylüleri olaydan haberdar ettiği ve olay yerine gelmeleri için aradığı, bu sırada ...'ın muhtar olması sebebiyle sanık ...'e de haber verdiği, olayların büyüyeceğini düşünen sanık ...'in, kolluk kuvvetlerini aradığı, devamında ... ailesinin olay yerine gelmesiyle birlikte başlayan silahlı çatışmada maktuller ... ve ...'in öldüğü olayda; a. Sanık ...'in arabulucu sıfatıyla olay yerine gelmesi, köy muhtarı olması sebebiyle olayların büyüyeceğini öngörerek durumu kolluk kuvvetlerine bildirmesi, kolluk kuvvetlerince bu durumun tutanak altına alınması, sanık ...'in 20.10.2017 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan olay anında kimlerin elinde silah bulunduğunu ve kendinin silah kullanmadığını belirttiği beyanlarının Mahkemece diğer sanıklar yönünden gerekçeye esas alınmasına rağmen sanık ... yönünden delil niteliği kabul edilmeyip çelişki meydana getirilmesi, tutanak mümzii olarak dinlenen kolluk görevlisi ...'in beyanlarında "...kimin ateş ettiğini sordum. İlk başlarda ...'dan bahsetmediler, başka bir isim söylediler ancak bu ismi şu an hatırlamıyorum." şeklinde beyanı, sanık ...'in mahkumiyetine esas katılan ... ve ...'in beyanlarında ... ve ... isimli şahısların olay yerinde bulunup kendilerine ateş ettiklerine beyanlarına karşılık ... ve ...'nin olay yerinde bulunmadıklarının sabit olması hususu ile katılanların beyanlarına itibar edilemeyeceğinin açık oluşu, sanık ...'de atış artıklarına rastlanılmaması, yapılan aramalarda suçta kullanılan silahlara rastlanılmaması ve sanık ...'in olay sırasında üzerinde olduğunu muhtarlık sebebiyle kendisine verilen ruhsatlı tabanca ile olay yerinden elde edilen kovanlarda benzerlik bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'in maktulleri öldürdüğüne dair çelişkili katılanlar beyanları dışında herhangi bir delil olmamasına rağmen sanık ... hakkında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi yerine mahkumiyetine kadar verilmesi, b. Sanıklar ... ve ...'un olay yerinde bulunduklarının sabit olduğu, ancak gerekçeye esas alınan sanık ...'in 20.10.2017 tarihli ifadesinde sanıklar için "...... ve ... dışında hepsinin elinde silah vardı." şeklindeki beyanı, katılanların sanıklar ... ve ...'un elinde silah bulunup bulunmadığı, ateş edip etmediklerine dair kendi içinde ve birbirleriyle çelişkili beyanları birlikte değerlendirildiğinde; Sanıklar ... ve ...'un, sanık ...'ın yönlendirmesi ile olay yerine geldikleri, yanlarında silah bulunduran ve maktullere ateş açan diğer sanıkların yanında yer aldıkları ve bu suretle diğer sanıkların suç işleme kararlarını kuvvetlendirdikleri şeklindeki eylemlerinin, diğer sanıkların eylemlerine yardım niteliğinde olduğu gözetilmeden, haklarında 5237 sayılı Kanun'un 39/2-a maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 39/1. maddesi hükümlerinin uygulanması yerine, yazılı şekilde iştirak derecesinde hataya düşülerek 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi hükümleri uygulanarak fazla cezalar tayini, c. Olay yeri inceleme raporu incelendiğinde; maktul ...'in (1) numaralı konumda, maktul ...'ın ise (2) numaralı konumda bulunduğu, her iki maktul arasında 25 metre mesafe olduğu, (11) numaralı bulgu incelendiğinde 10 adet 7,62 mm kovan bulunduğu ve bu kovanların maktul ...'a 12 metre mesafede bulunduğu, ayrıca olayda kullanılan diğer tüm kovanlar ve kartuşların maktullere mesafesinin en az 150 metre olduğu, ... Laboratuvar Amirliğinin 07.12.2017 tarihli uzmanlık raporuna göre; maktul ...'den alınan tüm svaplarda (sağ el, sol el, yüz ve elbise) atış artışları tespit edildiği, maktullere ait otopsi raporlarına göre de maktullere yapılan atışların uzak atış mesafesinden yapıldığı, yine sanıklar beyanlarında maktul taraftan da atış yapıldığını beyan ettikleri ve sanık ...'nin aracını olay yerinde bırakıp kaçması hususları birlikte değerlendirildiğinde; Maktul ...'in olay yerine geldikten sonra 7,62 mm mermilerle atış yapabilen bir silah ile sanık tarafından üzerine ateş ettiği sabit olduğunun anlaşılması karşısında, karşılıklı çatışma nedeniyle sanıklar hakkında maktul taraftan sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin ulaştığı boyut dikkate alındığında, haksız tahrik nedeniyle 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 29/1. maddesi uyarınca, alt ve üst sınır arasında makul (orta) bir cezanın tayin edilmesi yerine yazılı şekilde haksız tahrik hükümleri uygulanmaması suretiyle fazla cezalar tayini hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklandığı üzere "sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi, sanıklar ... ve ...'un yardım eden sıfatıyla eyleme iştirak ettikleri, sanık ... dışında diğer sanıklar hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanması gerektiği" nedenleriyle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.05.2024 tarihli ve 2024/301 Esas ve 2024/672 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, sanıklar ... ve ... yönünden oy çokluğuyla diğer sanıklar yönünden oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma sebebleri gözetilerek sanıklar ... ve ... müdafiilerinin tahliye taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, Sanık ... hakkındaki bozma nedeni gözetilerek hakkında Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2022 tarihli ve 2020/275 Esas sayılı YAKALAMA EMRİNİN KALDIRILMASININ SAĞLANMASINA, sanığın yakalanarak tutuklanmış olması halinde başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise sanık ...'in derhal TAHLİYESİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığında; Sanıklar ... ve ...'un olay yerinde bulunduklarının sabit olduğu, ancak gerekçeye esas alınan sanık ...'in 20.10.2017 tarihli ifadesinde sanıklar için "... ... ve ... dışında hepsinin elinde silah vardı." şeklindeki beyanı, katılanların sanıklar ... ve ...'un elinde silah bulunup bulunmadığı / ateş edip etmediklerine dair kendi içinde ve birbirleriyle çelişkili beyanları birlikte değerlendirildiğinde; Sanıklar ... ve ...'un, sanık ...'ın yönlendirmesi ile olay yerine geldikleri, yanlarında silah bulunduran ve maktullere ateş açan diğer sanıkların yanında yer aldıkları ve bu suretle diğer sanıkların suç işleme kararlarını kuvvetlendirdikleri şeklindeki eylemlerinin, diğer sanıkların eylemlerine yardım niteliğinde olduğu gözetilerek haklarında 5237 sayılı Kanun'un 39/2-a maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiği yönünde karar verilmiş ise de; Her ne kadar sanık olarak yargılansa da beraati gerektiği kararlaştırılan aslında olayın en önemli tanığı konumunda olan sanık ...; ... ilçesine bağlı ... köyü muhtarı olarak viranşehir ilçesinde ...'in şantiyesinde iken saat 9 sıralarında ...'ın kendisini arayıp kendisinin kirvesi olan ... ile aralarında tartışma çıktığını ve tartışmanın büyüdüğünü kargaşayı önlemek için araç bulucu olmasını istemesi üzerine jandarma astsubayı ...'i aradığını ve olay yerinde 50 kişilik ... ve o mevkideki arazi sahiplerinin bulunduğunu, ... ile aralarında 1,5 km mesafe olduğunu, ...'ı çağırıp kalabalığı dağıtın dediğini, bu sırada sanık ...'un silahsız olduğunu, sanık ...'nin elinde bir sopa gördüğünü, ... ailesi tarafından 6-7 araç ile üzerlerine doğru gelmeye başladıklarını, ... tarafından silah sesi geldiğini ve arabasına doğru kaçmaya başlayıp jandarma komutanına çatışmanın çıktığını oradan ayrıldığını söylediğini ifade ettiği, Sanık ...'un, oğlu ... ile Mardin kanalı civarındaki tarlasını kontrole gittiğini, olay yerinde bulunmadığını, Sanık ...'nin ise ... evleri mevkiindeki tarlasını kontrol ve sulamaya kardeşi ... ile ... plakalı araçla gidip tarladayken kuzeyden ve ... evlerinin bulunduğu yerden silah sesleri geldiğini, insanların kaçtığını görünce aracını orada bırakıp kaçtığını savundukları, Sanık ...'in saat 10.25'te jandarmayı arayıp ...'in merayı sürdüğünü ... ve ... isimli şahıslar ile ... ailesi arasında tartışma çıkabileceğini saat 10:45'te aradığında tartışmanın büyüyebileceğini ifade ettiği, jandarmanın "sen aşiret liderisin köylüleri sakinleştir" dediği, saat 1100'de ...'in tekrar jandarmayı arayarak çatışmanın çıktığını köyüne döndüğünü ifade ettiği, saat 11.20'de jandarmanın olay yerine vardığında olay yerinde kimsenin olmadığını maktullerin hastaneye kaldırıldığını tespit ettiği, olay yerindeki ... plakalı broadwayın olay yerinin bitiş yerine 325 metre uzaklıkta kapıları ve bagaj kapısı açık bir şekilde bulunduğu, sanıklar ... ve ...'nin el swaplarında atış artıklarına rastlanmadığının tespit edildiği ,maktullerin vurulduğu yerde 9 adet ve 1 adet olmak üzere 10 tane 7 .62 kovan mermisinin bulunduğu ve maktullerden 175 metre uzaklıkta sanıklardan birisinin attığı 5 adet kartuş ve bu noktadan 12 metre daha geride 16 adet 7.62 kovan, buradan 6 metre mesafede 3 adet kartuş ,6 metre daha geriden 4 adet kartuş, 5 metre yanda 49 adet 7.62 fişek, buradan maktullere doğru 8 metre daha yakın 5 adet 7.62 kovan, 49 adet fişekten 10 metre geride 7 adet kartuş ,15 metre daha geride 5 adet 7.62 kovan ve buradan 100 metre uzaklıkta yani maktullere 308 metre uzaklıkta 10 adet 7.62 kovan bulunduğu, Maktüllerin yakınlarının veya katılanların haklarında olay yerinde bulunmadıkları kamera kayıtları ile tespit edilen haklarında KYODK verilen ... ve ...'yi bile suçladıkları, maktuller veya yanlarında bulunanlar tarafından 2 adet silah ile toplam 10 mermi kullanıldığı halde bu yönde herhangi bir beyanlarının olmadığı göz önüne alındığında maddi delillerle uyuşmayan beyanlarına itibar edilemeyeceği Olay sırasında sanıklar ... ve ...'un olay yerinin hangi noktalarında bulunduklarının tespit edilemediği gibi böyle bir tespitinde yapılamayacağı, kovan ve kartuşların bulundukları yerlere göre olay sırasında sanıklar ... ve ...'in maktullere en yakın 175 metre mesafede veya en uzak 308 metre mesafede olabileceklerinin kabulü gerektiği , sanık ...'un silahsız olarak maktullerin atışı sonucu başlama ihtimali daha fazla olan karşılıklı bu silahlı çatışma çıktığında olay yerinde sanık olarak suçlanan şahıslardan başka 40 kişininde bulunduğu dikkate alındığında sanık ...'in olay yerine gelirken maktullere yönelik öldürme suçlarını işlemeyi kararlaştırarak olay yerine geldiklerine ilişkin aleyhine herhangi bir delil bulunmadığı gibi , sanık ...'nin olay sırasında elinde sopa olduğu kabul edilse dahi bu sopayla 175 metre mesafeden veya 308 metre mesafeden makullere yönelik herhangi bir eylemde bulunmasının söz konusu olmayacağı , sanıklar ... ve ...'ın olay sırasında silahla ateş eden diğer sanıkları destekleyici herhangi bir hareket ve sözel davranışlarının iddia dahi edilmediği, bu itibarla sanıtlar ... ve ...'in tartışma sonrası patlayan silahları izleyen tanık konumda olmaları gerekirken sanık olarak yargılanıp ceza aldıkları, sanıklar arasında bulunmalarının suça işrak ettiklerini göstermeyeceği, kaldı ki sanıklar ... ve ...'in maktulleri öldürme düşüncelerinde olmaları halinde olay yerine diğer sanıklar gibi ateşli silahla gelebilecekleri halde sanık ...'in silahsız geldiği, sanık ... ın elinde bulunan sopanın ise ancak başka şahıslarla birbirlerine vurabilecek kadar yakın iken yaralayıcı veya çok nitelikli kullanılmaları durumunda öldürücü mahiyette olabileceği, sanık ...'ın elinde bulunduğu iddia edilen sopanın niteliği belirlenemediği gibi yürürken dayanılan bir değnek veya tarlaya gidildiğinde kullanılabilecek veya kendisine bir saldırı olduğunda kendisini korumak amacıyla da taşımış olabileceği, Olayın sanıkların olay yerine geldiklerinde maktullere ve yanındakilere doğrudan ateşli silahlarla saldırmaları sonucu başlamadığı, önce tartışma ve tartışma sonrası bir müddet bekleme yani sanıkların olay yerine gelişi ile çatışmanın başlaması arasında neredeyse 2 saate yakın bir süre bulunduğu, tüm sanıkların olay yerine birlikte gelmeyip ayrı ayrı birbirlerinden habersiz geldikleri veya doğrudan birlikte geldikleri hususunda bir delil bulunmadığı, dolayısıyla olay öncesi sanıkların bir araya gelerek maktulleri öldürme konusunda aralarında bir konuşma, planlama yapmadıkları, olayın sanıkların önceden konuşarak planlayarak olay yerine birlikte gelerek doğrudan maktullere saldırmaları durumunda sanıklar ... ve ...'in yardımcı olarak suça katıldıklarının kabul edilebileceği, olayın bu şekilde başlamayıp tartışma bekleme öncelikle maktuller tarafından silahlı saldırının başlatılması yönündeki beyanlar dikkate alındığında sanıkların plansız bir şekilde hareket ettikleri dolayısıyla sanıklar ... ve ...'in olay yerinde bulunup haklarında işlem yapılmayan diğer 40 kişi konumunda kabul edilmeleri gerektiği, Bu sanıklar açısından TCK’nın 39/2. Maddesindeki 1-maddi yardım olarak a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, 2- Manevi yardım olarak ; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklindeki suç unsurlarından hiç birisinin söz konusu olmadığı, dikkate alındığında sonuç olarak her iki sanığın olaya yardımcı fail olarak katıldıkları hususlarında mahkumiyetlerine yeterli şüpheden uzak deliler elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği, aksi uygulamanın haksızlığa neden olacağı kanaatindeyim.