İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2024/6860 Karar: 2025/5624 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2024/6860 K.2025/5624

1. Ceza Dairesi 2024/6860 E. , 2025/5624 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4002 E., 2023/246 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2024/6860 E. , 2025/5624 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4002 E., 2023/246 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2024/6860 E. , 2025/5624 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4002 E., 2023/246 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 16.09.2024 tarihli ve 2023/4086 Esas, 2024/5612 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2024 tarihli ve 2023/44450 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında isnat edilen suçtan mahkumiyetine yeterli delil olmadığından bahisle düzeltilerek onama ilamının kaldırılmasına ve sanık müdafiinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanığın henüz maktule ile nişanlı olduğu dönemde ve maktulün yanında olmadığı bir sırada bankaya başvurarak maktul adına, kendisini lehdar olarak göstererek bir hayat sigortası yaptırdığı, suç tarihinde yedi aylık hamile olan maktulle birlikte Fethiye'ye geldiği ve onu, sağlıklı bir insan için bile inilmesi zor olan ... seyir terasına indirdiği, burada etraftaki ziyaretçilerin gitmesi ve maktulle yalnız kalabilmek için yaklaşık üç saat beklediği, çevrede kimsenin olmadığı bir anda uçuruma daha yakın oturan maktulü aşağıya ittiği, yaklaşık 250 metre yükseklikten düşen maktulün yüz, omur ve kafatası kırıklarıyla birleşik iç organ harabiyeti ve kanama sonucu öldüğü dikkate alındığında sanık hakkında isnat edilen suçun sabit olduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 16.09.2024 tarihli ve 2023/4086 Esas, 2024/5612 Karar sayılı temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.07.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, Sanık ile maktulün olaydan yaklaşık 8 ay önce evlendikleri, olay günü tatil için Fethiye'de bir süre gezdikten sonra Kelebekler Vadisi olarak bilinen yere gittikleri, buradan seyir terası olarak bilinen yere inerek yaklaşık 3 saat vakit geçirdikten sonra maktulün bir anda aşağı düşerek hayatını kaybettiği sübut bulmuştur. Her ne kadar sayın çoğunluk sanığın maktulü kasten öldürmesine ilişkin cezanın onanmasına karar vermiş ise de bu karara katılmıyoruz şöyle ki, sanık aleyhine olan en önemli delil evlenmeden önce sanığın maktul ile ilgili hayat sigortası yaptırması ve tek lehdarın sanık olması hususudur. Oysa ki sanığın bu sigortayı yaptırdığı kanıtlanamamıştır. Poliçedeki imza ve yazılar maktule ait olmamakla birlikte sanığa da ait değildir. Sanığın ölümden sonra parayı almak için bir müracaatının olup olmadığı anlaşılmamıştır. Kaldı ki sanık ile maktul arasındaki münasebet nazara alındığında tek lehdarın sanık olması gayet normal bir durum olup, teminat miktarı itibariyle sanığın bu parayı alabilmek için maktul ile evlenmiş olması ve bunun için bir yıla yakın bir süre beklemesi hayatın olağan akışına aykırı olup maktulenin öldüğünde 7 aylık hamile olduğu, sanığın öldürmeyi planladığı maktulü hamile bırakmasının anlamlı olmadığı, sanığın beyanları arasındaki küçük farklılıkların mahkumiyet için yeterli olmayacağı maktulenin düştüğü yerin özellikleri itibariyle bir an için dengesini kaybedip düşmesinin son derece olanaklı olduğu, sanık ile ilgili iddianın şüpheden öteye gidemediği, mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği ve bu nedenle kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden Sayın çoğunluğun görüşüne muhalefet ediyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla