Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/7097 E. , 2026/1567 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2821 E., 2024/2327 K. SUÇLAR :Nitelikli kasten öldürme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurularının esastan r
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/7097 E. , 2026/1567 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2821 E., 2024/2327 K. SUÇLAR :Nitelikli kasten öldürme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması 1.Sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçu 6284 sayılı Kanun kapsamında olmadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 298. maddesi uyarınca katılan Bakanlık vekilinin anılan suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanığın duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2024 tarihli ve 2024/54 Esas, 2024/222 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-d-e, 53... . maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b)Sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 52/2, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, Karar verilmiştir. 2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.09.2024 tarihli ve 2024/2821 Esas, 2024/2327 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere ilişkin katılan kurum vekili ile sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sübuta, eksik incelemeye, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir. 2.Katılan kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle;sanığın üst hadden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Nitelikli Kasten Öldürme Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Dosya kapsamına göre; sanığın beraber yaşadığı ...'e ait evde küçük yaştaki oğlu maktul ... ile birlikte kaldığı, olay günü tanıklarında ifadelerinde belirttiği şekilde maktul ...'ın yatağında baygın ve hareketsiz olarak bulunduğu, hastaneye götürüldüğünde ise kurtarılamayarak hayatını kaybettiği, 06/04/2022 tarihli raporda maktulün kanında uyuşturucu nitelikli amfetamin ve metamfetamin maddelerinin bulunduğunun belirtildiği, ikamette ele geçen biberonda metamfetamin maddesi bulunduğunun saptandığı, sanığın savunmasında kendisinin ve ...'in uyuşturucu maddeyi evde kullanmadıklarını belirttiği, tanık Murat'ın olay günü ... ve sanık ...'in hal ve davranışlarından uyuşturucun etkisinde bulunduklarına ilişkin beyanda bulunduğu, bu itibarla uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduklarının anlaşıldığı olayda, sanığın kendi öz çocuğunun ölümüne neden olabileceğini bilerek ve bu neticeyi göze alarak, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesinden bahsedilemeyeceği, kullanmak için bulundurulduğu anlaşılan uyuşturucu maddenin mutfakta bulundurulması hususunda yeterli ve gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek uyuşturucu maddeyi gıda ile temas ettiği anlaşılan sanığın işlemiş olduğu eylem nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 85/1. maddesi uyarınca taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanık Hakkında Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Suçun oluşmasının kastın varlığına bağlı olması, kastın, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ilkesi karşısında maktule ölüm neticesini bilerek ve isteyerek uyuşturucu madde verdiği şüpheli kalan sanığın beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. C. Takdiri İndirim Hükümleri Yönünden Sanık hakkında duruşmalarda olumsuz olarak değerlendirilecek bir tespitin yapılmaması hususunun tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde, sanık yararına 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdiri indirim hükümlerinin uygulanma koşulları oluştuğu halde madde gerekçesinde yer almayan değerlendirmeler ile uygulama yapılmaması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Katılan kurum vekilinin sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden; Yargılama konusu uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçu yönünden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun’un 237/1. maddesi uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılan kurum vekilinin sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçu ile sanık ve müdafiinin nitelikli kasten öldürme ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçlarına ilişkin temyiz istemleri yönünden; Gerekçe bölümünde A, B ve C bentlerinde açıklanan nedenlerle katılan kurum vekili ile sanık ve müdafiinin temyiz istemleri suç vasfı, sübut ve takdiri indirim uygulanması yönlerinden yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.09.2024 tarihli ve 2024/2821 Esas, 2024/2327 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak (A) ve (B) bentlerindeki bozma nedenleri yönünden Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla, takdiri indirim hükümleri yönünden ise oy birliğiyle BOZULMASINA, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise sanık ...'ın derhal TAHLİYESİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Yapılan yargılama ve temyiz incelemesi kapsamında değerlendirilen olaya ilişkin kanıt durumuna göre; 17.12.2021 doğumlu olup suç tarihinde henüz 1.5 aylık bir bebek olan maktul ...'ın sanık ...'in çocuğu olduğu ve olay tarihi olan 01.02.2022 günü annesinin yaklaşık bir haftadır beraber yaşamakta olduğu tanık ...'in evinde fenalaşarak götürüldüğü hastanede ölmüş olduğunun tespit edildiği, aynı tarihli tespitlere göre maktul ...'ın hastaneye getirildiğinde ölü durumda olduğunun belirlendiği, maktul bebek üzerinde yapılan otopsi işlemleri sonrasında ölüm nedeninin İstanbul Adli Tıp 1. İhtisas Kurulundan sorularak rapor alınmasının uygun olacağının değerlendirildiği, ... Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen 01.02.2022 tarihli olay yeri inceleme raporunda buzdolabı üzerinde içinde beyaz renkli sıvı bulunan bir çocuk biberonunun bulunduğu, ATK Antalya Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesinin 06.04.2022 tarihli raporunda küçüğün iç organlarında yapılan incelemede sistematiklerindeki uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin 86 ng/ml metamfetamin ve 3 ng/ml amfetamin bulunduğunun belirlendiği, Antalya Adli Tıp Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesinin 02.02.2023 tarihli raporunda, maktul ...'a ait biberon içerisindeki sıvı örneğinde sistematiklerindeki uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden metamfetaminin bulunduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 13.06.2022 tarihli, 2022/3568 sayılı raporunda özetle, "otopsisinde dış muayenede travmatik lezyon tarif edilmediği, iç muayenede kafatasında kırık, kafa içi kanama, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar yaralanması tarif edilmeyen maktul ...'ın travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, adli dosyada kayıtlı bilgilerde annesinin uyuşturucu-uyarıcı madde kullanma öyküsünün olduğu, 17.12.2021 tarihinde doğum yaptığı, bebeğin 01.02.2022 tarihinde yatağında baygın olarak bulunduğu, 112 acil servisinin çağrıldığı, solunum ve dolaşımının olmadığının tespit edildiği, yeniden canlandırma işlemi uygulanarak hastaneye götürüldüğü, otopsisinde ölümüne neden olabilecek travmatik değişim bulunmadığı, otopsi esnasında alınan doku örneklerinin Kimya İhtisas Dairesince yapılan tetkikinde kanda uyarıcı madde 86 ng/ml metamfetamin ve 3 ng/ml amfetamin bulunduğu, iç organlarda tespit edilen makroskopik bulgular ile iç organların histopatolojik tetkikinden elde edilen bulgular ve ölümün meydana geliş şekli birlikte değerlendirildiğinde; Bebeğin ölümünün uyarıcı madde zehirlenmesi sonucu meydana gelmiş olduğu" sonucuna varıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda özetlenen deliller ışığında küçük yaştaki maktul ...'ın ölüm nedeninin uyarıcı madde zehirlenmesi olduğu, bunun da mamasının konulduğu biberondaki uyuşturucu nitelikte metamfetamin bulgusuyla tamamen uyumlu olduğu tartışmasızdır. Sanık ... soruşturma evresindeki savunmalarında özetle, genç yaşlarından beri uyuşturucu madde kullandığını ancak maktul bebek ...'a hamile olduğunu öğrenmesini müteakip hiç uyuşturucu kullanmadığını, çoçuğunu emzirdiğini fakat bazen sütünün yetmediğini, bu dönemlerde mama verdiğini, bebeğinin biberonu ile mamasını kendisinin hazırladığını, biberona kimsenin müdahale etmediğini, hazırlıkları kendisinin yaptığını, biberona kesinlikle uyuşturucu madde koymadığını, olay günü ... ile birlikte temizlik yaptıklarını, ...'in kendisinin de metamfetamin maddesi kullandığını ancak evde kullandığını görmediğini, çocuğa hariçten zararlı bir madde vermediğini, sadece mama ve sütle beslediğini, Kovuşturma aşamasında ise, akşam ... ile saat 16.00'ya kadar temizlik yaptıklarını, bebeğini pusete yatırdığını, sonra kendisinin de biraz uyuduğunu, iki saat sonra uyandığında bebeğinin uyanmadığını, çocuğuna uyuşturucu madde vermediğini, bebeğini kendisinin beslediğini ancak biberonda nasıl uyuşturucu çıktığını bilemediğini ifade etmiştir. Soruşturma aşamasında hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilen tanık ... beyanında sanık ...'i ve çocuğu maktul ...'ı kimseleri olmadığı ve soğukta kalmasınlar diye evine aldığını, ... 'in daha önce uyuşturucu madde kullandığını arkadaşlarından duyduğunu ancak bizzat görmediğini ve evde de kullanmadığını, olay günü ortak arkadaşları olan Murat eve geldiğinde çocuğun hareketsiz olduğunu ve ölmüş olabileceğini söylemesi üzerine ambulans çağırdıklarını ancak çocuğun öldüğünü, ...'in zaman zaman bebeğini emzirdiğini, zaman zaman da mama verdiğini, çocuğuna hazır süt ve toz mamayı karıştırarak mama hazırladığını, kendisinin de zaman zaman biberonu yıkadığını, süt ve su getirdiğini, ...'e verdiğini çocuğun beslenmesini ...'in yaptığını, ...'e uyuşturucu madde temin etmediğini, çocuğun hangi nedenle öldüğünü bilmediğini belirtmiştir. Tanık ..., soruşturma evresindeki ifadesinde olay günü bebeği sevmek için eve gittiğini, kapıyı çaldığında sanık ... ile ...'in uyanmış olduklarını, bebeği sevmek istediğinde annesi ...'in karnını doyurduğunu, şu an uyuduğunu söylediği, beşiğin yanına gidip çocuğu sevmek için kucağına aldığında buz gibi olduğunu fark ettiğini, hemen ambulansı aradığını, 112 personelinin verdiği talimatlarla çocuğa kalp masajı yapmaya başladığını, ... ve ...'in şaşırdığını ve durumu anladıklarını, kendilerine "ne oldu bu çocuğa" diyerek çıkıştığını, ... ve ...'in uyuşturucu madde kullandıklarını bildiğini ve büyük bir ihtimalle uyuşturucu etkisiyle uyuduklarını tahmin ettiğini, ara sıra ...'in evine gittiğinde her ikisinin de çocukla ilgilenmediklerini, ...'in çocuğa şefkatli davranmadığını ve anne gibi muamele ettiğini görmediğini, çocuğun temizlik, beslenme, süt verilmesi ve diğer bakımları ile ... ve ...'in hiç ilgilenmediklerini gördüğünü, çocukla duygusal bağ kurmadıklarını, beyan ettiği anlaşılmıştır. Yukarıda özetlenen dosya içeriği bir bütün halinde değerlendirildiğinde sağlıklı ve düzenli bir yaşamı olmayan sanık ...'in henüz yeni dünyaya getirdiği oğlu ... ile birlikte sığındığı tanık ...'in evinde kaldığı, tıpkı olay öncesi dönemlerde olduğu gibi zaman zaman burada bulunduğu süreçte de uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını sürdürdüğü, her ne kadar bu hususta tıbbi bulgulara ulaşılamasa da olay tanığı Murat'ın anlatımlarından bu hususun anlaşıldığı, maktul ...'ın bu süreçte gerekli özenli bakımı, fiziksel ihtiyaçlarının giderilmesi noktasında görmediği, son olarak da mamasının verildiği biberonunun içinde bulunan uyarıcı nitelikteki metamfetamin maddesinin neden olduğu zehirlenme neticesinde hayatını kaybettiği anlaşılan olayda; Sanık ...'in soruşturma ve kovuşturmanın tüm aşamalarında maktul bebeğini bizzat kendisinin beslediğini, zaman zaman biberonla mama verdiğini, bu konuda çok titiz olduğunu ve başka kimsenin biberona müdahalesinin olmadığını, biberona olay anında veya öncesinde kesinlikle uyuşturucu ya da uyarıcı madde koymadığını, bunun nasıl olduğunu bilmediğini, metamfetamin maddesinin ne şekilde çıktığını anlayamadığını savunması, herhangi bir şekilde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak için dahi olsa bebeğinin biberonu içine bu nevi maddelerden bizzat kendisinin veya başkasının koyduğuna dair hiçbir savunma anlatımında bulunmaması, bu bağlamda olayın kaza eseri, bilgisizlik, dikkatsizlik, cehalet, öngörememe gibi nedenlerle ve bu bağlamda taksirle meydana geldiğine yönelik bir beyanı olmaksızın toptan inkar savunmasında bulunması, olayın nasıl gerçekleştiğini ve bebeğinin ne şekilde zehirlediğini akıl ve mantık kurallarına, olağan yaşam deneyimlerine göre açıklayabilecek herhangi bir izahatta bulunamaması karşısında belirlenemeyen bir saikle hareket ederek alt soyu olan ve kendisini beden ve ruh bakımından savunamayacak derecede küçük olan maktul ...'ı biberondaki mamasına kattığı metamfetamin maddesiyle öldürdüğü, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2011 tarih ve 2011/10-120 Esas, 2011/143 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere sanığın küçük yaştaki maktule biberon vasıtasıyla uyarıcı nitelikte metamfetamin maddesini vermek suretiyle uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma/sağlama suçunu işlediğinin tartışmasız olduğu anlaşılmakla; Sayın çoğunluğun sanığın savunmalarında dahi asla dile getirmediği ve dosya içeriğinden de anlaşılamayan hususları varsayarak ve daha ziyade merhamet ve acıma hisleriyle verildiği kanaati oluşturan ancak inceleme konusu dosyayla örtüşmeyen görüşüyle tesis ettiği suç vasfının taksirle ölüme neden olma niteliğinde olduğuna ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönündeki kabul ve uygulamasına katılmıyorum. 01.04.2026